Turizm ve Çevre Kirlenmesi – Büyük Efes – 1986

Akdeniz Bölgesinin kültür zenginliği, doğal güzellikleri, iklimi ve bu kültür birikiminin ortaya çıkardığı değişik yaşam şekillerinin ilginçliği, bu yörede turizmin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Dünyanın en çok turist çeken merkezlerinden biri’ olan Akdeniz, 250 milyon uluslararası turistten 80 ile 100 milyon kadarı bu bölgeye gelmektedir. Akdeniz kıyılarına gelen turistlerin % 60’ı buraya kıyısı olmayan Avrupa ülkelerinden gelmektedir. Ülkelerinde bütün sene görmeye alışık oldukları gri gökyüzü ve sıkıcı havadan sonra, Akdeniz’in sunduğu kum, deniz ve güneş çok çekici gelmektedir. Bunun devam edebilmesi için Akdeniz Bölgesinde, çevre korunması ve turizmi arttıracak önlemlerin alınması gerekmektedir.

Akdeniz’in etrafındaki 18 ülkede 350 milyon olan nüfusun, 2000 yıllarından sonra 71 1 milyon olan maksimum değerine ulaşacağı uzmanlarca tahmin edilmektedir. Bu büyük nüfusun yarattığı kirlenmenin yanında, endüstri bölgelerinin de hızla büyüyerek kirlenmeyi arttıracağı bir gerçektir.

Birleşmiş Milletlerin Çevre Programının organize ettiği Akdeniz’in kirlenmeden korunmasına ilişkin Mavi Plan şu değerleri belirtmektedir.

Akdeniz’e akan 350 milyon ton çökmemiş katı maddenin içerdi i önemli yabancı maddeler şunlardır:

–              36 000 ton fosfor ve 1 milyon ton azot ve benzeri.

–              60.000 ton deterjan ve 12.000 ton fenol.

–              90 ton pestisit.

–              130 ton civa, 3800 ton kurşun, 2400 ton krom ve 25.000 ton çinko.

Bu kirlenmelerde, atmosferik kirlilikler dikkate alındığında daha da artacağı bir gerçektir.

Aynı programda, uzmanlarca yapılmış bir kirlilik haritasında, Akdeniz’de toplam turistin % 75 ini çeken Japonya sahillerinin önemli bir kısmı, Fransa’nın tüm Akdeniz kıyıları ve İtalya’nın bir kısmının oldukça kirlendiği görülmektedir. Türkiye kıyılarının ise, İzmir ve İzmit körfezleri, İstanbul yöresi dışında en temiz görünüme sahip olduğu görülür.

Son 5 yılda, ülkemizde gittikçe başarı kazanan turizmin böyle canlanmasının sebebi de kıyılarımızın temizliğidir. Çünkü kirlendiği belirlenen diğer Akdeniz bölgeleri, turistler için gittikçe çekiciliğini kaybetmektedir.

Ülkemizin bu çekici durumunu koruyabilmesi ve hatta bu haritanın Türkiye’ye ayrılmış bölümüne yeni kirlenmiş bölgelerin eklenmemesi için gerekli önlemlerin alınarak ciddi çalışmaların ‘başlatılması şarttır. Sahillerimizdeki şehirlerimiz ve endüstrimiz bir işbirliği içinde, çevre korunmasında önemli olan kanalizasyon, arıtma ve çöp tesislerini, teknolojinin sunduğu modern yöntemlerden faydalanarak bir an önce kurulmalıdır.

Bu turistik yöre belediyelerine, sorunlarının çözümünde, yaz aylarında yerli ve yabancı turist akımı nedeniyle artan nüfusu dikkate alarak maddi desteğini arttırmalı ve her türlü yardımını esirgememelidir.

Sanayileşmenin ülkemiz ilerlemesi için çok önemli olduğunu bilerek, mevcut sanayi bölgelerini çevre temizleme tedbirlerini alarak korumalı, çok gerekli görüldüğü takdirde sahile kurulan yeni sanayi bölgeleri, çevre kirlenmesi konusunda ciddi önlemlerle planlanmalıdır.

Turizm sektörünün ekonomimize katkısını daha da arttırabilmek için Ege ve Akdeniz kıyılarını Büyük Efes Oteli gibi yerli ve yabancı turistlerin rağbet ettiği yerli otellerle zenginleştirmeliyiz.

Ayrıca Büyük Efes Oteli’nin nazır olduğu İzmir körfezinin de başlatılmış olan temizleme ve kirlilikten kurtarma projesinin en kısa sürede tamamlanması, İzmir’i turistlere daha çekici kılacaktır. Böylece “Ege’nin incisi İzmir” deyimi geçerliliğini koruyacaktır.

Tourism and pollution

The rich culture, beautiful scenery, pleasant climate and interesting way of life have contributed to the expansion of tourism in the Mediterranean region.

Nearly 100 million tourists have come to this region from the

tourist potential of 250 million in the whole world. Sixty percent of the tourists who come here come from countries without a seashore. Instead of the gray sky and the unpleasant climate of their country, they prefer to come here and enjoy the sun, the sea and the sand. In order for the tourists to continue to prefer the Mediterranean, pollution in the region should be prevented.

It is estimated that the population of the 18 countries surrounding the Mediterranean, which is 350 million at the moment will reach 711 million in the year 2000. Besides the pollution which is going to be created by this increase in population, expansion of the industrial regions is also going to contribute a lot to the pollution.

The Blue Plan, which was organized by the United Nations Environmental Protection Unit to prevent pollution in the Mediterranean gives the figures listed below.

The 350 million tons of unsettled hard materials include these important elements:

–              360,000 tons of Phosphorus, 1 million tons of nitrogen and similar things.

–              60,000 tons of detergent and 12,000 tons of phenol.

–              90 tons of pesticides.

–              130 tons of mercury, 3800 tons of lead, 2400 tons of chromium and 25,000 tons zinc.

If air pollution is also considered, that means that the harm is greater.

In the same program, a pollution map which has been drawn by experts shows that France’s entire Mediterranean coast and most of Italy’s coasts have been polluted. Turkey’s coasts are

clean except for the Izmir and lzmit bays and the Istanbul region.

The tourism boom in our country in the last five years has occured mainly because of the cleannes of the shores. Other Mediterranean coasts which have been defined as polluted have lived through a great decrease in the number of tourists coming.

In order for our country to preserve its attractive situation and for no other pct,lluted areas to be added to our map, a serious program should be established and followed. Modern methods of sanitation, filtration and waste disposal should be adopted and put into operation without delay, with the coordination of industrial institutions and municipality.

The municipalities in touristic regions should be subsidized financially, with regard to the increase in the number of tourists coming and thus increasing the population of these cities

during the tourism season.

Industrialization is also essential to our country, and thus can’t be put aside. Therefore, industrial projects should be realized with programs to protect the environment. If an industrial

project on a seacoast is a must, then a strict program to protect the environment should be followed.

To increase the contribution of tourism to the Turkish economy, our coasts should be enchanted with hotels like the

Grand Ephesus Hotel, which is a great attraction to both native and foreign tourists.

The purification program in Izmir Bay should also be realized without delay so that Izmir may become a greater attraction to torists. Then the idiom “Izmir is the pearl of the Aegean” will have a true meaning.              

Leave a Comment.