İTÜ 2. ENDÜSTRİYEL KİRLENME SEMPOZYUMU (24-26 Eylül 1990, İstanbul) – SANAYİMİZİN ÇEVRE KİRLENMESİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Not: Figürlerin, Tabloların ve Formüllerin daha yüksek çözünürlüklü görüntüleri için görsele sağ tıklayıp “resmi yeni sekmede aç” seçeneğini seçiniz

SANAYİMİZİN ÇEVRE KİRLENMESİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ahmet SAMSUNLU, Veysel EROĞLU, İzzet ÖZTÜRK, Lütfi AKÇA

İstanbul Teknik Üniversitesi

Çevre Mühendisliği Bölümü, Maslak, İstanbul

ÖZET

Bu tebliğde, sanayimizin çevre kirlenmesi açısından bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Değerlendirmede Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı için hazırlanan “Türkiye’de Arıtma Tesisi Kurma Önceliklerinin ve Arıtma Sektörünce Enerji Talebinin Planlanması- projesi çerçevesinde gerçekleştirilen sanayi envanteri verileri esas alınmıştır. Bu veriler bilgisayarda depolanmış, sanayimizin bölgelere ve sektörlere göre dağılımı, atıksu miktarı ve çalışan inci sayısına göre belirlenmiştir. Buna ilave olarak Türkiye genelinde, sanayimizin kesif olduğu bazı sanayi şehirlerinde ve belli başlı sanayi dallarında, arıtma tesisi kurma oranları atıksu miktarları esas alınarak incelenmiştir. Türkiye sanayiinde ağırlığın gıda sektöründe olduğu görülmüştür. Ülke genelinde ve bütün sektörler bazında arıtma tesisi kurma oranının % 29 gibi bir seviyeye ulaştığı bu oranın Kocaeli ve İzmir sanayi merkezleri ile Kimya ve Kağıt sanayiinde daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

ANAHTAR KELİMELER

Sanayii Envanteri, Sanayi Dağılımı, Sektörel Dağılım, Arıtma Tesisi, Atıksu.

SUMMARY

This paper deals with the environmental assessment of Turkish Industry. In this study, of the basic data which have been collected in the frame work of project entitled The Planning of Treatment Plant Construction Preferences and Energy Demand for the Wastewater Treatment Sector in Turkey” was evaluated. This project has been prepared for the Prime Ministar’s ndersecratary for the Environment. The data collected by a special inquiry, was stored in a computer and then were processed to determine the regional distribution of industrial plants as well as sectors considering the amount of waste water and the number of workers. In the mean time percents of waste water treatment plant installation have been determined for each of these regions and of industrial sectors. It has been observed that about 29 % of Turkish Industry have own treatment facilities.

  1. GİRİŞ

Dünya’daki çevre kirlenmesinin sanayileşme dönemi ile başladığı bilinen bir gerçektir. 19. Yüzyılın sonlarına doğru Almanya ve İngiltere’nin sanayi bölgelerinde ortaya çıkan çevre kirlenmesi, zaman içerisinde sanayileşmeye paralel olarak Dünya’nın diğer ülkelerine de yayılmış ve günümüzde insanlığın geleceğini tehdit eden en önemli meselelerden. biri haline gelmiştir. Ülkemizde ise sanayi-çevre ilişkisi açısından üç devre yaşanmış

1. Devre: Ne pahasına olursa olsun sanayileşelim devresidir. İğnenin dahi yurtdışından ithal edildiği bu dönemde sanayileşmenin büyük bir önemi vardı, çevre kirlenmesinin sözü bile edilmiyordu. Çimento fabrikalarının bazı şehirlerin civarına kurulması bu devrenin özelliklerine belirgin bir misal olarak verilebilir.

2. Devre: Geçiş dönemidir, bu devrede çevre kirlenmesinin etkileri ve bedeli hissedilmeye başlanmıştır. Bu dönemde sanayiinin uygun yerlere kurulması gibi tedbirlerin alınmasının gereği ortaya çıkmıştır.

3. Devre: Çevrenin korunmasının gereğinin herkese kabul edildiği, çevrenin kalkınma için feda edilemeyeceğinin anlaşıldığı devredir.

Bu devrelere paralel olarak Türkiye’de çevre konusunun bilim adamlarınca ele alınması 1960’lı yıllarla birlikte başlamıştır. 1976-1978 yılları arasında 3 üniversitemizde başlayan lisans seviyesindeki çevre mühendisliği eğitimi, bugün 9 üniversitemize yayılmış bulunmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak devlet kademesinde de çevre koruma açısından teşkilatlanmaya gidilmiş ve 1978 yılında Çevre Müsteşarlığı kurulmuştur. Daha sonra Çevre Genel Müdürlüğüne dönüştürülen bu teşkilat, 9 Kasım 1989 tarih ve 20337 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Çevre Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile tekrar Çevre Müsteşarlığı haline getirilmiştir. Önceleri danışma ve araştırma kurumu hüviyetinde olan bu teşkilatın, son zamanlarda yeni bir yapılanmaya girmesi ve bölge teşkilatlarını kurma yönündeki çalışmaları sevindirici gelişmeler olarak takip edilmektedir.

Çevre kirlenmesini izlemeye ve önlemeye yönelik çalışmalar İller Bankası ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlükleri gibi kuruluşlarca da ele alınmaktadır. İller Bankasınca bazı kasaba ve şehirlerin arıtma tesisleri kurulmuş olup, diğerleri ise inşa veya proje safhasındadır. Büyükşehir Belediyeleri bünyesinde kurulan Su Kanalizasyon İdareleri de altyapı faaliyetleri yanı sıra özellikle sanayiden kaynaklanan çevre kirlenmesinin önlenmesi yönünde çalışmalar yürütmektedir.

Ülkemizde de kamu ve özel sanayii kuruluşlarının problemlerini çözmek için önemli sayıda araştırma yapılmaktadır. Bu çalışmalar arıtılabilirlik çalışmalarından tutunuz, tatbikat projelerinin hazırlanmasına kadar geniş bir alanı içine almaktadır. Model ve pilot tesis denemeleri de son yıllarda hız kazanmıştır. Kamu ve özel sanayi kuruluşları ile üniversite işbirliğinin bilhassa çevre konularında ileri seviyede gelişmiş olması memnuniyetle müşahede edilmektedir.

Çevre kirlenmesinde evsel atıksular ile sanayi atıksularının oranlarını belirlemek için bir envanter çalışması yapılması gereği açıktır. Evsel kirlenme yükünün nüfus tahminleri ve kişi başına kirlilik yüklerinden belirlenmesi nispeten kolaydır. Sanayi için kirlenme yükünün belirlenmesi için mutlaka bir envanter çalışmasının yapılması ve bunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için çalışan eleman sayısı, tesisin kurulu kapasitesi, mevcut üretim durumu, kullanılan hammaddeler ve miktarları, su ihtiyacı, atıksu miktar ve özellikleri ile arıtma tesisinin bulunup bulunmadığı, varsa arıtma tesisinin yatırım ve işletme maliyetleri ile arıtma verimleri gibi bilgilere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bilgileri derlemek üzere 1988 ve 1989 yıllarında Çevre Müsteşarlığı adına ITÜ Çevre Mühendisliği Bölümünce gerçekleştirilen “Türkiye’de Arıtma Tesisi Kurma Önceliklerinin ve Arıtma Sektörünce Enerji Talebinin Planlanması ” isimli araştırma projesi çerçevesinde Türkiye’de çevre mühendisliği açısından sanayi envanterinin çıkarılması ve değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmüştür (Samsunlu, Eroğlu ve diğ. 1988, 1989). Valilik’ler vasıtasıyla dağıtılıp toplanan anket formlarındaki bilgiler, depolanmak ve değerlendirilmek maksadıyla geliştirilen bir bilgisayar programına yüklenmiştir. Bu çalışmada envanter programından elde edilen veriler çerçevesinde sanayimizin bölge ve sektör bazında dağılımı ve arıtma tesislerinin durumu incelenmiştir.

  • SANAYİ ENVANTERİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Sanayi envanteri çalışmaları çerçevesinde Türkiye’de çevre kirlenmesine sebep olabilecek derecede önemli su kullanımı ve kirletici yüküne sahip sanayii kuruluşları hakkındaki bilgiler toplanmıştır. Böylece toplanan bilgiler bilgisayara yüklenerek sanayii kuruluşlarının büyüklük cins, su kullanımı, atıksu tasfiye tesisi olup olmadığı bakımından il, ilçe ve sanayii kolu bazında dağılımlarını belirlemek mümkün olmuştur.

Sanayi dağılımını Türkiye genelinde sanayi dallarına göre belirlemek mümkündür. Ayrıca belirli bir bölgedeki veya şehirdeki sanayinin özelliklerini de ortaya koymak imkân dâhilindedir. Bu tebliğde sadece Türkiye’de önemli yeri olan gıda, tekstil, kâğıt, kimya ve metal sanayi kolları ele alınmıştır. Türkiye’deki dağılım yanında bazı önemli sanayi bölgelerindeki durumu bilmek açısından İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Bursa Vilayetleri misal olarak seçilmiştir. Sanayile

ri; üretim kapasiteleri, işçi sayıları, hammadde kullanımı, yıllık ciroları gibi çok çeşitli esaslara bağlı olarak sıralamak mümkündür. Ancak çevre mühendisliği açısından atıksu miktarları veya yüklerine bağlı olarak sıralamak daha uygundur. Bu çalışmada atıksu miktarları esas alınmıştır. Pek çok tesisin atıksu parametreleri belli olmadığından kirletici yüklere bağlı bir dağılım elde etmek hâlihazırda mümkün değildir. Yakın bir gelecekte bunun yapılması faydalı olacaktır. Sanayi için işçi sayısı da önemli bir kıstastır. Bu hususu dikkate alınarak işçi sayılarına bağlı olarak da değerlendirme yapılmıştır.

Sanayinin sektörlere göre dağılımı incelendiğinde gıda sanayinin gerek işi sayısı ve gerekçe atıksu miktarı açısından ön sırada yer aldığı gözlenmiştir. Gıda sanayii, atıksu miktarı bakımından % 20,işçi sayısı açısından % 16,2 nispetle en fazla paya sahiptir. Atıksu miktarı bakımından gıda sanayini % 9,8 ile kağıt sanayii, % 8,7 ile Kimya Sanayii %3 ile Metal ve % 2,7 ile tekstil sanayii takip etmektedir. Diğer sektörlerin payı ise toplam olarak % 50,8 olarak belirlenmiştir.

Türkiye genelinde işçi sayısı açısından % 16,2 nispetle gıda sanayini % 10,5 ile Kimya, % 8,3 ile Metal, % 7,6 ile tekstil % 4,3 ile kâğıt sanayii takip etmektedir. İşçi Sayısı açısından diğer bütün sanayii kollarının dağılımdaki payı % 53,1’dir.( Şekil 1)

Sanayi merkezlerine göre dağılım işçi sayısı esasına göre, incelenmiştir. Buna göre İstanbul % 10,9 ile birinci sırada yer almaktadır. Bunu % 6,1 ile Kocaeli, % 5,5 ile İzmir ve 1,3 ile Bursa takip etmektedir (Şekil 2).

Benzer dağılımı, Güleç (1976) tarafından tesis sayısı esas alınarak yapılan değerlendirmede de gözlenmektedir (Tablo 1). Dolayısı ile sanayinin bölgesel dağılımında c, tarihten bu yana ok önemli bir değişme olmadığı söylenebilir.

Tablo 1: İllere Göre Çevre Problemleri (Güleç, 1976)

İllerSanayi Tesisi Sayısı%
İstanbul15843,2
Kocaeli236,3
İzmir195,2
Bursa195,2
Adana184,9
Kayseri184,9
Ankara143,8
Sakarya71,9
Diğer9024,6
Toplam366100

Şekil 1: Sanayinin Atıksu Miktarı ve İşçi Sayısı Bazında Türkiye Genelindeki Sıralaması

Şekil 2: Türkiye’deki Sanayinin İşçi Sayısı Bazında Bölgelere Göre Dağılımı

  • SANAYİ KURULUŞLARININ ARITMA TESİSLERİNİN DURUMU

Sanayi envanterinden elde edilen veriler çerçevesinde, sektörlere ve önemli sanayi merkezlerine göre arıtma tesisi olan kuruluşların yüzdeleri belirlenmiş, sonuçlar Şekil 3 ve 4 de gösterilmiştir. Oranlar belirlenirken kuruluş sayıları veya işçi sayısı yerine, atıksu miktarları esas alınmıştır. Her bir tesisin kapasite ve büyüklüğü farklı olduğu için tesis sayılarının esas alınması yanıltıcı olacaktır. Diğer taraf-tan çalıştırılan işçi sayısı, kapasite hakkında bir fikir vermekle birlikte üretim teknolojisi ve üretim cinsine bağlı olarak, aynı sayıda işçi çalıştıran tesislerde oluşan atıksu miktarları farklı olacağı için bu dağılımların belirlenmesin-de iyi bir kıstas teşkil etmemektedir. Bunların yerine, sanayii ve çevre ilişkisi açısından atıksu miktarı, daha önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.

Türkiye genelinde, bütün sektörlerde arıtma tesisi kurma oranının 1990 yılı başı itibariyle % 29 gibi bir ortalama seviyeye ulaştığı tespit edilmiştir. Sektörlere göre dağılım incelendiğinde, en fazla arıtma tesisine sahip sektörün % 85 ile kimya olduğu görülmektedir. Bunu %70 ile kağıt, %55 ile gıda, % 19 ile tekstil ve % 3 ile metal sanayii sektörleri takip etmektedir.

Şekil 3: Arıtma Tesisinin Kurma Oranlarının Türkiye Genelinde Ve Bazı Vilayetlerdeki Değerleri

Şekil 4: Bazı Sektörlerde Atıksu Bazında Arıtma Tesisi Kurma Oranları

Arıtma tesisi kurma nispetlerinin, yine atıksu miktarı esas alınarak sanayi merkezlerine göre dağılımı incelendiğinde Kocaeli % 99,5 gibi çok büyük bir oranla birinci sırada yer almaktadır. Bunu, % 55,3 ile İzmir, % 22,0 ile Bursa ve % 18,9 ile İstanbul illeri takip etmektedir.

  • NETİCE VE DEĞERLENDİRME

Sanayinin illere ve sektörlere göre dağılımı incelendiğinde Türkiye’de en önemli sanayi merkezlerinin İstanbul ve Kocaeli illeri olduğu rakamlarla teyit edilmektedir. Sektörler arasında ise, gıda sanayii, Türk sanayinde ağırlıklı bir yere sahiptir. Türkiye gibi tarım ülkesi olan bir yerde, çoğunluğun tarım dayalı olan gıda sanayinin önemli bir yer tutması tabiidir.

Arıtma tesislerinin durumu incelendiğinde, Kocaeli gibi bazı merkezlerde arıtma tesisi meselesinin hallolmuş gibi görünme-simi ihtiyatla karşılamak gerekir. Zira bu değerlendirme, an-ket formları ile alınan bilgilerin istatistiki değerlendirilmesine dayanmaktadır. Bundan da önemlisi, kurulmuş olan arıtma tesislerinin tamamının yeterli seviyede çalışmadığının ve bu tesislerin yeterince denetlenmediğinin bilinen bir gerçek olduğudur. Bu, hem idari, hem de teknik bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Meselenin idari yönü acısından sanayi kuruluşlarını arıtma tesisi kurmaya teşvik etme ve zorlama konusundaki hukuki ve idari güçlüklerin yanı sıra, kurulmuş olan arıtma tesislerinin izlenmesi ve denetlenmesi gibi zorluklar vardır. Bu zorluklar, devlet kademesindeki teşkilatlanma eksikliği, yetki ve sorumluluk kargaşası, eleman yetersizliği gibi hususlardan kaynaklanmaktadır. Bunun için, Türkiye’de çevre konusundaki yetki kargaşasına son verilmesi, Çevre Müsteşarlığının, bütün çevre meselelerini tek elden kontrol edecek yetki, teşkilat ve elemanla donatılması gerekmektedir. İlerisi için Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Çevre Bakanlığının kurulması sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır.

Arıtma tesislerinin işletilmesindeki teknik meseleler ise yeterli ve tecrübeli işletme personelinin bulunamayışı. Enerji ve kimyasal madde gibi işletme maliyetlerinin yüksek ve arıtma tesislerinin uygun projelendirilmeyişinde aranmaktadır.

Yeterli işletme elemanının bulunmayışı, bir noktada, Türkiye arıtma sistemleri konusunda tecrübe birikiminin yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır. Zira bugün 9 üniversitemizde lisans seviyesinde Çevre Mühendisliği eğitimi veren ülkemizde yeteri kadar Çevre Mühendisi vardır. Fakat bunların gereği gibi istihdam edilmeyişleri, Çevre Mühendisi yerine başka mühendislik dallarından elemanların istihdam edilmesi sebebiyle çevre mühendislerinin kendi dallarına uygun iş bulmakta zorluk çektiklerini söylemek mümkündür.

Birçok arıtma tesisinin, işletme maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle çalıştırılmadıkları bilinmektedir. Özellikle, enerji masraflarının çok yüksek olduğu yönünde şikayetler mevcuttur (San H.A. ve arkadaşları 1984). Arıtma tesislerinde kullanılacak enerji ve kimyasal madde fiyatlarında Mistik tutulması, mesela elektrik fiyatının sanayi tarifesi yerine konut tarifesinden alınması gibi teşvik tedbirleri düşünülmelidir.

Projelendirmeden kaynaklanan işletme problemleri de yine neticede yüksek işletme maliyetlerinin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Her sanayi dalı için, ayrı ayrı detaylı ve geniş kapsamlı bir karakterisazyon ve envanter çalışmanın yapılması Türkiye şartlarına uygun arıtma sistemlerinin geliştirilme-sinde fayda bulunmaktadır.

Diğer taraftan, sanayi için yer seçiminde çevre faktörünün ön planda tutulması, organize sanayi bölgelerinin teşvik edilmesi, ortak arıtma tesislerinin kurulması bu meselelerin çözümünü kolaylaştıracaktır.

Arıtma tesisi bulunmayan sanayi kuruluşlarının bu tesisleri kurmaları yönünde teşvik edilmesi, yapmayanlara yaptırım uygulaması, bu maksatla gerekli hukuki ve idari düzenlemelerin tamamlanması önem arz etmektedir.

KAYNAKLAR

(1)          Güleç, K. (1976) -Türkiye’de Çevre Kirlenmesinde Son Gelişmeler-, Sakarya D.M.A. Akademisi Dergisi, Yıl 1, Sayı: MMA. 2

(2)          Samsunlu A., Eroğlu E., Öztürk İ., Akça L., İnanç B., Ubay G. (1988) -Türkiye’de Arıtma Tesisi Kurma öncelik¬1-erinin ve Arıtma Sektörünce Enerji Talebinin Planlanması Ara Rapor, İ.T.O. Çevre Mühendisliği Bölümü, İstanbul, 1988.

(3)          Samsunlu, A. Eroğlu E., Öztürk, I. Akça, L, İnanç B, Ubay G., (1989) “Türkiye’de Arıtma Tesisi Kurma Öncelik-erinin ve Arıtma Sektörünce Enerji Talebinin Planlanması

Nihai Rapor, İ.T.O. Çevre Mühendisliği Bölümü, İstanbul, 1989.

(4)          Eroğlu V. ve Sayınalp N., (1984) “Müşterek Tasfiyenin Faydaları- TOB1TAK-ÇAG Ulusal Çevre Sempozyumu, 12-15 Kasım 1984, Adana.

(5)          San H.A., Öztürk I., Eroğlu V., (1984) “Türkiye’de Enerji Problemi ve Seyrelme Öncelikli Arıtma Stratejisi” “ITAK -ÇA,.^ Ulusal Çevre Sempozyumu, 12-15 Kasım 1984, Adana.

Leave a Comment.