MEVCUT ÇEVRE SORUNLARI

Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen ülkemizin çevresinin dünden daha güzel ve korunmuş olduğunu söyleyemeyiz. Ülkemizde, nüfus artışı ve endüstrileşmenin de etkisiyle köylerden kontlara göç hızlı bir şekilde devam etmektedir. Şehirli nüfusu tam nüfusumuzun yarısından fazla olup, yarısı da üç büyük kentimizde yaşamaktadır (İstanbul 8 milyon, Ankara 4 milyon, İzmir 3miIyon). BU hızlı kentleşme önemli çevre sorunlarını da birlikte getirmiştir. Büyük şehirlerin yaşanmaz hale gelmesine sebep olduğu gibi, kırsal görünüm kazanmasına yol açmıştır. Dünya Çevre Günü’nü kutladığımız bugün ülkemizin ve bilhassa büyük şehirlerimizin içinde bulunduğu bazı çevre sorunları şunlardır:

Büyük şehirlerimizin etrafı gecekondularla dolmuştur.Be16diyeIer gecekondu yapımını önleyememektedirler. Konut açığı büyük boyutlarda olduğu için kiralar çok yüksektir. Toplu konut kanununun ve fonunun başlangıçtaki olumlu etkisi kaybolmuştur. (1984’de toplam bina maliyetinin %50’si karşılanırken 1990’da %20’si karşılanmaktadır.).

Şehirlerimizin alt yapı tesisleri yetersizdir. Büyük şehirlerimizde içme suyu sıkıntısı çekilmektedir. Modern kanalizasyon tesislerine sahip şehirlerin sayısı çok azdır. Şehirlerimizin büyük bir çoğunluğunun arıtma tesisleri yoktur. Kurulmuş olanlar da çalıştırılamamaktadır. (Akhisar örneğinde olduğu gibi). Endüstrinin kurmuş olduğu arıtma tesisi belirli bir sayıya ulaşmasına rağmen, bunların verimli çalıştığını söylemek mümkün değildir. Bunların önemli bir kısmı göstermelik olmaktan öteye gidememektedir. Bunları kimin kontrol edeceği ve yönlendireceği belli değildir.

Şehirlerimiz birçoğunda (İstanbul, Bursa. Erzurum vb.) kış aylarında hava kirliliği dikkati çekmektedir. Bu kirliliğin ana sebebi düşük kaliteli ve yüksek kükürt içeren kömür kullanılmasıdır. Ankara’da bu cins yakacak kullanmasından vazgeçilerek yurt dışından kaliteli kömür getirilmesi ve devletçe sübvanse edilmesi yanında doğal gaza geçilmesi bu kentimizin hava kirliliği sorunundan kurtulmasını sağlamıştır.

Hava kirlenmesini diğer önemli faktör otomobiller olup, bunların kullanımı için kurşunsuz benzin ve egzozlara temizleyici olarak katalizatör takılmamıştır.

Şehirlerimizde kamuya ait arsalar gecekonducular tarafından işgal edilmektedir.

Şehirlerimizde yeşil alanlar yok denecek kadar azdır (1-2,5 m2/kişi, bu diğer Avrupa’da 40-80 m2/ kişi). Mevcut yeşil alanlar çok hızlı bir şekilde inşaat alanlarına dönüşmektedir. Şehirlerimiz betonlaşmaktadır.

Sayıları 2000’e yaklaşan belediyeler çöplerini arazide rastgele depolamakta olduğundan bundan koku, yeraltı sularının kirlenmesini sorunu başka olmak üzere birçok sorun kaynaklanmaktadır.

Ülkemizde son yıllarda, Karadeniz’e atılan variller ye Isparta’ya gönderilen atıklar ile hepimizin dikkatini çeken tehlikeli ve zararlı atık miktarının senede 1 milyon tonu geçtiği belirtilmektedir. Bu atıkların ne yapıldığı ve nereye atıldığı bilinmektedir.

Ülkemizin her yerinde atalarımızın bize bıraktığı tarihi yapılar hızla yok edilmekte, korunmamakta, yerlerine beton binalar inşa edilmektedir. İstanbul’da son 40 yılda 245 adet konak yok olmuştur. Ayrıca doğal güzellikler de yok edilmektedir.

Sahillerimiz hızlı bir şekilde betonlaşmaktadır, kıyılarımızda hiçbir boşluk, yeşillik kalmamakta, yeterli önlem alınmadığı için denizlerimiz kirlenmektedir. Akdeniz’in en temiz sahilleri olarak bilinen birçok yöremiz bu özelliğini hızlı bir şekilde kaybetmektedir (Kuşadası, Bodrum gibi).

SONUÇ VE ÖNERİLER    

Gelecek asrın başında daha iyi bir çevreye sahip olmamızı gelecek nesillere daha temiz ve korunmuş bir çevre bırakabilmek için alınabilecek acil önlemlerden bazıları şunlardır.

*Birçok kuruluşa dağılmış bulunan yetkilerin, etkin kullanımının sağlanması için Çevre Bakanlığı kurulmalıdır. 

*Mevcut çevre kanunun gözden geçirilerek etkinliği sağlanmalıdır. Kurulması kararlaştırılan bölge müdürlükleri bir an önce faaliyete geçirilmelidir.

*Mecliste tahkik komisyonu olarak çalışan çevre komisyonu devamlı çalışan bir çevre komisyonuna dönüştürülmelidir.

*Büyükşehir belediyelerine çevre konusunda verilmiş yetkilerin 1580 sayılı kanunla kurulmuş belediyelere de verilerek bu belediyelerin çevre konularına sahip çıkmaları sağlanmalıdır.

*Nüfus artışı kontrol altına alınmalıdır.

*Büyükşehirlere göçün önlenebilmesi için yeni gelişme ve endüstri merkezleri biran önce ülkenin muhtelif bölgelerinde oluşturulmalıdır. 

*Belediyelerle işbirliği yapılarak imar alanları içine alınmalı ve düzgün yerleşime açılmalıdır. Böylece devletin saygınlığı da sağlanacaktır.

*Levent, Ataköy gibi son yıllarda inşa edilen mahallelerle eski dönemlere ait tarihi evlerin bulunduğu yörelerde yeni imar uygulamaları yapılmamalı, evlerin yıkılıp yeniden yapılması engellenmelidir.

Leave a Comment.