ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN SAĞLIKLI ŞEHİRLEŞME

United Nations-Economic Council for Europe, Seventh Conference on Urban and Regional Research (TC. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Organizasyonu İle)

Not: Figürlerin, Tabloların ve Formüllerin daha yüksek çözünürlüklü görüntüleri için görsele sağ tıklayıp “resmi yeni sekmede aç” seçeneğini seçiniz

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu, Prof. Dr. Veysel EROĞLU, Doç. Dr. Bilsen B. Baykal

İstanbul Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü

80626 Maslak – İSTANBUL

ÖZET

Günümüzde büyük şehirlerimizde çarpık ve sağlıksız bir şehirleşme yaşanmaktadır. Bunun pek çok sebepleri vardır. Büyük şehirlere göçler, yanlış yatırım politikaları, şehirler için ayrılan mali kaynakların kifayetsiz oluşu ve bazı mevzuat eksiklikleri bu çarpık şehirleşmenin sebepleri arasında sayılabilir.

Şehirlerdeki belediye hizmetleri hızlı şehirleşmeye ayak uyduramamakta netice olarak çarpık ve sağlıksız bir şehirleşme ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde çevre mühendisliği açısından sağlıklı şehirleşmenin önemi gün geçtikçe daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı şehirleşmenin ölçüsü olarak çevre yönünden çeşitli göstergeler kullanılmaktadır. Bunlar genel ekoloji, hava ve su kalitesi, katı ve zararlı atıklar ve gürültü göstergeleri olarak gruplara ayrılabilirler.

Bu tebliğde sağlıklı şehirleşme ile ilgili olarak kalkınma planları safhasında havza ölçeğinde alınması gerekli tedbirler ortaya konulmuştur. Ayrıca şehirleşmede çevre açısından parametreler ve indikatörler ele alınarak değerlendirmeler yapılmıştır.

1.GİRİŞ

Şehir planlamalarında bu güne kadar çevre faktörü veya çevre konularının ya hiç veya çok sınırlı bir tesiri olmuştur. Son yıllarda kalkınmış ülkelerde şehircilik çalışmalarında çevre faktörü dikkate alınmaktadır. Şehirlerin planlanmış güzelliği yanında yaşanılır olması için çevre faktörleri göz önünde tutulmalıdır.

Günümüzde büyük şehirlerimizde çarpık ve sağlıksız bir şehirleşme yaşanmaktadır. Bunun pek çok sebepleri vardır. Büyük şehirlere göçler, yanlış yatırım politikaları, şehirler için ayrılan mali kaynakların kifayetsiz oluşu ve bazı mevzuat eksiklikleri bu çarpık şehirleşmenin sebepleri arasında sayılabilir.

2. KALKINMA PLANLARI ÖLÇEĞİNDE ÇEVRE

Ülkenin kalkınma projeleri DPT tarafından makro planda yapılmaktadır. Çevreye 1, 2 ve 3ncü Beş Yıllık Planlarda yer verilmemiştir. Bunun sebebi 1950-70’li yıllarda sanayinin gelişmesi yönündeki büyük arzudur. Bu süre zarfında ne pahasına olursa olsun sanayinin gelişmesi hedeflenmişti. İğnenin dahi yurt içinde yapılamadığı o dönemin başlangıcındaki anlayış, o tarihlerde fazlaca yadırganmamaktaydı. Bazı şehirlerimizin merkezine yapılan çimento fabrikaları bu devrenin belirgin işaretlerinden birisidir. Bilahare çevre kirlenmesinin büyük boyutlara erişmesi ile çevre ile uyumlu bir sanayileşmenin önemi kavranmış ve son yıllarda DPT bünyesinde “Eğitim”, “Tarım Sektörü” gibi “Çevre Sektörü” de gündeme gelmiştir. Böylece 5 Yıllık Planlarda çevre ile ilgili hedeflerde konulmuştur. Bu devrede 1/25.000’lik çevre planları hazırlıklarına geçilmiştir. Ancak 1984 yılında imar Planlarının hazırlanması yetkisi Belediyelere verilince 1983 yılına kadar yapılan planlar rafa kalkmış, bazı Belediyelerce rasgele imar plan1 uygulamaları, çarpık şehirleşmeye, önemli turistik alanların kaybına, yeşil alanların ortadan kalkmasına ve verimli toprakların heder edilmesine yol açmıştır. Ülkenin mastır planlarının yapılması ve çevre ile uyumlu 1/25.000’lik çevre planlarının ortaya çıkarılması şarttır. Böylece, ziraat sanayi, turizm, yeşil alanlar, meskûn bölgeler gibi çeşitli arazi kullanma maksatlarının iç içe girmesi önlenmiş olacaktır. Bu yerine getirilmediğinde bugün ülkemizde verimli zirai arazilerin sanayi veya konut için heba edildiği müşahede edilmektedir.

Çevre ile Uyumlu Kalkınma Planlarında aşağıda belirtilen hususlara riayet edilmelidir. . Ülke ölçeğinde arazi kullanım planları yapılmalı, kaynaklara ve imkanlara göre dengeli kentleşme ve nüfus dağılım deseni belirlenmelidir.

Sanayi bölgeleri için yörenin meteorolojik, zemin cinsi, arazi kullanımı durumu önceden belirlenmeli ve sanayi planlanmalıdır. Sanayi bu planlamaya göre yönlendirilmelidir, ön hazırlıklar yapılmadan ve konunun çevre boyutu dikkate alınmadan sanayi alanlarına karar verilmemelidir.

Kalkınma planlarında, büyük hava kirliliği ve gürültüye sebep olan karayolu ulaşım politikası yerine demiryolu ulaşımı öngörülmeli ve tercih edilmelidir.

Çevre kirlenmesinin önlenmesi için kamu ve özel sektör harcamaları içinde ayrılan payın ülkemizde yıldan yıla arttığı görülmektedir. Ancak buna rağmen çevre korumaya ayrılan payın çok kifayetsiz olduğu belirtilmelidir. Gelişmekte olan ülkeler, çevre koruma programlarına sarf edebilecekleri sınırlı maddi kaynaklara sahiptirler ve bu kaynakların verimli bir şekilde kullanılması esastır. Dolayısıyla “önceliklerin” belirlenmesi ve bu öncelik sıralamasına göre yatırım planlarının yapılması şarttır. Maalesef ülkemizde politik baskılar neticesi çevre yatırımlarında öncelikler dikkate alınmamaktadır.

3. HAVZA ÖLÇEĞİNDE ÇEVRE

Çevre kirlenmesi açısından havza planlaması büyük bir önem taşımaktadır. Su toplama havzalarının çevreyle uyumluluğu sonuçta o havzanın önemli su kitleleri üzerinde etkili olmaktadır, ancak olumsuz etkilerin ortaya çıkmaması için çevrenin her sektörü, su, hava, toprak katı ve zararlı atıklar, kontrol altına alınmalıdır.

Bu çevrede öncelikle su kitlelerinin (göl, nehir, dere, vs.)faydalı kullanım maksatlarının belirlenmesi gereklidir. Her faydalı kullanım maksadı için öngörülen parametreler ve ülke bazında ilgili standartlar bellidir. Yapılacak olan yerleşimlerin ve özellikle arazinin kullanım durumunun suyun faydalı kullanım maksatlarının zarar vermeyecek nitelikte olmasına dikkat edilmelidir.

Arazinin kullanımına karar verme aşamasında toprağın özellikleri de göz önüne alınmalı ve örneğin verimli tarım toprakları üzerine binalar kurulması mümkün mertebe önlenmelidir. Tarımsal arazide yapılacak gübreleme ve koruma- ilaçlaması (pestisit) faaliyetleri için de havzadaki su kaynaklarını kirletmeyecek şekilde tedbirler alınmalıdır.

Havzadaki yerleşimlerden kaynaklanabilecek her türlü evsel atıksu uygun şekilde toplanıp arıtılarak, ya da uygun olduğu etütler sonucu ortaya konan fosseptiklerle uzaklaştırılmalıdır. Fosseptik kullanımında özellikle yeraltı suyu ile girişimler iyi incelenmeli, evsel atıksuların bu suları bilhassa bakteriolojik açıdan kirletmesine izin verilmemelidir. Yeraltı suları, doğrudan içme ve kullanma suyu olarak kullanılabileceği gibi, su hareketliliği sebebi ile havzadaki yüzeysel sulara karışabilmektedir. Bu durumda kirlenmiş yeraltı suları halk sağlığı açısından doğrudan arz ettiği tehlike yanında yüzeysel suların faydalı kullanımını olumsuz etkilemede özelliğine de sahip olabilmektedirler.

Havzalar içinde önemli bir uygulamada içme suyu temin edilecek kaynaklar çevresinde oluşturulan koruma havzalarıdır. Bu uygulamanın her tür içme suyu kaynağına uygulanması su kirlenmesi kontrol yönetmeliği gereğidir. Koruma havzaları mutlak, kısa mesafeli, orta mesafeli ve uzak mesafeli olmak üzere dört bölgeye ayrılmış ve her bir bölgede izin verilen faaliyetler belirtilmiştir. Mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında evsel yerleşimlere, sanayiye ve zirai faaliyetlere kesinlikle izin verilmemekte, bu fonksiyonlara belirlenen tahdit ve şartlara uymak şartıyla orta mesafeden itibaren müsaade edilebilmektedir. Ülkemizde koruma havzalarında plansız yerleşimler yüzünden sıkıntılar sıklıkla görülmekte olup, bunun en canlı ve belirgin misali İstanbul ve çevresinde yer almaktadır.

Havza içinde sanayinin yerleştirileceği yerler titizlikle planlanmalı ve gelişigüzel dağılmış tesisler yerine organize sanayi bölgeleri oluşturulmalıdır. Bu bölgelerde atıksu antımı ve hava kirliliğini önleyici tedbirler alınmalı, özellikle hava kirliliğinin dağılması açısından yer seçimi, hakim rüzgarlar ve topografik yapı göz önünde alınarak yapılmalıdır.

Kentsel yerleşimlerden üretilen katı katıklar genellikle kentlerden toplanmakta ancak kent dışında, havzalar içinde uzaklaştırılmaktadır. Bu çerçevede katı atık düzenli depolarının yerleri de hakim rüzgar, yeraltı suyu ve toprak özellikleri göz önüne alınarak seçilmeli, sızıntı sularının yeraltı sularına ve yüzeysel sulara karışmasını önleyici tedbirler alınmalıdır. Bu depolarda oluşabilecek metan gazı için de, yangın tehlikesine karşı tedbirler düşünülmelidir. Katı atıkların yönetiminde geri kazanma işlemleri hem maddenin ekonomik olarak değerlendirilmesini sağlamak, hem de depolama ya da benimsenen herhangi bir katı atık uzaklaştırma yöntemi, için gerekli mekan ve hacimleri minimize etmek yönünden özendirilmelidir.

Radyoaktif madde, yanıcı/parlayıcı madde, hastane atıkları gibi kirleticileri de içeren zararlı atıklar mutlaka özel ve ayrı olarak bertaraf edilmeli, bu atıklar katı atıklarla birlikte uzaklaştırılmamalıdır. Zararlı atıkların uzaklaştırılması için kullanılacak mekanın seçiminde özellikle dikkat edilmelidir. Katı ve zararlı atıklarla fosseptik ve diğer arazide arıtma yöntemlerinin toprak kirlenmesindeki yeri göz önüne alınmalıdır. Bununla birlikte, havza dahilinde atıksuların, hatta arıtma çamurlarının, arazide arıtma alternatifleri değerlendirilmelidir.

Genelde olduğu gibi havza ölçeğinde çevre ile uyumun sağlanması için de önemli bir diğer nokta uygun ve etkin bir denetleme uygulamasıdır. Denetimin sağlıklı olabilmesi e faydalı kullanım maksatlarının zarar görmediğinin belirlenmesi açısından yeterli bir izleme programı da gerekmektedir. Denetim açısından gerekli hukuki dayanağın da hazırlanmış ve ciddiyetle uygulamaya konmuş olması da birinci derecede önem taşımaktadır.

Ülkemizde havzalara bakıldığında, genelde su havzalarının çevresinde birden fazla il olduğu görülmektedir. Yönetim il bazında olduğundan ve havzalarda çeşitli iller bulunduğundan havza planı ve yönetimi açısından bir salahiyet kargaşası görülmektedir. Havza ile ilgili çeşitli kararların verilme sürecinde bu il idareleri yanında Çevre Bakanlığı iller Bankası ve DSİ gibi yetkili kuruluşlar da söz sahibidir. Bütün yetkili mercilerin havza bazında en uygun stratejilere ve önceliklere karar verebilmeleri için etkin bir koordinasyona ihtiyaç vardır.

4. KENT ve METROPOLİTAN ALANLAR ÖLÇEĞİNDE ÇEVRE

Ülkemizde kırsal alanlardan şehirlere büyük ve hızlı bir göç gerçekleşmiştir. Bu göç hala sürmektedir. Şehirlerdeki belediye hizmetleri hızlı şehirleşmeye ayak uyduramamakta netice olarak çarpık ve sağlıksız bir şehirleşme ortaya çıkmaktadır. Bu durumun önlenmesi ve sağlıklı bir şehirleşme için aşağıdaki esaslara riayet edilmelidir.

Nüfus Hareketliliği ve İstihdam İmkanları

* Anadolu’dan İstanbul, Ankara, İzmir, İzmit gibi şehirlere göçün önlenmesi için devletçe bazı tedbirler alınmalıdır. Bu göç, Anadolu’da iş imkanlarının temini suretiyle sanayideki gelişmelerin büyük kentlere doğru yayılmasına sebebe olan politikaların da terk edilmesi gerekmektedir. Milli gelirde ve istihdamda önemli yeri olan zirai sektörün uygun politikalarla desteklenmesi çok önemlidir. Bu politikalar ile Anadolu’da yeni ve cazip iş imkanlarının sağlanması ile şehirlere göçün azaltılması mümkün olacaktır.

İmar Planları

* Şehirlerin imar planlarının hazırlanmasında hızlı gelişmeye ayak uydurulmalıdır. Şehirlerin eski ve tarihi bölgeleri muhafaza edilmelidir. Mücavir alanlarda yapılaşmadan önce ve bütün sosyal altyapı için gerekli alanlar ayrılmalı ve yolların inşaatı öncelikle başlatılmalıdır.

* Şehirler civarında uydu kentler planlanmalıdır. Uydu kentler kendi içinde bütün teşkil etmeli, günlük ihtiyaçların temin edilebileceği ticari kuruluşları tesis edilmelidir. Uydukentlerin şehir merkezleri ile bağlantısını sağlayan hızlı tren, metro, karayolu (özel hallerde deniz yolu) gibi toplu taşımacılık imkanları temin edilmelidir.

* Yeni yerleşme merkezleri planlanırken, rüzgar yönleri gibi meteorolojik şartlar dikkate alınmalıdır. Yapılar hava akımlarına mani olmayacak şekilde planlanmalıdır. Aksi halde İzmir örneğinde olduğu gibi Körfezden Kasaya doğru esen rüzgarları engelleyen kordon boyundaki yüksek katlı beton duvarlar ortaya çıkar ki, bu da hava kirlenmesini kamçılayan bir duruma sebep olur.

* Nüfus kesafetinin belirli ölçüleri aşmaması sağlanmalıdır. Nüfus kesafeti belirlenen yerlerde keyfi artışlara müsaade edilmemelidir. Aksi halde mevcut altyapının yetersiz kalması tabii olacaktır.

* imar planları hazırlanırken şehirlerde parklar her imar adasında çocuk bahçeleri düşünülmeli, yeşil alanlar korunmalı, kişi başına yeşil alanın düşük olduğu yerlerde bu alanlar artırılmalıdır.

Ulaşım

* Sağlıklı şehirleşmede tren, metro gibi çevre kirleticiliği düşük toplu taşımacılığa önem verilmelidir.

* Karayolu genişlikleri, ortalama trafik hızının 40-50 km/sa üzerinde olacak şekilde ayarlanmalı, ana kavşaklar birbirlerini kesmeyecek şekilde planlanmalıdır. Ana yollar asgari 3 şerit gidiş gelişli olmalıdır.

* Şehir merkezlerinde katlı otopark imkanları sağlanmalıdır.

Altyapı

* Sağlıklı bir şehirleşme için altyapı tamamlanmalı, altyapı haritaları çıkarılmalıdır. “Ortak altyapı” prensibinden hareket edilerek, altyapıda yatırım planlaması yapılmalı, böylece lüzumsuz kazı ve dolgu yapılmamalıdır.

* imar planlarında, hazne, basınç yükseltme merkezleri gibi tesisler için yer ayrılmalı, bu yapılar, yeşil alanlar içine alınmalıdır.

* Şehirlerin içmesuyu kaynakları korunmalı, etrafları ormanlık hale getirilmelidir. İsale hatlarının güzergâhları üzerine inşaat yapılmamalı ve korunmalıdır.

* Yağmursuyu ve atıksu kanallarının düzenli (periyodik) bakımlannı yapacak bir sistem kurulmalıdır.

* Bina içinde atıksular toplayan ana borular, çatı üzerine kadar çıkartılmalı, böylece, muayene bacaları ile çatıya uzanan boru arasında hava akımı sağlanmalıdır.

Şehir Katı Atıkları

* Evsel katı atıklar kaynağında ayrılmalı, kağıt, cam ve metaller geri kazanılacak şekilde toplama sistemi kurulmalıdır.

* Evlerin önünde standart çöp depolama yerleri yapılmalı, imar planlarında çöp aktarma istasyonları için uygun yer ayrılmalıdır.

* Tıbbı atıklar, zararlı katı atıkların yakılması için topografik, çevre ve hava cereyanları açısından uygun mahaller ayrılmalıdır.

* Katı atıkların ve yanma neticesi oluşan küllerin nihai depolanması için uygun alanlar ayrılmalıdır.

Hava Kirlenmesi

* Şehirlerde hava kirlenmesinin önlenmesi için mümkünse tabii gaz, aksi halde taş kömürü ve kaliteli linyit kömürü kullanılması ve yakıtların en uygun şekilde yakılması için imkan sağlanmalıdır. Sanayi ve konutlarda tüketilen fuel oilin de kükürt muhtevası düşük olmalıdır.

* Merkezi ısıtma sistemleri geliştirilmeli ve teşvik edilmelidir, Böylece daha az yakıt kullanımı ve kontrollü yakma sağlanmalıdır.

* Binalarda ısı tecridine dikkat edilmeli, bu şekilde yakıt tasarrufu ve daha az kirlenme temin edilmelidir.

* Trafikten gelen hava kirlenmesinin önlenmesi için toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi yanı sıra motorlu vasıtaların bakım ve kontrollerine de önem verilmelidir.

Gürültü

*Yapılarda bina içi gürültülerini en aza indirecek tedbirler alınmalı, döşeme ve duvarlara ses tecridi yapılmalıdır.

* Trafikten gelen gürültünün azaltılması için ana yol kenarlarına ses mâniaları konulmalı bu yolların etrafı ağaçlandırılmak suretiyle gürültünün yayılması azaltılmalıdır.

* Yollarda eğimlerin belirli bir değeri geçmemesi sağlanmalı böylece motorlu vasıtaların dik eğimlerden kaynaklanan gürültüleri azaltılmalıdır. Motorlu vasıtaların gürültü seviyeleri denetlenmeli, yönetmelik seviyelerinin üzerinde olanlar trafikten men edilmelidir.

* Transit taşımacılığın şehir merkezleri ve meskûn bölgeler dışına kaydırılması da gerekmektedir.

5. ÇEVRESEL KALİTE PARAMETRELERİ VE

ÇEVRE AÇISINDAN SAĞLIKLI ŞEHİRLEŞME GÖSTERGELERİ

Çevre kalitesinin ortaya konması gayesiyle çeşitli kalite parametreleri ve çevre açısından sağlıklı şehirleşmenin ölçüsü olarak çeşitli göstergeler (indikatör) kullanılmaktadır. Bu parametre ve göstergeler

. Genel ekoloji

. Hava kalitesi

. Su kalitesi

. Kafi ve tehlikeli atıklar ve toprak

. Gürültü parametre ve göstergeleri olarak gruplara aynlabilir.

GENEL EKOLOJİ

Ekolojik açıdan sağlıklı şehirleşmenin bir ölçüsü olarak pek çok parametre kullanılabilir. Şehrin yeşil alan durumu, bitki örtüsü ve türleri, kuş ve diğer göçmen kuşların durumları, civardaki su kaynakları ve yüzeysel sulardaki su ürünlerinin miktarları ve türlerindeki değişmeler, türlerin dağılımı ve stabilitesi, doğum ve ölüm oranları gibi pek çok parametre ekolojik parametre olarak dikkate alınabilir.

HAVA KALITESI

Hava Kirleticileri:

1)         Gazlar ve buharlar

2)         Partiküler madde şeklinde iki grupta toplayabilir.

Yanma sistemleri ve taşıtlardan ileri gelen kirlenme de S02, NO,, partiküler madde, CO ve yanmamış hidrokarbon parametreleri önemlidir. Sanayiden kaynaklanan havakirleticileri sektöre bağlı olarak çok değişmektedir. şehirlerde SO2 ve partiküler madde konsantrasyonlan çok önemli olmaktadır. Önemli kirletici parametreler ve indikatörler aşağıda verilmiştir.

– Kükürt oksitler (S0,)

– Partiküller

– Azot oksitler, (NO3

– Karbon monoksit, (CO)

– Hidrokarbonlar (HC)

– Aldehitler (HCHO)

SU KALITESI

Su kirliliği çeşitli disiplinler tarafından çeşitli şekillerde tanımlanmış olmakla birlikte, en yaygın tanımın çevre mühendisleri tarafından yapıldığını söylemek mümkündür. Buna göre su kirliliği, su kütlelerinin bugünkü ya da gelecekteki Faydalı Kullanım Maksadına zarar verilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede bir su kütlesinin temiz ya da kirli olduğuna karar verebilmek için kullanım maksatlarının tespit edilmiş olmasının önemi açıktır. Örneğin içme ve kullanma suyu olarak kirli görülen bir su kütlesinin rekreasyonel amaçlar için yetersizliği söz konusu olmayabilir.

Su kalitesi yönetimi açısından ilk adım su kütlelerinin kullanım maksatlarının belirlenmesidir. Bu safhadan sonra her bir kullanım maksadı için anlam ve önem taşıyan su kalitesi parametreleri belirlenir ve bu parametreler için uygun standartlara karar verilir. Tablo l’de Su Kirlenmesi Kontrol Yönetmeliği (1988) göre kıta içi yüzeysel su kaynaklarının sınıflandırılması ile ilgili su kalitesi parametreleri verilmiştir.

KATI ATIKLAR

Katı atıklar oluştukları yerlere ve tertiplerine göre Evsel Çöpler, iri hacimli çöpler, bahçe atıkları, sokak çöpleri, ticari ve sanayi atıkları, ahır ve mezbaha atıkları, inşaat molozları ve hafriyat toprağı, hastane atıkları, radyoaktif artıklar ve diğer özel artıklar olarak sınıflandırılabilirler. Ayrıca madde grubu olarak: Cam, kağıt-karton vb., Plastik ve plastik türleri, lastik ve lastik ihtiva edenler, metaller, içinde metal bulunduran çamur ve küller, nebati artıklar, hayvanlardan ileri gelen artıklar, organik çamurlar, tehlikeli ve zararlı atıklar olarak bir ayırım yapmak mümkündür.

Yerleşim bölgelerinden toplanıp, uzaklaştırılan katı atığın bileşimi ekonomik, sosyal yapıdan, coğrafi ve iklim şartlarından etkilenir. Bu çerçevede belirli bir bölge için çöpün yapısı zaman içinde uzun vadeli değişimler göstereceği gibi mevsimlik değişimler de gösterebilir. Bunun dışında devletin konu hakkında çıkarmış olduğu kanunlar ve yönetmelikler de katı atık bileşimini etkilemektedir.

Katı atıklarla ilgili temel parametreler ve göstergeler: katı atıklarla ilgili olarak, özellikle planlama safhasında en temel parametre kişi başına üretilen çöpün miktarıdır. Bu parametre ve evsel katı atıkların bileşimin bilinmesiyle, katı atıklarla ilgili olarak, toplama-taşıma optimizasyonu, kompost fabrikası gibi bertaraf tesisleri, depolama alanlarının projelendirilmesi yapılabilir.

Diğer bir parametre katı atıkta kütle yoğunluğudur. Kişi başına üretien çöp miktanndald artış sadece kentlerin nüfus artışı dolayısıyla değil, aynı zamanda çağdaş sanayileşmiş toplumlardaki gelişmiş hayat standartları dolayısıyla meydana gelir.

Atıkların hacim olarak artışı, kısmen ağırlık artışından kısmen de atılan çöplerin fiziksel yapısındaki değişmeden kaynaklanmaktadır. Pazarlama teknikleri özellikle paketlenmiş hazır yemek yönündeki eğilim ve imalatçıların ürünleri için çekici ambalajlardaki ısrarları, ev atıklarında kağıt ve plastik oranında büyük artışa ve buna karşılık kütle yoğunluğunda azalmaya yol açmıştır. Diğer taraftan kütle yoğunluğu mevsimlik değişimlerden etkilenmekte, özellikle kış mevsimlerinde katı yakıtların binalarda ısınma maksadıyla kullanılması vb. sebeplerle artmaktadır. Son olarak katı atıkların su muhtevası (SM) özellikle sıkıştırmalı vasıtalarla toplamada soruna yol açabilir. Bu araçlarda ulaşma esnasında aracın kenarlarından büyük oranda kirletici ihtiva eden ve hijyenik açından mahzurlu olan kirli çöp suyu, toplama güzergahı boyunca saçılmaktadır. Normal evsel çöpte SM değerinin %45-55 arasında olduğu gözlenmiştir.

GÜRÜLTÜ

Genel olarak “istenmeyen ses” şeklinde tanımlanan gürültü, öncelikle kaynağın akustik özelliklerine ve sonra kişilerin ve yaşanılan çevrenin niteliklerine bağlı olarak çeşitli olumsuz etkiler yaratan önemli bir sosyal ve teknik sorundur.

Gürültünün sebep olduğu rahatsızlığın ilimi olarak belirlenen derecelerinin artış göstermesi dolayısıyla, kabul edilen gürültü sınırları çoğu ülkede her yıl birkaç desibel daha düşürülmektedir. Tıpkı insan sağlığını tehdit ettiği bilinen hava, su ve toprak kirlilikleri gibi, en az onlar kadar mahzurlu olan gürültünün tesirlerini göz önüne alarak korunma yöntemlerini ve tekniklerini geliştirmek önem arz etmektedir.

Kişileri saran toplam gürültü çevresi:

a) Bina içi çevre,

b) Bina dışı çevre

Olmak üzere iki kaynaktan meydana gelir. Bina dışı kaynaklar yüksek gürültü düzeylerine sahip olmaları sebebiyle daha büyük sorunlar yaratmaları, daha karmaşık yapılar göstermeleri, daha yaygın olduklarından çok sayıda kişiyi etkilemeleri ve bu yüzden tek bina ölçeği yerine şehir ölçeğinde ele alınmalarının zorunluluğu, ya da bireysel yaklaşımları yerine çoğulcu kararların gerekmesi dolayısıyla, konuyla ilgili çalışmalara ya da geliştirilecek standartlarda öncelikle ele alınmalı, bunu takiben iç mekan gürültüsü ile ilgili kısıtlamalar gündeme getirilmelidir

Tablo 1: Kıta içi Su kaynaklarının standartlarına göre kalite kriterleri

6. NETICE

Şehirlerimize sahip çıkmak ve çevre ile uyumlu şehirler ortaya çıkarmak hepimizin vazifesidir. Bu hususta mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi, Devlet tarafından ciddi tedbirlerin zaman geçirilmeden alınması elzemdir. Aksi takdirde betonlaşan ve sağlıksız şehirlerin çoğalması kaçınılmazdır.

7. KAYNAKLAR

-Eroğlu, Veysel ” İstanbul’un Su Kaynakları ve Alınabilecek Tedbirler” 7 Bölümde İstanbul’un Çevre Sorunları ve Çözümleri Sempozyumu. Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu Yayını, sh 161-170., Ekim 1990.

-Samsunlu, Ahmet ” İstanbul’un Kanalizasyon ve Arıtma Tesisleri Sorunu” 7 Bölümde İstanbul’un Çevre Sorunları ve Çözümleri Sempozyumu. Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu Yayını, sh 145-160., Ekim 1990.

-Çetiner, Ayten ” Günümüze Kadar İstanbul’da Planlama Eylemleri ve Yarattığı Çevre Sorunları” 7 Bölümde İstanbul’un Çevre Sorunları ve Çözümleri Sempozyumu. Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu Yayını, sf. 407-413, Ekim 1990.

– TUBITAK /DEBÇAG /152-G, Ekolojik Dengenin Korunması ve Sürdürülmesi Açısından Kentsel Sistemlerin Planlanması, İ.T.Ü. 1991 Kesin Raporu,-1992.

– Ministry of Public Works and Settlements Gereral Directorate of Technical Research and Implementation, Environmental Sound Urbanization Strategies in Iskenderun Bay Region, Draft Report ITU, Çevre Muh.B1., 1992.

– Strategies for Urban Development in Developing Countries, UN-ECE 7th Conference on Urban and Regional Reseach, 1992.

Leave a Comment.