ÜLKEMİZİN CİĞERLERİ YANARKEN…

Bugün sizlere tatilimi geçirmekte olduğum Bodrum’dan sesleniyorum.

Şu anda Milas civarındaki orman yangınının dumanını büyük bir üzüntü içinde izliyorum. Yangının karaltısı ve kokusu aradaki uzaklığa rağmen buradan hissediliyor.

Okumakta olduğum günlük gazetedeki “Yazık çok yazık…” şeklindeki başlığa aynen katılıyorum. Bu konudaki düşüncelerimi ortaya koymadan önce Devlet Bakanlığı görevini üstlenen değerli hemşehrimiz sayın Bekir Aksoy’u tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Yeni kurulan hükümete katılan partilerin milletvekillerine, bu hükümete destek veren Büyük Birlik Partisi’nin Milletvekili’ni de eklediğimiz zaman altı Çorum milletvekilinden beşi şu anda çok etkili konuma gelmiş bulunmaktadırlar. Ayrıca sayın Aksoy’un Devlet Bakanlığı’na Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün bağlı olması da bu etkiye çok büyük katkıda bulunacaktır. Kendilerinden, bu dönemin Çorum ili için, ileride hatırlanacak karar ve yatırım yılları olmasını bir Çorumlu olarak rica ediyor ve bekliyorum.

Evet, Ege yanıyor… Kuşadası Dilek Yarımadası’ndaki Milli Park, Marmaris, Söke ve Milas’ta yangın devam ediyor. Diğer taraftan Adana’nın Osmaniye ilçesi Zorkun Yaylasında çıkan yangının teröristler tarafından çıkarıldığı basında yer alıyor. Acaba, bütün bu yangınlar bir sabotaj mı?  Türkiye’de önemli turizm bölgelerinin bu tip yangınlarla güzelliklerini kaybetmesi, gelişen ve ülkemiz için büyük bir döviz kaynağı olan turizmin engellenmesi yurt dışındaki düşmanlarımız ve onların yurt içindeki işbirlikçilerince mi tezgahlanıyor? İhmal yoksa tarla açmak amacıyla mı yakılıyor?

Türkiye’de ormanlık olan, yurdumuz yüzölçümünün yüzde 26’sını kapsar. Bunun da sadece yüzde 44’ü verimli olup, bu alanlar yangınlar, kaçak kesim, tarım arazisi ve arsa açma gibi nedenlerle hızla tahrip edilmektedir. Kısaca, ormanların yok olmasında kişisel menfaate dayalı kasıt bulunduğu bilinmektedir. Çıkan yangınların yüzde 75’inin kasıtla çıkarıldığı ve yılda 12000 hektar (1 hektar=10000 m2) ormanlık alanın yandığı ve bunun ağaçlandırılmasının 80 yıl alacağı belirtilmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ağaçlandırılan toplam alan, yangınlarla yok olan alandan daha azdır. Ağaçlandırma çalışmaları zor, pahalı ve uzun zaman gerektiren bir çalışmadır.

Çevre konusunda çalışan bir öğretim üyesi olarak ormanların doğanın ciğerleri olduğunu, bir ağacın 120 insanın bir günde kirlettiği havayı temizlediğini, böylece havadaki insan sağlığı için zararlı karbondioksiti alarak fotosentez olayı yardımı ile soluduğumuz oksijene çevirdiğini ve Dünya’nın ısınmasını engellediğini belirtmeyi isterim. Ormanlık alanlar, çıplak toprağa göre yağmur suyunun yüzeysel akışını 15, erozyonu da 350 kat önlemektedir. Bir santimetrekarelik toprak oluşumu için 100 yıl gerekmektedir.

Sonuç olarak, orman yangınlarına ve bilhassa kasıtlı orman yakılmasına mani olmalıyız. Gereğinde yasalarda değişiklik yaparak kasıt girişimlerini önlemeliyiz. Erozyona engel olabilmek için ülkemizi ağaçlandırmalıyız ve elimize geçen her fırsatta hepimiz ağaç dikmeliyiz.   

Leave a Comment.