KIBRIS SORUNU VE YAKLAŞIMLAR

İstanbul’da zaman zaman bir araya gelen dostların oluşturduğu Marmara Grubu’nun son konuşmacısı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçişleri Bakanı İlkay Kazım oldu. KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu Türk donanmasının adayı ziyareti nedeniyle katılamadı.

Bu konuşmada temas edilen önemli hususları, kısa başlıklar halinde aşağıda veriyorum:

  • 1960’da Zürih ve Londra anlaşmalarına göre hazırlanan Anaya ile İngiltere adada varlığını sürdürmüş ve üç garantör ülkeden birisi olmuştur.
  • 1960’da sağlanan garanti ve ittifak anlaşması sayesinde, 1974’de Türkiye, üç garantör ülkeden birisi olarak müdahale edebilmiştir.
  • Bu anlaşmanın önemli bir maddesinde Kıbrıs’ın Türkiye ve Yunanistan’ın dahil olmadığı bir ittifaka giremeyeceği şartı koşulmuştur.
  • 1960’da kurulan cumhuriyet üç yıl sürmüştür. “Kanlı Noel” diye bilinen Aralık 1963’te, Türkleri yok etmeyi hedefleyen hareketler başlamıştır.
  • 1974 yılında yapılan müdahaleye kadar 11 yılda 113 köy boşaltılmış, 117 cami yok edilmiş, 50.000 Türk göçe zorlanmış, toplu katliamlar sürüp gitmiştir. Ve Türkler adanın ancak %3’lük bir alanında yaşama imkanı bulabilmişlerdir. Bu baskı ve zorlamalara tüm dünya ülkeleri seyirci kalmış, Kıbrıs Türkü yalnız bırakılmıştır.
  • 1963’ten 1974’e kadar Kıbrıslılar Anavatan’a güvenerek direnişlerini sürdürmüşlerdir.
  • Anavatan tarafından 1974 yılında yapılan harekat, Rumların Akritas ( Tüm Türkleri yok etme ) planını ve Enosis ( Adayı Yunanistan’a bağlama ) planını başarısız kılmıştır.
  • O günden bugüne kadar adada kimsenin burnu kanamamış, garantör devlet olarak Türkiye’nin askerlerini adada bulundurması, adanın bir Bosna-Hersek durumuna düşmesini engellemiştir.
  • “ En iyi Türk ölü Türk’tür.” Diyen Kipriyanu ve bu düşüncedekiler ile anlaşmak mümkün değildir. Günde 2.5 milyon doları silah alımına ayıran ve son günlerde Rusya’dan füze alımı yapan Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Klerides, “Mücadelemiz 40 yıl önce başlamıştır, devam etmektedir.

Kıbrıs’ın en ücra köşelerine bayrağımızı dikeceğiz” demiştir. Biz inanıyoruz ki, anavatanımız bu füzelerin adaya gelmesine müsaade etmeyecektir.

  • Biz Kıbrıs Türkleri olarak bu sorunları aşacağız ve politikamızla bugüne kadar belirlenen bağımsızlığımızı sonsuza kadar koruyacağız, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarının güvenliğini bu politika ile sağlayacağız.
  • Bu toplantıya dinleyici olarak katılan MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de, kısaca şu hususlar üzerinde durmuştur:
  • Kıbrıs hiçbir zaman Yunanlıya ait olmamıştır. Tarihte Mısır, Pers, Venedik ve en son Osmanlılara ait olmuştur.
  • Jeopolitik nedenlerle Türkiye’nin, Kıbrıs’ı kendisine düşman bir ülkenin elinde bulundurmasına izin vermeyeceği tabiidir.
  • Dünya kamuoyuna önem vermeli, öncelikle de Avrupa ve Amerika’da ciddi girişimlerde bulunmalı, bu konuda gerekli kampanyaları açarak milli davamızı kazanmalıyız.
  • Milli savunma konusunda caydırıcı olmalıyız, gücümüzü yüksek düzeyde tutmalıyız.
  • Türkiye’nin Kıbrıs’ı terk etmesi ve ondan vazgeçmesi mümkün değildir.

Sonuç olarak, 1960’dan, Almanya Hannover Öğrenci Cemiyeti Başkanlığı yaptığım yıllardan beri, tüm arkadaşlarımla Kıbrıs için yaptığım çalışmaları bir defa daha hatırlatıyor ve bu toplantıda ifade edilenlere aynen katılıyorum. Kıbrıs’ın Türklüğünün korunması için millet olarak her türlü fedakarlığı yapmamızın ve destek vermemizin gerekliliğine inanıyorum.