KKTC’NİN 14. YILDÖNÜMÜ

Bugün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşun 14. Yıldönümünü kutluyoruz. O dönemi yaşayan ve bu Cumhuriyet’i ilk tanıyan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bir bakanı olarak, Kıbrıs’ın durumunu her zaman yakinen izliyorum.

Kıbrıs’la olan ilgim gençlik, lise dönemlerine gider. O zaman adaya hakim olan İngilizlerin çekilip gitmesi ve adayı Yunanistan’a bağlamayı, yeni bir Girit olayı yaratmayı isteyen Rumlar, karşılarında, hazırlıklı olmasalar da Kıbrıs Türklerini buldular. Anavatandan aldıkları destekle Dr. Fazıl Küçük’ün ve Rauf Denktaş’ın önderliğinde mücadelelerini sürdürdüler ve Yunanlıların “MEGALO İDEA” şeklinde tanımlanan “BÜYÜK HAYAL”’leri arasında yer alan adanın Yunanistan’a bağlanmasını engellediler.

Zamanın Başbakanı Adnan Menderes’in ve Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu’nun üstün gayretleri ile Türk toplumunun çıkarlarını koruyan Londra Anlaşması ile “Kıbrıs Cumhuriyeti” kuruldu. Ne yazık ki bu Cumhuriyet uzun ömürlü olmadı. Sayısız Türk’ün öldürüldüğü 1963 noel katliamları ile Başpiskopos Makarios ve Rumlar, bu cumhuriyetin temeline dinamit koydular. Kıbrıslı Türkler kıyı bölgelerinden uzaklaştırıldı ve ikinci sınıf vatandaş haline getirildiler.

1974 yılında Nikos Samson’un ateşlediği yeni dinamit ile Makarios’un adadan kaçması sağlanmış, adanın “Enosis” yoluyla Yunanistan’a ilhakına girişilmiştir. Zamanın Başbakanı Bülent Ecevit, Londra Anlaşmasındaki maddeler gereğince İngiltere ve Yunanistan’la birlikte adadaki olaylara el koymak üzere harekete geçti ve netice alamayınca kahraman ve şanlı Türk Ordumuz kararlaştırılan sınırlara kadar ilerledi ve Türklerin kuzeyde bir araya gelmelerine imkan verdi.

1983 yılı Kasım ayına kadar bir çözüm bulunması, iki toplumun federal bir yapıda bir araya gelmeleri için gayret gösterildi ve sabırla beklenilmesine rağmen netice alınamayınca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu ve ilk defa Hükümetimizce tanındı. Bu Cumhuriyeti tanımak eğiliminde olan dost ülkelerin bu kararları büyük devletlerce engellendi.

Almanya’da bulunduğum yıllarda Kıbrıs’ın içinde bulunduğu durumu Almanlara anlatabilmek için sayısız toplantıya konuşmacı olarak katıldım. Kendilerinin vatan ve millet sevgilerini yakinen izlediğim Türk işçilerinin maddi ve manevi destekleri ile 1964 yılında bir sabaha karşı, Hannover kentinin tüm konutlarının posta kutularına “Kıbrıs’la ilgili politikamızı ve düşüncelerimizi içeren” 200 bin bildiriyi dağıttık. İlgi çeken bu hareketimizi, yaptığımız bir basın toplantısı ile açıkladık. Aynı akşam televizyonda ve ertesi gün gazetelerde bu görüşlerimiz geniş bir şekilde yer aldı.

Sonuç olarak, Kıbrıs Türkleri ve Cumhuriyeti ilelebet yaşamalıdır. İlgimizi her zaman devam ettirmeliyiz ve destek vermeliyiz. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün Hatay politikası ile sağladığı başarı, uygulanacak politikalarla Kıbrıs’ta da elde edilmelidir. Kıbrıs için şehit olanları rahmetle, hizmeti geçenleri takdir ve şükranla anıyorum.

15.11.1997, İstanbul