AŞIKPAŞAZADE DERVİŞ AHMET ( AŞIK PAŞAOĞLU )

Bundan önceki yazımda, Çorum’un Mecitözü ilçesine bağlı Elvançelebi köyünde doğan ve günümüze kadar adını duyuran bu hemşehrimizi sizlere, faydalandığım kaynaklardan aldığım bilgilerle tanıtmaya çalışacağımı bildirmiştim.

Taha Akyol (1) yazısında kendisini; “Aşıkpaşazade Derviş Ahmet, Osmanlı beyliğinde Oğuz-Türkmen geleneklerinin hala ağır basmakta olduğu dönemde, 1400-1484 tarihleri arasında yaşamıştır.

İlk eğitimini, doğduğu Mecitözü/Elvan köyündeki tekke dervişlerinden almıştır. “Gazi Derviş” olarak Rumeli’de ki gazalara ve İstanbul’un fethine katılmıştır. Bu gözle yazdığı “Aşıkpaşazade Tarihi’nde anlattıkları Oğuz-Türkmen geleneğine dayalı Osmanlı Beyliği’nin ileride imparatorluk haline gelmek üzere kurumlaşmış ve merkezi bir sünni devlet yapısına doğru evrimleşmesini yansıtır.” Şeklinde tanıtmaktadır.

Abdullah Ercan (2) ise “Çorumlu Şairler” isimli kitabında kendisini şöyle tanıtır:

“Aşık Paşaoğlu (1393-1481) Çorum’un Mecitözü ilçesine bağlı Elvan Çelebi köyünde doğdu. Asıl adı Derviş Ahmet bin Şeyh Yahya bin Şeyh Salman bin Aşık Paşa’dır. 1240’da Selçuklu yönetimine karşı ayaklanan Türkmenlerin düşünsel ve tinsel lideri Baba İlyas’ın soyundandır. Elvan Çelebi büyük amcası, ünlü mutasavvıf şair Aşık Paşa büyük dedesi olur. 1413 yılında çıktığı bir yolculuk sırasında hastalandığı için katıldığı Geyve’de Orhan Gazi’nin imamının oğlu olan Yahşi Fakih ile tanıştı. Ondan Osmanlı devletinin kuruluşuna ilişkin destansı bilgileri dinledi. İyileşince Elvan Çelebi’ye döndü. Vaktiyle Musa Çelebi’nin maiyetinde bulunduğu için Tokat kalesine hapsedilmiş olan Mihaloğlu Mehmet Bey, affedilmesi nedeniyle Padişah 2. Murat’ın nezdine dönerken, Elvan Çelebi tekkesine uğrayıp Derviş Ahmet Aşıki’yi de yanına aldı. Böylece Aşık Paşa 2. Murat’la Yıldırımın oğlu Mustafa Çelebi arasındaki savaşı gördü. 1437’de Hacca gitti. Haçtan dönünce sancak beylerinden İshak Bey’le Üsküp’e geldi. Onunla serhatlerde akınlara katıldı. 1448’de Kosova’da savaştı. 1453’te Akşemseddin, Akbıyık gibi şeyhlerle birlikte İstanbul’un fethinde bulundu. Fetihten sonra İstanbul’a yerleşti. 88 yaşında İstanbul’da öldü.

Aşık Paşaoğlu, yaşamının büyük bölümünü ünlü kişilerin yanlarında geçirdi. Çoğu olayların içinde oldu. Savaşlara katıldı. Dinlendiklerini, gördüklerini belleğinde tuttu. 1476’da bunları yazmaya başladı. 83 yaşındaydı. Böylece Osmanlı tarihinin en eski kaynaklarından olan Tevarih-i Al-i Osman ya da Aşık Paşaoğlu Tarihi adlı ünlü yapıt meydana geldi.

Yapıt, Anadolu’daki eski menakıbnamelerin geleneğine uygun bir biçimle kaleme alınmıştır. Dili Türkçedir. Kolay anlaşılır sadeliktedir. Hemen her bab’ın sonuna manzum parçalar eklenmiştir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu sırasında Anadolu’daki gazilerin (gaziyan-ı Rum), ahilerin (ahiyan-ı Rum), abdalların (abdalan-ı Rum), yani her kesimden halkın örgütlü bir biçimde üstlendikleri etkin işlevi önemle vurgulaması yapıtın en özgün ve anlamlı yönünü oluşturmaktadır.”

Aşık Paşaoğlu ile ilgili Atsız(3)’a ait yayımlanmış bir eser de bulunmaktadır. Bu esere ulaşamadığım için oradan aktarma yapamadığımı üzülerek bildirmeyi istiyorum.

Eminim ki, geçmişte etkili olmuş ve iz bırakmış bir Çorumluyu tanımak, benim gibi sizi de memnun etmiştir. Bu nedenle, zaman zaman Çorumlu olup geçmişte ve bugün iz bırakanları tanıtmaya çalışacağım

İSTANBUL 27.6.1998

  1. Taha Akyol: “Türkmenlik ve Sünni Osmanlı” Milliyet Pazar, 17.5.1998,İstanbul
  2. Abdullah Ercan: “Çorumlu Şairler” ÇEKVA yayını 2. Baskı, 1998, İstanbul
  3. Atsız: “Aşıkoğlu Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, 1970, Ankara

NOT: Adana ve Ceyhan’da meydana gelen depremlerde çok sayıda vatandaşımızı kaybetmekten dolayı üzüntüm sonsuzdur. Kendilerine Tanrı’dan rahmet diler, halkımıza geçmiş olsun dileklerimi sunarım.

Bu konuyu sizin için değerlendireceğim. Saygılarımla A.S.