DOĞA-DENİZ-ÇEVRE

Yurtdışı seyahatinden döndüm. Şu anda Bodrum’da evimin bulunduğu sitede, tatilimi, İstanbul’un her geçen gün çekilmez hale gelen yaşantısından uzakta, dünyayı kavuran sıcaktan da korunarak, deniz kenarında geçiriyorum.

Son yıllarda dünya, beklenilmeyen doğa olayları ile karşı karşıya kalmakta, dalgaların tesiri ile binlerce kişi ölmekte, depremler birçok yöreyi yıkmaktadır. Dünyanı aşırı ısınması ise başlı başına bir sorundur.

İnsanlık, tanrının kendilerine bahşettiği güzelliklerin değerini bilmiyor ve vahşice yok ediyor. Doğa da buna karşılık yarattığı su baskını, deprem ve benzeri olaylarla hırsını alıyor.

Belçika’da kaldığım otelin televizyonunda sık sık, yirmi dört saat doğa ile ilgili yayın yapan kanalı (National Geographic Channel) izledim. Bu programlardan birinde kaplanlarla ilgili olan bir yayına rastladım. Geçmişte Türkiye, İran, Hindistan, Vietnam, Çin ve Rusya’da yaşam alanı bulan bu hayvanların sayısı 200.000 civarında iken, doğal yaşam alanlarının, ormanların yok edilmesi ve aşırı avlanma nedeniyle Türkiye ve diğer birçok ülkede nesilleri tükenmiştir. Halen bir kaplanın derisi 30 bin dolara, kemikleri de sağlığa katkısı nedeniyle 10 bin dolara satılmaktadır. Bu yüksek meblağ, geri kalmış yörelerin insanlarını, bu güzel hayvanları vurmaya ve yok etmeye itmektedir. Şu anda dünyadaki sayıları 5 bine inmiştir.

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), kaplan neslinin devamını sağlamak için önemli maddi destek sağlamakta ve Hindistan ile Çin’de özel projeler uygulamaktadır. Değerli okuyucularım, bu dünya yalnız bize ait değildir. Gözümüz gibi korumalıyız ve gelecek nesillere yaşanabilir bir şekilde bırakmalıyız.

Bu arada benim Çorum’da bir ağaç sahibi olmamı sağlayan fedakar, doğa dostu Rüstem Eren’e çok çok teşekkür ediyorum. Gelecek ağaç dikme mevsiminde orayı kendisi ile birlikte daha da yeşillendireceğimizden eminim. Eğer herkes bir Rüstem Eren olabilse idi, dünyada bugün yaşanılan doğal felaketlerle karşı karşıya kalınmazdı.

Deniz kıyısından hareketle televizyondaki doğa programına geçtim. Sonuç olarak bunların hepsini, çevreyi korumalıyız. Dünyamızı cehenneme döndürmemeliyiz.

BODRUM, 4 AĞUSTOS 1998)

NOT: Bodrum’da yazdığım faks olmadığı için ÇORUM HABER’e ulaştıramadığım yazılarımı, İstanbul’dan geç de olsa siz okuyucularıma sunuyorum.