POŞETLİ EKMEK VE İSRAF

Son iki hafta içinde bu konuyla ilgili bir çevreci öğretim üyesi olarak HBB ve Karadeniz TV’de programlara katıldım. Ayrıca çok sayıda gazeteciye de bilgi aktardım.

Tarım Bakanı, ekmeğin poşete girmesinin uluslararası anlaşmaların gereği olduğunu ve ülkemizin de üyesi olduğu “Kodeks Alimentarius” Komisyonu’nun bütün gıda maddelerinin ambalajlı olarak satılması kuralını getirdiğini beyan ettiğine göre, şu an da ekmeğin poşete girmesi doğru mu? Değil mi? Bunu tartışmayı pek istemiyorum. Ayrıca, ekmeğin poşete girmesi ile ilgili “Türk Gıda Kodeksi-Ekmek ve Çeşitleri” tebliği 20 Ağustos 1997 tarihinden bir yıl sonra uygulanmak üzere yayınlandığı da göz ardı edilmemelidir.

Biz Türkler, Fransızlar gibi ekmeği taze olarak yemesini seviyoruz. Bu yeni uygulama ile kimse bu hakkımızı elimizden almıyor. Fırında satılan ekmeklerin poşete konulması mecburiyeti yok. Vatandaşımız, fırından taze kıtır kıtır ekmeğini ambalajsız olarak alabilecek. Diğer taraftan açıkta ve bakkalda satılan ekmeklerin, vatandaşlar tarafından ellendiğini, bilhassa büyük şehirlerde sabahları açılmamış olan bakkal dükkanlarının önüne bırakılan ekmeklerin, kedinin, köpeğin, toz, toprağın, böceğin, sineğin vb’lerin etkisine açık olduğu da unutulmamalıdır.

Çevreci olarak benim yaklaşımım, poşetlemede doğada kolay kolay yok olmayan naylon poşet yerine yeniden kullanılabilen, doğada çok kolay yok olan ve ekmeği taze tutan, lezzetini koruyan kağıt poşet kullanılmasıdır.

Belirttiğim TV programlarına katılmadan önce konu ile ilgili tetkik ve araştırmalarda bulundum. Tespit ettiğim önemli hususları bilginize sunuyorum:

  • Ülkemizde üretilen ekmeğin yüzde 10-25’i israf edilmektedir. Eğer yüzde 10 değerini esas alırsak, israf ettiğimiz ekmeğin günlük değeri 440 milyar lira, yıllık değeri ise 160 trilyon lira olmaktadır. Ambalajlama sayesinde ekmeğin dayanıklılık süresinin artacağı ve israfın kısmen önlenebileceği tahmin edilmektedir. İstanbul’da günde en az 1 milyon adet ekmek israf edilmektedir.
  • Ülkemizde kişi başına yılda 17.5 kilogram plastik madde tüketilmekte olup, ekmeğin naylon poşete konulması ile kişi başına 0.7 kilogramlık bir artış olacaktır. Amerika’da 90 kilogram, İtalya’da 70 kilogram, Yunanistan’da 20 kilogram plastik madde kullanılmaktadır.
  • Almanya’da günde 5000 ekmek üreten bir fırının kullanım alanı 1500 metre kare iken bu, biz de ortalama 100 metre kare civarındadır. Bu nedenle ekmeği poşetlemeden önce 30 derece sıcaklığa indirilmesi pek mümkün olmamaktadır.
  • Ülkemizde, genelde buğday unundan beyaz ekmek tüketilmektedir. Bunların dayanma süresi kısa olduğu gibi, siyah ekmeğe ve kepek ekmeğe göre insan sağlığına yararı da fazla değildir. Ülkemizde diğer ekmek türlerinin üretimi teşvik edilmelidir.

Sizlere, buradan bir anımı aktarmak istiyorum. Hannover’de üniversitede okurken kaldığım öğrenci yurdunda bir Alman arkadaşım her Cumartesi gününü soğan ve ekmek yiyerek geçirdiğini, böylece açlığın ne olduğunu hissettiğini haftada bir gün bu şekilde yaşayarak biriktirdiği parayı Afrika’daki aç insanlara gönderdiğini hatırlıyorum. İstemesem de kendi kendime, kaçımızın aç insanları, açlık sınırında yaşayan insanları düşündüğümüzü ve böyle ulvi düşüncelere sahip olduğumuzu soruyorum. Sonuç olarak dünyada iki milyara yakın insanın açlık içinde kıvrandığını düşünerek, dinimizin de en kutsal varlık saydığı ekmeği israf etmeden son parçasına kadar tüketmemiz ve hiçbir zaman çöp kutusuna atmamamız gerektiğini önemle vurgulamak istiyorum.

İSTANBUL, 13 EYLÜL 1998