BERLİN’DEN İZLENİMLER (2)

Berlin’e, katılacağım toplantıdan birkaç gün önce gelmem çok yerinde oldu. Burada yaşayan Çorum Lisesi’nden İskilipli arkadaşım Mehmet Şahin’in misafiriyim. On yıl kadar önce “Avrupa Tren Seyahati Programı” ile Berlin’e gelen kızım da Mehmet’ler de kalmış ve kendisine gösterilen yakınlık ve misafirperverlikten çok olumlu etkilenmişti.

Mehmet’in, Alman olan, uzun bir süre Türkiye’de kaldığı için çok güzel Türkçe konuşan, örf ve adetlerimizi benimseyen eşi Rita, kızıma gösterdiği olağanüstü ev sahipliğini benden de esirgemedi.

Almanya’ya 21 Ekim 1956’da yüksek tahsil için trenle hareket ettiğimizde, aynı sınıftan Yalçın Alaybeyoğlu, Mehmet Şahin ve Ülkü Gürkan ile birlikteydik. Aynı yolculuğa Sungurlu’dan Arslan ve Kaplan Terzioğlu kardeşlerle şu anda isimlerini hatırlayamadığım iki Sungurlulu arkadaş da başlamıştı. Üç gün süren yolculuktan sonra bizleri Münih’te karşılayan Çorumlu Nevzat Tümer’in yakın ilgisini gördük. Yalçın’la beni Bad Aibling, Ülkü ile Mehmet’i de Kochel kentindeki Goethe Enstitüsü’ne Almanca öğrenmek üzere yerleştirdi.

Mehmet’le o gün ayrılan yollarımız bir daha uzun süreli olarak bir araya gelmedi. Birbirimizi hep kısa süreli gördük. Mehmet Berlin, ben Hannover Teknik Üniversitesi’nde tahsillerimize başladık. Berlin her zaman insanları çeken bir kent olduğu için, ilk defa hatırladığım kadar 1959 yılında bir öğrenci seyahati ile duvar örülmeden önce buraya geldim. Mehmet’le buluştuk. Çok güzel günler geçirdik. Kendisinin bizi Doğu Berlin’e götürerek Batı’da çok uygun kurla değiştirdiği para ile mükemmel bir ziyafet çektiğimi unutmuyorum. O zamanlar Doğu Berlinlilerin maddi ve manevi bakımdan büyük zorluk içinde yaşadıklarını gördüm. Bizlerin Doğu Almanya’ya gelişimize müsaade edilmediği için, bir adaya benzeyen Berlin’de kaldık.

Berlin’de duvar örüldükten sonra Avusturya’nın Graz şehrinde okuyan ve mesleki stajını Hannover’de yapan arkadaşım Yalçın Alaybeyoğlu ile 1962 yazında tekrar geldim. O zaman da Mehmet bize çok yakınlık gösterdi, gezdirdi, eğlendirdi.

Mehmet, 1963 yılında özel nedenlerle tahsilini yarıda keserek Türkiye’ye döndü. Eşini İskilip’te ailesinin yanında bırakarak Bursa’da yedek subay öğretmen olarak göreve başladı. Bu görevin bitiminde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, Marmaris’te öğretmenlik yaptı. Marmaris’teyken turizm konularına yakınlık duydu ve turistlere yardımcı oldu.

Berlin’e 1970 yılında tekrar geri dönen Mehmet, Berlin Eyaleti’nin kadrosuna girerek Türk öğrencilere öğretmenlik yapmaya başladı ve emekli olduğu 1977’ye kadar da bu görevini sürdürdü. Artık emeklilik dönemini eşi ve kızıyla birlikte Berlin’de geçiriyor. Bir taraftan, Marmaris’e yerleşen ve sınıf arkadaşımız Dr. Kemal Cebeci’nin kızı ile evlenen, Berlin’de elektronik mühendisliği tahsil eden oğlu Erol’un ve torununun geleceği ile yakinen ilgilenirken, diğer taraftan bu sene liseyi bitirecek kızı Deniz’in Berlin’de istediği üniversiteye girebilmesi için her türlü desteği gösteriyor.

Berlin’de yaşayan sınıf arkadaşımız Mecitözülü Şener Koldaş’la da Cumartesi akşamı Mehmet’in evinde buluştuk. Saatlerce eski öğrencilik günlerimizi, öğretmenlerimizi ve arkadaşlarımızı hatırladık ve konuştuk. Bir araya geldiğimiz için çok mutlu olduk.

Pazar günü için çok güzel bir program yapmıştık. Aralıksız yağan yağmur bizi evde oturmaya mecbur bıraktı. Öğleden sonra sıkıldık, Mehmet’in burada yaşayan kardeşi Mustafa otomobili ile aldı, zaman zaman şemsiyeler altında yağmura rağmen tarihi yerleri ve tekrar başşehri olarak inşa edilen Berlin’i gezdik. Akşam döndüğümüzde Şahin kardeşlerin eşleri bize İskilip’e has torbada pilav, su böreği gibi yemekler hazırlamışlardı. Kısaca, kendimi burada evimde ve Türkiye’de gibi hissettim.

Belki bazılarınız, bu yazımda özel konulara çok yer verdiğimi düşünebilir. İnsanların her geçen gün daha maddiyatçı olduğu, dostluk ilişkilerinin azaldığı bir ortamda, bu anılarımı sizlerle paylaşmayı istedim. Belki de bu yazımı okuyacak gençlere de arkadaşlığın önemini göstermeyi istedim. İnşallah sizleri sıkmadım…