BERLİN’DEN İZLENİMLER (4)

Berlin’den gönderdiğim bu son yazımda, kentin Türkiye ve Türklerle ilgili konularına kısa kısa değinmeyi istiyorum.

  • Brandenburg-Berlin Krallığı’nın 1700’lü yıllarda kurulmasından sonra Osmanlı Devleti’nin ilk gönderdiği elçi Metkbulsi Azmi Sait Efendi idi.
  • Osmanlı Devleti elçisi Ali Aziz Efendi’nin 1798’in Ekim ayında vefatı dolayısıyla Berlin’de ilk Türk Mezarlık’ı kuruldu.
  • 1866’da Kışla yapımı nedeniyle bu mezarlık Columbiadamm’daki bugünkü yerine nakledildi. Zamanla mezarlık büyüdüğü gibi bir de cami yapıldı.
  • Nazi rejimi döneminde Türkiye’ye kaçıp sığınan birçok Alman’ın içinde, sonradan Berlin Eyalet Başbakanlığını yapan Ernst Reuter ve savaştan sonra Berlin’deki Hür Üniversite’nin rektörlüğünü yapmış olan hukukçu Ernst Hirsch’i sayabiliriz.
  • 1961 yılında örülen duvarla Doğu Berlin ve Demokratik Almanya’daki insanların Batı’ya geçmeleri önlendi. Bunun üzerine Federal Almanya ve Berlin’de hissedilir bir iş gücü sıkıntısı baş gösterdi. Federal Almanya, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok devletle anlaşmalar yaparak bu memleketlerden işçi getirmeye başladı. 1973 yılında Almanya’daki yabancı işçi sayısı 2 milyonu aşınca, bu anlaşmalar donduruldu. Bugün ailelerin birleştirilmeleri sonucu Almanya’daki yabancı işçilerin ve ailelerinin nüfusu 6 milyona ulaştı. (Türkler 2.1 milyon)
  • İkinci Dünya Savaşından önce Berlin’de 3000 Türk bulunurken, 1954’de Türklerin Batı Berlin’deki sayısı 103 idi. (Çoğunluğu yüksek tahsilini yapan öğrenci) 60’lı yıllarda bu sayı 1000’den 20 bine çıktı. İşgücü alma anlaşmalarının dondurulduğu 1973’te is 66.000 Türk işçisi ve ailesi yaşamakta idi. 80’lerin başında Berlin’deki Türklerin sayısı 160 bindir. Mülteci olarak gelenlerin sayısı devamlı artmaktadır,
  • 1982 yılında on kişilik bir heyetle birlikte Bakan olarak ziyaret ettiğim Berlin’de, o zaman da tespit ettiğim gibi, Türklerin büyük çoğunluğu geçimini burada temin ettiği için mutlu bir yaşam sürdürmektedir.
  • Kuşak olarak tanımlayabileceğimiz gençlerin bir kısmı çok iyi eğitim alırken, diğer önemli bir kısmının eğitimi yetersiz olduğu gibi, çoğunluğu işsizdir.
  • Berlin’de bugün yaklaşık 40 civarında cami ve mescit bulunmaktadır. Bölünmüşlük burada da kendini açık bir şekilde göstermektedir. Bu ibadet yerlerinin yarısı Diyanet işlerince gönderilen imamlar tarafından yönlendirilirken, geriye kalanların, büyük bir kısmını Milli Görüş grubu, geriye kalanları Süleymancılar, Kaplancılar, Nurcular ve Fethullahçılar idare etmektedir.
  • Berlin’de 3.000 civarında Türk işadamı bulunmakta olup, bunlar yanlarında Türk ve Alman çalıştırmaktadırlar.
  • Bilimsel toplantımıza katılan ve Berlin Teknik Üniversitesi’nde çalışan iki Türk profesörümüzü tanımaktan ve başarılarına tanık olmaktan gurur duydum. Çok sayıda istikbal vadeden bin Türk gencinin yalnız Berlin Teknik Üniversitesi’nde okuduğunu duyunca, 1960’lı yıllarda işçi olarak oraya giden dedelerinin gayretlerinin boşa gitmediğini düşündüm.

Değerli okuyucularım, çok sayıda Türk’ün yaşadığı Berlin’i çeşitli açılardan sizlere anlatmaya çalıştım. Buradan gönderdiğim son yazımla sizlere, burada karşılaştığım tüm Çorumlu hemşehrilermizin selam ve sevgilerini iletiyorum.

BERLİN, 6 KASIM 1998