ÇORUMLU BİLİM ADAMLARI TOPLANTISI VE İZLENİMLER (4)

Toplantıda ve hazırlanan programda beni etkileyen önemli olayları, tespitlerimi ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya devam etmeyi istiyorum.

Organize Sanayi Bölgesi’ni Ziyaret

Bizi Bölge’ye götürecek otobüse bindiğimde, gençlik yıllarımda, yani 1950’li yıllarda Çorum’un sanayi durumu nasıldı diye düşündüm. Kendimi zorlamama rağmen, zikredebilecek önemli bir sanayi tesisine sahip olmadığımızı hatırladım. O zamanlar birkaç adet bugünkü toprak sanayi ile mukayese edilemeyecek büyüklükte tuğla ve kiremit ocağı yanında, sönmeye yüz tutmuş bir dericilik ile evlerde küçük, basit tezgahlarla yürütülen dokumacılık vardı. Esasen o zamanlar genç Cumhuriyet’in belirli yönlerde kurduğu fabrikalar dışında pek bir sanayi kuruluşu yoktu. Hatta toplu iğne bile yurt dışından ithal ediliyordu.

1957 yılında faaliyete geçen Çorum Çimento Fabrikası’nın Çorum’un sanayileşmesinde büyük katkısı olmuştur. Orada çalışanlar ve yetişenler, sanayi alanında öncü rolü üstlenmişlerdir.

Birinci kısmı dolmuş, ikinci kısmında da parsel satışlarına başlanmış bulunan Organize Sanayi Bölgesi’nde mevcut tesislerden ancak 4 tanesini gezebildik.

Bil’s gömleklerini üreten Bilsar Tekstil tesisinin girişinde Çorum Lisesi’nden arkadaşım İsmet Bilal ve arkadaşları bizleri her zamanki güler yüzlü halleri ile karşıladılar. Birkaç göbekten beri manifaturacılık, hazır giyim vb. işlerle uğraşan aile, kurmuş olduğu bu fabrika ile sanayiciliğe başarılı bir şekilde girmiş bulunuyor. Ailenin Selman ve diğer genç evlatları, işin imalatından çok İstanbul’da iç ve dış satış organizasyonunu ve yönetimi üstlenmiş vaziyetteler. Daha önce de ziyaret ettiğim fabrikanın bu defa kapasitesinin ve çalışanlarının artmasından dolayı çok sevindim. Böylece Çorum’da ve ülkede birkaç aileye daha ekmek kapısı açmış oldular. Bu nedenle, ailenin büyüğü rahmetli Hakkı Bilal, aldığı dualarla öbür dünyada huzur içindedir diye düşünüyorum.

Alapala tesislerinde bizleri ailenin ikinci kuşağını temsil eden, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği tahsili yapmış olan İsmail Alapala karşıladı. Bizlere odasında, kuruluşları ve imalatları hakkında bilgi verirken kendimi bir an Avrupa’da bir fabrikada hissettim. Karşımda, konusuna vakıf ve ileriye bakan genç bir batılı iş adamı vardı. Dünyanın birçok ülkesinde kurdukları fabrikalarından ve ihracatlarından büyük bir coşku ile bahsediyordu. Gıda sektöründe hem fabrika kurarak, hem de muhtelif gıda maddesi üreten bu kuruluşun imalat kısımlarını gezerken, çok geniş bir alana sahip fabrikanın tam kapasite ile çalışmadığı izlenimini edindim. Acaba son iktisadi krizden “Anadolu Kaplanları” dan biri olan Çorum da nasibini almış mıydı? Gerekli imkan ve destek sağlansa, Alapalalar daha da büyük işler yapabilirler diye düşündüm. İsmail Alapala’nın şahsında, Çorumlu gençlerin büyük şehirlerde kalmayıp ailelerinin işlerine dönmelerinin ve ailelerinin başlattığı işleri daha büyütmelerinin Çorum’un geleceğini çok olumlu etkileyeceğini gördüm.

Üçüncü durağımız Çorum İplik Tesisleri oldu. Bizleri karşılayan kuruculardan İsmet Şamlı, coşku içinde tesisi ile ilgili bilgiler verdi. İplik sektöründe Türkiye’nin en yeni ve en son teknikle kurulmuş fabrikası olduğunu ve bu nedenle satışlarında hiçbir zorlukla karşılaşmadıklarını anlattı. Tekstil sektörünün içinde bulunduğu ekonomik problemlere rağmen böyle bir konumda oluşları ne kadar olumlu değil mi? Kuruluşun yatırımlarının bir parça karşılanmasından sonra kumaş üretmeyi, daha sonra da boyama tesisleri kurmayı hedeflediklerini anlatırken, gözlerindeki kararlılığı görmenizi isterdim. Böyle modern bir tesis kurdukları için kendisini ve ortaklarını kutlamayı istiyorum.

Son gezdiğimiz tesis Ece Seramik Fabrikası oldu. Bu tesisi kuran Erdem Çenesiz, toprak sanayinin içinden gelen İlhan ve İsmet Çenesiz kardeşlerin ikinci kuşağından. İsmet Çenesiz’in oğlu. Büyüklerinin tuğla ve kiremit sektöründeki birikimlerinden faydalanarak, hammaddesinin büyük bir kısmı Çorum’da olmamasına rağmen, bu sanayiye cesaretle yatırım yapmışlar ve başarılı olmuşlar. Fabrikada imal edilen banyo ve tuvalet takımlarının kalite bakımından Çanakkale ve Bozüyük’te imal edilenlerden bir farkı olmadığını gördüm. İşte bu nedenle yurtdışında ve içinde oldukça sevindirici bağlantılar kurmuşlar. Yıllarca Çorum’da seramik alanında yatırım yatırım yapılması düşünüldü, ama gerçekleştirilemedi. Çenesiz ailesini, böyle bir yatırım yaptıklarından dolayı, ayrıca, Çorum Vakfı’na ve Çekva’ya sağladıkları destek için tebrik ediyorum.

Organize Sanayi Bölgesi’nden ayrılırken, daha görülmeye değer nice güzel fabrikalar var diye düşündüm. İnşallah onları da yakın bir zamanda gezer ve görürüm.

Çorum’da yatırım yapan herkesi, ekmek kapısı açtıkları ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulundukları için kutluyorum.

Son olarak hazırlanan öncelikli iller tebliği ile Çorum’un nispeten kalkınmış yöre kabul edilerek, teşvik edilecek iller arasına alınmamasının şehrimizin kalkınmasını olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum. Komşumuz Yozgat iline sağlanan teşvikler neden Çorum’dan esirgeniyor? Çorum’un merkez ilçesi bir parça kalkınmış olsa dahi, ilçelerin durumunu kimse görmüyor mu? Oralarda hangi yatırım ve sanayi var?

Acaba biz Çorum’u “Anadolu Kaplanları” arasında fazla heybetli var oldukça kuvvetli mi gösterdik? Bu nedenle mi bizi önemli teşviklerden mahrum ettiler? Belki de “Ağlamayana meme yok” atasözüne uymadık mı?

Çorum’un geleceği açısından bu sorularıma cevap arıyor, yetkililerin ve Çorumluların bunları sesli olarak düşünmelerini istiyorum.

(İstanbul, 8.12.1998)