GELDİ MAVROS, GİTTİ PANGALOS

Bu yazıma başlarken 1984 yılından beri ülkemize binlerce sorun yaratan, 30 binin üzerinde vatandaşımızın ölmesine neden olan, Türkiye’yi çökertmek isteyen ülkelerin maşası Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından dolayı tüm halkımızla bu coşkun sevgiyi paylaştığımı ortaya koymak isterim. En başta şehit aileleri olmak üzere kanlı terörün etkilediği tüm insanlarımızın bir parça da olsa kanlı terörist başının gıpta edilecek bir operasyonla ta Afrika’nın ortasından, Kenya’dan ülkemize getirilmesi ile acılarının bir parça azaldığını ve teselli bulduklarını düşünüyorum. Bu başarılı operasyonu planlayanları ve yapanları kutluyorum.

Yazımın başlığında ülkemizi ve milletimizi yok etmeyi planlayan, en azından Anadolu dediğimiz küçük Asya’dan bizi atmayı planlayan Yunanistan’la ilgili olduğunu düşünmüşsünüzdür. Yunanlıların “Megalo Idea” büyük hedef dedikleri İstanbul’a, İzmir’e en azından batı Anadolu’ya sahip olma düşüncelerini İstiklal Harbi sonunda yedikleri ağır şamara rağmen unutmamışlar ve Türklüğe zarar verebilmek için de her fırsatta kullanmaktadırlar. Hepimizin bildiği Yunanistan’daki Lavrion Kampı’nda, Güney Kıbrıs’ta teröristlere sağlanan destek, Avrupa’da ülkemizin içine sokulduğu tüm zorluklar bu düşüncenin, fikrin bir uygulamasıdır. Cumhurbaşkanımızın söylediği, “Yunanistan’ın tavrı aşağı yukarı Suriye gibiydi. Orada da kamplar var. Onlar hakkında kendilerine bilgi verildi. Bu komşuluğa yakışmaz denildi.” Cümleleri durumu en güzel şekilde özetlemektedir.

İşte bu düşman ülkenin utanmaz devlet adamlarından bazıları Suriye’den çıkarıldıktan sonra ortada kalan terörist başına “Lazaros Mavros” adına kırmızı pasaportu Güney Kıbrıs hükümetine hazırlatmışlar, uçağının Korfu Adası’na inişine müsaade etmişler ve Kenya’ya götürerek Nairobi’deki büyükelçiliklerinde uzun bir süre gizlemişlerdir. Bütün bunları Türkiye’yi “Medeniyetsiz ülke” ve “Türkiye kanlı ayakları ile Avrupa’nın salonlarındaki halılarda yürümek istiyor” şeklinde tanıtan Yunanistan Dışişleri Bakanı Pangalos ve arkadaşları organize etmişler ve sağlamışlardır.

Ülkemizin başına örmeyi istediği çorap, Pangalos’un yıkılmasına sebep olmuş kendisi ile birlikte iki bakan daha istifa etmek zorunda kalmıştır. Güle güle Pangalos. Globalleşen dünyada düşmanlık değil dostluk aşılayan devlet adamları tarihe mal olur.

Avrupa Birliği’nin temellerini atan De Gaulle, Schumann ve Adenauer gibi… Başbakanımız Ecevit’in söylediği “Terör konusunda Yunanistan suçüstü yakalandı. Umuyorum ki, Yunanistan artık terörü dış politikasında bir alet olarak kullanmaktan vazgeçer” sözleri inşallah Ege’nin karşısından duyulur.

Geldi Apolos (Apo), gitti Dangalos (Pangalos) diyerek sevincimi ortaya koyuyor ve Apo’yu getirerek sağladığımız başarıyı Güneydoğu Anadolu’da alınacak ekonomik ve sosyal tedbirlerle tamamlamamız, sorunları bir an önce çözmemiz gerektiğine inanıyorum.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE MİLLETİ SONSUZA KADAR YAŞAYACAKTIR.

İstanbul, 19 Şubat 1999