ÇANAKKALE ZAFERİ

BÜYÜK ZAFERİN 84. YILDÖNÜMÜ

Osmanlı İmparatorluğu, bir oldubitti ile sokulduğu Birinci Cihan Savaşı’nda dokuz cephede, dört yıl savaştı ve 400 bin vatan evladını şehit verdi.

Bu cephelerden en çok bilinen ve hatırlananı Çanakkale olup, 18 Mart 1915’de Ege Denizi’nden, Marmara’ya geçerek imparatorluğun başkenti İstanbul’u ele geçirmek isteyen müttefik kuvvetleri çok sayıda harp gemisi ile Çanakkale Boğazı’na girdi. Nusret gemimizin döşediği mayınlardan habersizdiler ve tam 25 gemileri battı. Bu başarısızlık onları çileden çıkardı. Karaya asker çıkararak başarılı olmayı ve hedeflerine ulaşmayı istediler. Karşılarında vatanlarını korumak isteyen Türk ordusunu ve onun eşsiz komutanı Mustafa Kemal’i buldular. 250 bin şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşı’nda düşman başarısız oldu ve Çanakkale’nin geçilmezliği Churchill de dahil tüm müttefiklerce kabul edildi.

Mehmet Akif’in, İstiklal Marşı’ndaki satırlarını böyle bir günde hep birlikte dikkatlice okumalıyız:

Batığın yerleri “toprak” diyerek geçme tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı:

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Evet, bu topraklar için binlerce şehit verdik. Anne tarafından Hanoğlu ailesinden gelen annemin üç dayısını bu büyük harpte şehit verdiğimizi belirtirken, her aileden şehitler verildiğini de vurgulamak isterim.

Dün, milli şairimizin belirttiği gibi;

Arkadaş, yurdumu alçaklara uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

Düşüncesinden hareket eden ordumuz ve onun mensupları, son 15 yıl boyunca Güneydoğu Anadolu’da binlerce şehit verdi, vücudunu siper etti ve hayasızca akını durdurdu.

Bu vatan üzerinde toprağımızın dalgalanmasını ve ezanın susmamasını sağlayan şehitlerimizin huzurunda saygı ile eğilirken, böyle bir günde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Cumhuriyet’in niteliklerine, birlik ve bütünlüğüne kastedecek her türlü tehdit ve tehlikeye karşı Çanakkale’de olduğu gibi bugün de ülkenin güvenliğinin teminatı olma özelliğini “en güçlü şekilde” koruduğunu bildiren Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu’na ve şahsında şanlı ordumuza güvenimizi ortaya koyarak şükranlarımızı sunmalıyız.

İstanbul, 18 Mart 1999