YUNANLI ÖĞRETMEN

Yunanistan’ın Petras kentinde bir lisede, öğrencilerinden edebiyat sınavında PKK lideri Öcalan’ın kişiliği hakkında değerlendirme yapmalarını istendiği” ile ilgili haber, bana 39 yıl önce yaşadığım bir olayı hatırlattı.

1960 yılı yaz tatilinde, Türkiye’den gelen aylığımdan artırdığım para ile Londra’ya lisan öğrenmeye gittim. Şehrin merkezinde Oxford Caddesi’nde bulunan Pittman lisan okuluna kayıt oldum. Okulda başka Türk öğrencilerle de karşılaştım. Bunlardan birisi ile oturup sohbet ederken, yakınımızdaki koltukta orta yaşlı bir bayan da yarı uyur bir halde dinleniyordu. Birden gözlerini açıp bizle konuşmaya başladı. Şimdi sizlere, aramızda geçen konuşmayı aynen aktarıyorum:

-Siz Türk müsünüz?

-Evet.

-Ben sizlerden nefret ediyorum.

-Neden? Siz hangi ülkedensiniz?

-Ben Yunanlıyım. 300 yıla yakın ülkemizi işgal altında tutarak kültürümüzü ve medeniyetimizi yok ettiniz.

-Osmanlılar, gittikleri yerlere barış, hoşgörü götürdüler. Tarihte tüm imparatorluklar genişlemek istemişlerdir. Konuya bu gözle bakmak gerekir.

-Ben bir lisede öğretmenim. Öğrencilerimin hepsine Türk düşmanlığı aşılamak benim en büyük idealim ve hedefimdir.

-Hanımefendi, bize lisede Yunan düşmanlığı öğretilmedi. Yaptığınız çok yanlış.

İşte yıllar önce bu duyduklarım beni çok şaşırtmıştı. O zamanlar, hakikaten Yunanlıların hedefleri olarak tanımlanan “Megalo İdea” fikirlerinden habersizdim. Orta Anadolu’da bizler kimseye karşı düşmanca duygular beslemek üzere yetiştirilmemiştik. Türk’ün hoşgörüsü, Osmanlı İmparatorluğu’nda da hakim olduğu için, sayısız milletler barış ve dostluk içinde bir arada yaşama imkanı bulmuştur. Osmanlı’dan sonra Balkan ülkelerinin içine düştüğü durum, Bosna ve Kosova olayları kimin hoşgörülü, kimin hoşgörüsüz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Aynı gazetede “Yunan halkı, ne yazık ki Türkiye’yi en büyük düşman olarak görüyor. Çünkü ana sınıfından başlayarak yeni nesiller Türk korkusu ile yetiştiriliyor.” deniyor ve “Yunanistan, Türkiye’den öç almak için her türlü macerayı göze alabilecek kadar gözünü hırs bürümüş siyasetçiler ve bürokratlar halen mevcut” tespiti yapılıyor.

Tüm bu anlattıklarıma rağmen, iki ülkenin dost olması gerektiğine inanıyor ve iki ülkenin başına da Atatürk ve Venizelos gibi barışçı liderlerin geçmesini temenni ediyorum.

İstanbul, 22 Mart 1999

(Nur Batur, “Yunanistan’ı sarsan Apogate” Hürriyet, 19.3.1999)

Tüm okurlarımın mübarek Kurban Bayramı’nı kutlar, hürmetlerimi sunarım.