SANDIK BAŞINA MUTLAKA GİDELİM

Bu Pazar günü hepimiz oylarımızı vererek, ülkemiz politikasına etkili olacağımıza inanıyoruz. Ama ne yazık ki durum hiç de öyle değil… Mevcut sistemde milletin vekilini değil, parti başkanlarının milletvekillerini seçeceğiz. Kısmen ön seçim yapan CHP dışında, parti başkanlarının önümüze koyduğu listelere oy vereceğiz. Bu bir noktada Galatasaraylı, Beşiktaşlı, Fenerbahçeli, Çorumsporlu olmak gibi bir şey… Her hafta sonu tuttuğumuz futbol takımını desteklediğimiz gibi, bu hafta sonu bir partiyi destekleyeceğiz. Belki de bazılarınız, benim yaptığım gibi birden fazla partiye oyunuzu vereceksiniz.

Demokrasi demek, halkın siyasete katılımı demektir. Bizde ise liderlerin ve etrafında yer alanların sultasında yürütülen bir demokrasi vardır. Liderlerin siyasetlerinin temel gayesi koltuklarını korumaya yönelik olup, buraları hiçbir zaman boşaltmayı istemiyorlar, başarısız olsalar bile…

Elli yıla yakın bir zamandan beri bazı inkıtalara rağmen ülkemizde çok partili dönemi yaşıyoruz. Geriye dönüp baktığımızda, İsmet İnönü’nün demokratik yollarla kurultayda genel başkanlıktan düşürülmesi dışında liderlerin kendi istekleri ile makamlarını bir başkasına devir ettikleri görülmemiştir ve bence kısa vadede böyle bir şey beklenmemelidir. O günden bugüne kadar sivrilmiş liderlerin durumunu incelediğimizde,

  • Turgut Özal ve Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilmeleri,
  • Alparslan Türkeş vefatı,
  • Necmettin Erbakan partisinin kapatılması, nedeniyle partilerin başından zorunlu olarak ayrılmışlardır.

Şu andaki mevcut liderler, kolay kolay partilerinin başından ayrılmak niyetinde görülmüyorlar. Yarın yapılacak seçimlerde başarısız olan genel başkanlar nasıl hareket edecekler? Merak ediyorum doğrusu.

Bu durum böyle devam edemez. Herkesin istediği ve fikir birliği yaptığı husus, yeni seçilecek Meclis’in bir an önce partiler kanunu ve seçim kanunu değişmeleridir. Gelecek seçimler ya,

  • Birer milletvekilliği için oluşturulacak dar bölgelerde iki turlu veya
  • Hakim nezdinde partilere kayıtlı tüm üyelerinin oy verdiği bir önseçimle iki misli aday belirlenmeli ve seçmenlere tercih imkanı verilmelidir.

İşte o zaman vatandaş, sandığa koşacak, meclise güvenini ortaya koyacak ve batı demokrasilerinde olduğu gibi partilerde ağırlığını hissettirecektir. Başarısız liderler ise padişahlar gibi ömür boyu yerlerinde oturamayacaklardır. Böyle bir ortamda nitelikli adaylar ortaya çıkabilecektir.

Her şeye rağmen yarın yapılacak seçimin memleketimiz için hayırlı neticelere vesile olmasını temenni ediyor,

  • Çalmayı düşünmeyen, haram yemeyecek,
  • Dürüst,
  • Vatanını seven,
  • Ülkemizin bölünmezliğini savunan,
  • Vatandaşlar arasında ayırım yapmayan,
  • Dinimizi siyasete alet etmeyen,
  • Kendisine değil ülkesine hizmet edecek,

Adaylara başarılar diliyor, sizi kendilerine oy vermeye davet ediyorum.

Değerli hemşehrilerim, aman sandığa gitmemezlik yapma, demokrasiye sahip çık, ülkenin geleceğine oyunla yön vereceğini unutma. Sakın boş oy verme.

İzmir, 16 Nisan 1999