SEÇİMLERİN ARKASINDAN (2)

Eğer sizleri sıkmaz isem, bugün de Muğla’daki seçimlerle ilgili olarak basında çıkan bir yazının bir kısmını sizlerin değerlendirmenize sunmayı istiyorum. Bu değerlendirmenin, benim dün yayınlanan yazımı tamamlayacağına inanıyorum.

“İki uluslararası havaalanı ve üç termik santrala sahip tek ilimiz Muğla. Bodrum, Marmaris ve Fethiye ile turizm gelirlerimizin %25’ini sağlıyor. Kişi başına düşen milli gelirde ilk on arasında. Nüfusa oranla en fazla gazete okuyan il. Çevreci hareketin de doğum yeri olarak biliniyor. Bu özellikleri, seçimlere damga vuran ana temaları oluşturuyor.

Turizmden başlayalım. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez misali, merkez sağdaki iki parti DYP ve ANAP ilk sıraya iki ünlü otelci işadamı yerleştirmiş. Sivil toplum bilinci gelişmiş ilde, bu adaylar tepki çekiyor.

95’te Yalım Erez’i ilk sıraya yerleştiren DYP, bu kez de Bursalı İbrahim Yazıcı’yı paraşütle indirmiş.

Bursaspor eski başkanı olmasına rağmen, Yazıcı’nın Bursa yerine neden Muğla’dan aday gösterildiği belli değil.

“Grand Yazıcı” otellerinin sahibi İbrahim Bey, DYP listesini altüst etmiş. Ön yoklamada birinci sırada olan İrfettin Akar ikiye düşmüş; ikinci sıradaki avukat Esin Altaş liste dışı kalmış.

TBMM’ye toplam altı milletvekili gönderen Muğla’dan, üç milletvekili çıkaran ve geleneksel olarak bu yörede – özellikle kırsal kesimde – güçlü olan DYP, listelere duyulan infial yüzünden en az bir milletvekili kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.” (*)

Değerli okuyucularım, Muğla’da ancak bir milletvekili çıkaran ve Demokrat Parti ile Adalet Partisi’nin misyonunu sürdürdüğünü iddia eden bu parti, Muğla’da, Çorum’da ve daha birçok yörede liste tanziminde sergilediği tutumla çok oy kaybetmiş, nerede ise baraj sınırına inmiştir.

Parti Genel Başkanı Çiller bile CHP’nin barajı aşamayışı nedeniyle kaybettiği bir milletvekilini alamaması sayesinde Meclis’e gidebilmiştir.

Bu konularda bir açıklama yapıldığı veya bana açıklayıcı bilgi verildiği takdirde, aday listelerinde neden tasvip edilmeyen sıralamalar yapıldığını sizlere duyuracağım.

İstanbul, 23.4.1999

(*) Nilgün Cerrahoğlu, Milliyet, Çevre Savaşı 14.4.1999