SEÇİMLERİN ARKASINDAN (6)

Seçimlerin sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dilerken ortaya kuvvetli bir hükümet çıkarmasını temenni ederek bu konuda son yazımı ve değerlendirmemi yapıyorum.

Seçim sonuçları incelendiğinde önemli ipuçları elde etmek mümkün olmaktadır.

Şöyle ki;

  • Milletimizin yolsuzluğa karşı kesin tavrı koymuştur. Bu seçimde her partide ve her adayda olması gereken dürüstlük aranılır olmuştur. Soymadım ve soydurmayacağım gibi sloganlar ortaya konulmuştur. Demek ki ülkemizde soygunculuk vardı, buna dur denildi. Bu nedenle denenmiş ve dürüst olan DSP ile denenmemiş fakat dürüst olacağı düşünülen MHP seçimi önde bitirmişlerdir.
  • Siyasette dürüstlük kadar yalan söylememekte çok önemlidir. Batı ülkelerinde yalan söyleyen hiçbir siyasetçi siyaset sahnesinde kalamaz, indirilir. Bu konuları yakinen inceleyebilenler DYP’nin büyükşehirlerde oy kaybına uğradığını görecektir. Anadolu’da ve bilhassa kırsal kesimde “Demirkırat’ın” arkasında olan sadık kesimin oyları ile barajı aşmıştır.
  • Yıllarca insanları ülkedeki yolsuzlukları ortadan kaldıracağına inandıran ANAP’ın birden bire uzun zamandan beri suçladığı DYP lideri Çiller’le anlaşmaya vararak iki partinin liderlerinin birbirlerini aklamasını halk anlayamamış, mana verememiş ve kabullenememiştir.
  • Çakıcı-Aşık ilişkisi, Türkbank İhalesi, Korkmaz Yiğit’in kasetleri gibi konular ANAP’ın büyük oy kaybetmesine neden olmuştur.
  • 1995 seçimlerinde yoksul köylünün, varoşlardaki seçmenlerin ümidi olan, diğer partileri denedik birde bunları deneyelim diyen kararsızların oylarını alarak birinci parti olan RP’si ülkede birleştirici olacakken insanları bloklaştırmaya çalıştı. Yüzde doksan dokuz Müslüman olan halkımızı, Müslüman ve Müslüman olmayanlar diye ayırt edici konuşmalar yaparak korkuttu. Hele kanlı mı geleceğiz, kansız mı geleceğiz sözleri milleti daha da ürküttü. Bunlar ve benzeri konuşma ve tutumlar halkı kapatılan RP yerine kurulan FP’den uzaklaştırdı.
  • 1995 seçimlerinde barajı zor aşan CHP, bu uyarıyı yeterli şekilde değerlendiremedi ve halka gerekli olumlu sinyalleri veremediği için tarihinde ilk defa kuruluşunda önemli katkılar sağladığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giremedi.

Bu değerlendirmemi çok uzatabilirim. Ama eminim ki sizde kendi kendinize önemli değerlendirmeler yapmışsınızdır. Kısaca halkımız yoksulluktan, işsizlikten kurtulmayı, devlet ciddiyetini görmeyi, liderlerin ve siyasilerin güvenilir olmasını ve kendilerini değil ülkeyi zenginleştirmelerini, devletin kurumları ile didişmemelerini, liderlerin halk adamı olmalarını, kendilerinden birisi olmalarını istemektedirler.

İnşallah bu seçimler partilere ve yöneticilerine gerekli dersi vermiştir. Bilhassa oy kaybedenler burada benim belirtemediğim diğer hususları da dikkate alarak, kendilerini toparlarlar, oy kazananlar ise geçmişteki hatalara düşmezler, halk için çalışırlar ve dikkatli olurlar ve halka yabancılaşmazlar.

Seçimler ülkemizi, milletimizi ve hepimizi oy verirken arzuladığımız imkan ve ortama kavuştursun.

İstanbul, 28 Nisan 1999