FUARLAR VE AVRUPA BİRLİĞİ HAKKINDA DÜŞÜNCELER

Bir hafta kadar yurt dışında kaldım. Bu esnada Münih’te açılan dünyanın en büyük çevre fuarını da (İFAT) gezmek fırsatını buldum.

Üç yılda bir tertiplenen bu fuara, 1987 yılında katılmıştım. Aradan geçen 12 yılda çevre korumanın alanları olan su, kanalizasyon, arıtma, katı atıklar konularında çok önemli gelişmeler olmuş ve bilgisayar uygulamaları sektörde etkin hale gelmiş. Bu gezimle ilgili konuları daha geniş olarak bundan sonraki yazılarımda sizlere sunacağım.

Almanya ve fuar denince akla “Hannover Fuarı” gelir. Çok sayıda işadamı hemşehrimiz, birkaç hafta önce burayı ziyaret ettiler. Eminim ki, gördükleri ve yaptıkları bağlantılar Çorum’un kalkınmasına ve ihracatının artmasına yardımcı olacaktır. Hannover’de on senenin üzerinde yaşamış birisi olarak, hemen hemen her yıl bu fuarı gezer ve orada gördüklerimin bir gün memleketimde de yapılmasını hayal ederdim.

1950’lerde başlayan sanayileşme gayretleri ve son yirmi yılda dışa açılma girişimleri, ülkemizin hızlı kalkınmasına ve gelişmesi ile dikkate alınacak on ülke arasına girmesine neden oldu. 1980 başlarında 2 milyar dolar olan ihracatımız bugün resmi olarak 50 milyar dolar mertebesine yükselmiştir. Bütün bu olumlu gelişmelerin 1980’den önce Yunanistan’la aynı anda “Avrupa Birliği’ne” girmiş olsa idik, o zaman bu, bizim politikacılarımızca engellenmemiş olsa idi, sonuç daha sevindirici olurdu. Yunanistan bizden önce Avrupa Birliği’ne girerek hem kalkınmasını hızlandırmış, hem de ezeli rakibi gördüğü Türkiye’yi engelleme ve bu birliğe girişini geciktirme imkanına kavuşmuştur. Lise yıllarımda Yunanistan’ın kişi başına milli geliri 200 dolar iken, Türkiye’ninki 350 dolar idi. Bugün ise durum çok farklılık göstermekte olup, Yunanistan’da bu değer 13.000 dolar ve ne yazık ki Türkiye’de 3.200 dolar civarındadır.

Avrupa’yı ve fuarları gören bir kimse olarak, Atatürk’ün gösterdiği “Muasır Medeniyet” seviyesine ulaşabilmemizin, muhakkak ve muhakkak “Avrupa Birliği’ne” tam üye olmamıza bağlı olduğunu ifade etmek isterim.

Ayrıca gençlik yıllarımda bir talebe olarak Avrupa’nın her tarafına vizesiz ve zorlanmadan, zevk için seyahat ederken, bugün gümrük kapılarında bekletilmekten, vize kuyruklarına girmekten ve horlanmaktan sıkıldığım için seyahat etmeyi neredeyse istemiyorum.

Ülke içindeki kısır çekişmeler, siyasilerin hedefsizlikleri Türkiye’yi Avrupa’dan uzaklaştırıyor, yalnızlığa itiyor. Avrupalı turist Türkiye’ye gelmekten korkuyor.

Çorum’un ve ülkemizin kalkınması ve ihracatının artması için birbirimizle uğraşmayalım, birbirimizi sevelim ve huzur içinde yaşamaya çalışalım.

İstanbul, 10 Mayıs 1999