ATIKSU ARITMA SİSTEMLERİ SEMİNER (22-23 Ekim 1999, Mersin) – ARITMA TESİSLERİNİN İŞLETİLMESİ VE EKONOMİSİ

Not: Resimlerin daha yüksek çözünürlüklü görmek için sağ tıklayıp “Resmi yeni sekmede aç” diyebilirsiniz.

ATIKSU ARITMA SİSTEMLERİ SEMİNERİ (22-23 Ekim 1999)

Çevre Mühendisleri Odası – MERSİN

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

İstanbul Teknik Üniversitesi

Çevre Mühendisliği Bölümü

ÖZET

Ülkemizde son yıllarda Çevre Kanunu’nun ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılmış bulunan Su Kirliliği ve Kontrolü Yönetmeliği’nin olumlu etkisi ve bilhassa Büyükşehir belediyelerine bağlı olarak kurulmuş bulunan “Su Kanalizasyon İdareleri”nin konuya verdikleri önem nedeniyle kanalizasyon şebekelerinin ve arıtma tesislerinin inşası ülkenin her tarafında hızla yürütülmektedir.

Arıtma tesislerinin projelendirilmesinde ve kurulmasında mevcutları da dikkate alarak seçilecek kanalizasyon sisteminin büyük önemi vardır. Bunun için farklı sistemler geliştirilmeli ve bu farklı sistemlere uygulanabilecek arıtma imkanları etüt edilmelidir. Bu değerlendirmeler sonucunda onaya çıkan en uygun seçenek uygulamaya konmalıdır. Bu tebliğde İSKİ tarafından İstanbul için geliştirilen değişik seçenekler üzerinde durulmuş ve bunlardan üçü geniş bir şekilde tartışılmıştır.

Önemli olan bir diğer husus ta kurulmuş arıtma tesislerinin değerini bilmek, onların bakımını ve iyi işletilmesini sağlamaktır. Ne yazık ki ülkemizde genellikle bu konulara gereken önemin verildiği pek söylenemez. Ataköy Arıtma Tesisi örneğinde olduğu gibi en iyi niyetlerle ve titizlikle 1960’lı yıllarda kurulmuş bulunan tesis bakımsızlık ve işletme sorunları nedeniyle 1970 yılından itibaren tının bir süre devre dışı kalmış ve çürümeye terk edilmiştir. Otuz yıl kadar bir süre çalıştırılmayan bu tesis tebliğ sahibinin de büyük gayretleri ile yeniden onarılmış ve 1996 yılında işletmeye alınmıştır. Ayrıca gelecekte ihtiyaç duyulacak işletme elemanlarının yetiştirilmesi için burada “Ataköy Biyolojik Tasfiye Eğitim Merkezi” kurulmuştur.

Arıtma tesislerinin kurulması aşamasında ve işletilmesinde konuyu bilen kaliteli elemanların yetiştirilmesi ve çalışması sağlandığında bu yatırımlar uzun vadeli olacak ve bu da ekonomiye katkı sağlayacaktır.

GİRİŞ

Hızlı şehirleşme ve endüstrileşme yanında plansız ve denetimsiz yapılaşma çevre sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Kanalizasyon sistemi ve arıtma tesisi gibi temel altyapı hizmetlerinin yeterli olmaması ve arzulanan seviyenin gerisinde kalması sonucu ciddi çevre kirlenmesi problemleri ile karşılaşılmaktadır.

Yakın zamana kadar ülkemizde diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu seviyede kanalizasyon, arıtma tesisi ve deniz deşarjı gibi altyapı sistemleri ile ilgili yatırımlar yapılmamış ve kaynaklar daha çok sağlıklı içme suyu temini konusuna ayrılmıştır.

Gelişmiş ülkeler, gayri safi milli hasılalarının (GSN4H) %1,5 ila %3’ünü çevre kirlenmesinin kontrolü için harcamaktadırlar. Türkiye’de 1980 öncesi %0,01 civarında olan bu yatırımlar, 1990’lı yıllarda %0,3’e yükselmiştir. Şu anda bu değerin %0,5 civarında olduğu tahmin edilmektedir (l).

1980’li yıllarda itibaren kanunlarda yapılan değişiklikler neticesinde maddi durumları güçlenen belediyeler, hükümet politikasına paralel olarak özellikle altyapı ile ilgili büyük yatırımlara başlamışlardır. Bu alanda başta İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir belediyeleri olmak üzere birçok belediye içme suyu tesislerinin tevzi yanında kanalizasyon şebekeleri, arıtma tesisleri ve katı atık uzaklaştırma sistemlerini belirli projeler çerçevesinde ele alarak süratle planlama ve uygulama çalışmalarına başlamışlardır. Bunlardan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Türkiye’deki yatırımcı tüm kuruluşlar arasında en ön sıralarda yer almaktadır

Bu yatırımların ekonomik olması, seçilen sistemlerin, ortaya konan uygulamanın tekniğin gerektirdiği bütün olumlu faktörleri içermesi gerekir. Yapılan yatırımların, işletmeye alınan tesislerin verimli bir şekilde çalıştırılması yüzeysel suların korunması açısından büyük önem arz eder. Bu nedenle bunların işletilmesi yetenekli elemanlara, bilgi ve tecrübeye ihtiyaç gösterir. Bu elemanların yetiştirilmesi yapılan yatırımların ve tesislerin verimli işletilmesini ve uzun ömürlü olmalarını sağlar.

TÜRKİYE’DE ALTYAPI TESİSLERİNİN DURUMU

Ülkemizde bulunan belediyelerin sayısı yaklaşık 3300’e yükselmiş olup, bunlardan 16’sı Büyükşehir belediyesi olarak 3030 sayılı, diğerleri ise 1580 sayılı kanuna tabi olarak görevlerini yürütmektedirler.

Bugün Türkiye’de kentsel ve endüstriyel kanalizasyon ve arıtma tesisleri hakkında sağlıklı güncel bir envanter bulunmamaktadır.

1997 yılı sonu itibariyle 143 yerleşimin kanalizasyon şebekesi bitirilmiştir. Aynı yıllarda 121 yerleşimin kanalizasyon inşası devam etmekte ve 334 yerleşim yerinin projeleri ihaleye hazır bulunmaktaydı.

1997 yılı sonuna kadar yapımı bitmiş olan 31 kentsel arıtma tesisi yanında 28’inin inşası devam etmekte ve 408 yerleşimde ise arıtma tesisi ihaleye hazır halde bulunmaktaydı.

Arıtma tesisi yapım hızı, sanayileşme hızına erişemediğinden, Türkiye genelinde bütün sanayi sektörlerinde 1990 yılı başı itibariyle mevcut arıtma tesisi oranı %29 seviyesindedir. Sektörlere göre dağılım incelendiğinde en fazla arıtma tesisine %85 ile kimya sanayi, bunu %70 ile kâğıt, %55 ile gıda, %19 ile tekstil ve %3 ile metal sanayi sektörlerinin sahip olduğu görülmektedir. Bu arada endüstriyel arıtma tesislerinin miktarının pek artmadığı, bu oranın %40’a yaklaştığı tahmin edilmektedir.

Devlet İstatistik Enstitüsü’nce (DİE) 1994 yılında en az 25 kişinin çalıştığı sanayi kuruluşlarında çevre teknolojilerinin uygulama durumunu belirlemek üzere, kapsamlı bir endüstriyel atık envanteri yapılmıştır. Elde edilen sonuçların değerlendirilmesi yapıldığında, envanterde yer alan 2584 adet kuruluştan;

%83,33 ‘ünün atıksu arıtma tesisine sahip olmadığı

%86, I ‘inin atıksu deşarj izni olmadan çalıştığı tespit edilmiştir.

Arıtma tesisleri olan işyerlerinden çıkan yılda 3664 ton arıtma çamurunun %1 ‘inin yakıldığı, %3,2’sinin tarımda kullanıldığı ve kalan miktarın araziye, belediye çöplüğüne, nehir ve derelere atıldığı belirlenmiştir.

Ülkemizde kıyı yörelerinde altyapı sorunlarının çözümünde genellikle başlangıçta büyük yatırım gerektirmediği için kanalizasyon sistemleri ile toplanan atıksular bazen ön arıtmadan geçirilerek bazen de doğrudan deniz deşarjları ile bertaraf edilmektedir 1997 yılı itibariyle 26 yerleşimin atıksuları derin deniz deşarjı sistemi ile uzaklaştırılmakta, 18 yerleşimin deniz deşarjı inşa edilmekteydi. 111 proje ise ihaleye hazır durumdaydı (2).

Avrupa Birliği’nin 2005 yılına kadar gerekli tüm biyolojik arıtma tesislerinin tamamlanmasını, azot ve fosfor giderimini içerecek şekilde bu tesislerin genişletilmesini istediği bilinmektedir. Avrupa Birliği’ne girmek için gayret gösterdiğimiz bu günlerde, ülkemizin durumu incelendiğinde önemli yatırımların yapılmasının ne kadar gerekli olduğu açıkça görülmektedir.

İSTANBUL’DA ATIKSU ARITMA VE UZAKLAŞTIRMA STRATEJİLERİ

İstanbul gibi geniş bir bölgeyi içeren yörelerde çeşitli atıksu ve yağmur suyu uzaklaştırma sistem ve arıtma tesisi alternatifleri geliştirilmeli, incelenmeli, yatırım ve işletme masrafları bakımından birbirleri ile mukayese edilmelidir. İstanbul Master Plan’ı çalışmalarına göre nüfusun doygunluğa ulaşacağı 2040 yılına kadar oluşması beklenen yerleşim bölgeleri de dikkate alınarak 9 adet seçenek geliştirilmiş ve aşağıda belirtilen faktörler dikkate alınarak en uygun alternatif seçilmiştir (3).

  1. Arıtma tesisi çalıştırılması*
  2. Borular
  3. Deşarjlar
  4. Ana toplama kanalı
  5. Kanallar
  6. Yağmur kanalları
  7. Menfez
  8. Kolektörler
  9. Boru yenileme maliyeti
  10. Boru işletme ve bakım maliyeti
  11. Yatırım, boru yenileme maliyeti, işletme ve bakım

Bu 9 seçenek birbirlerinden farklı sistem ve çözümler getirmekte olup bunlardan yalnız 3’ü burada incelenmiştir.

Seçenek 1

Seçenek 1 gelecekte ihtiyaç duyulabilecek en ileri arıtma teknolojilerini ihtiva ettiği gibi İSKİ’nin 1993 yılında planladığı arıtma stratejilerine de uyum göstermektedir. Ancak bazı dezavantajları da bulunmaktadır (Şekil la). Geri ödemeleri bakımından en pahalı seçeneklerden birisi olup tesisler işletmeye alındığında ileri arıtma standartları hedeflendiğinden oldukça yüksek ilk yatırım maliyeti gerektirmektedir. Ayrıca işletme ve bakım maliyetleri de yüksektir. Yapılan model çalışmasında 1993 yılında öngörüldüğü gibi Riva Arıtma Tesisi ile Paşaköy Arıtma Tesisinden Rive Nehri’ne yapılacak deşarj Karadeniz kıyılarında fekal koliform birikimine neden olacaktır. Ayrıca bu seçenekte hedeflenen yüksek arıtma standartları Karadeniz’in günümüz şartlarındaki durumu göz önüne alındığında pek gerekli görülmemektedir. Gerekli maddi olanaklar sağlandığı taktirde, her ne kadar hedeflenen standartlara ulaşılabilecekse de, bu seçenek günümüz denizler ve alıcı ortamlarla ilgili uluslararası deşarj standartları göz önüne alındığında istanbul için ekonomik nedenlerle tavsiye edilmemektedir.

Seçenek 8

Seçenek 8, Seçenek l’de öngörülen arıtma derecesini ve deşarj noktalarını değiştirmekte ve İSKİ tarafından Danimarka Hidrolik Enstitüsü’ne (DHI) yaptırılan model çalışmasındaki arıtma derecelerinin sağlanmasını hedeflemektedir. DHI çalışmasında Marmara Denizi’ne deşarjdan önce 3. kademe arıtma öngörülmekle birlikte çevresel şartlar ve halk sağlığı açısından kabul edilebilir noktalarda 1. kademe arıtmanın yeterli olabileceği ifade edilmektedir (Şekil 1 b).

Seçenek 8’in bir diğer farklılığı ise Riva arıtma tesisinin kaldırılarak oradan gelecek olan atıksuyun Göksu’da kurulacak arıtma tesisinde arıtılmasıdır. Göksu’da mevcut alan konvansiyonel arıtma sisteminin yalnız 1. kademe arıtma kısmı için yeterlidir. Gelecekte bir debi artışı veya daha ileri arıtma seviyelerinin gerekli olması halinde bu alanda ikinci kademenin kurulması ancak başlangıçta yapılacak planlamada ileri arıtma tekniklerinin projelendirilmede esas alınması ile sağlanabilecektir.

Bu seçeneğin olumsuz taraflarından birisi, ön görülen arıtma tesisinin yerinin yerleşim alanı içinde bulunması ve bu nedenle ileride tesisi geliştirme çalışmalarının zorluğudur.

Seçenek 9

Alternatif 9 Kadıköy, Küçüksu ve Paşabahçe’de I. kademe arıtma tesislerinin yapılmasını öngörmektedir. Bu durumda kolektör sistemlerinin maliyeti düşük olmakta, buna karşılık yerleşim bölgesi içine kurulacak arıtma tesislerinin inşa maliyetleri artmakta ve ilk yatırım maliyeti yükselmektedir (Şekil Ic). Ayrıca Paşabahçe bölgesinde bir arıtma tesisinin yapılması teknik bakımdan uygun olmayacağına karar verilmiştir. Göksu yakınındaki bir alanda yapılması öngörülen Küçüksu arıtma tesisinin inşaası da kolay olmayacaktır. Kadıköy mevkiinde kurulacak arıtma tesisi Boğaz’a yakın bir yerde yer alması gerektiğinden inşaat sırasında yeraltı suyunun kontrolü zorluklar çıkaracaktır. Bu nedenle zemin ıslahına gerek duyulacaktır. Ayrıca yapılacak tesisin yerleşim alanı içinde olması sebebiyle koku kontrolü yapılması ve gerekli havalandırma ekipmanlarının kurulması da maliyeti arttıracak olup bu artışın tesis maliyetinin en az %25’i kadar olacağı öngörülmektedir.

Bu seçeneklerde öngörülen arıtma tesislerinin kademeleri ve yerleri ile ilgili bilgiler havza bazında her bir seçenek için Tablo I ‘de açıklanmıştır.

Tablo 1:         Atıksu Arıtımında Bölgesel Stratejiler

Seçenek NoDrenaj AlanıArıtma Kademesi ve Yeri
1Baltalimanı Büyükçekmece Küçükçekmece Paşaköy Riva Tepeören Tuzla Yenika ıBaltalimanı ‘nda 3. kademe Büyükçekmece’de 3.kademe Küçükçekmece’de 3 .kademe Paşaköy’de 3.kademe Riva’da 3.kademe Tepeören’de 3.kademe Tuzla’da 3.kademe Yenika ı’da 3.kademe
8Baltalimanı Büyükçekmece Kadıköy Küçükçekmece Küçüksu Paşaköy Riva Tepeören Tuzla Yenika ıBaltalimanı’nda l.kademe Büyükçekmece’de 3.kademe Göksu’da I.kademe Küçükçekmece’de 3.kademe Göksu’da I.kademe Paşaköy’de 3.kademe Göksu’da I.kademe Tepeören’de 3. kademe Tuzla’da 3 .kademe Yenika ı’da l.kademe
9Baltalimanı Büyükçekmece Kadıköy Küçükçekmece Küçüksu Paşabahçe Paşaköy Tepeören Tuzla Yenika ıBaltalimanı’ndaI.kademe Büyükçekmece’de 3 .kademe Kadıköy’de I .kademe Küçükçekmece’de 3.kademe Küçüksu’da I.kademe Paşabahçe’de I.kademe Paşaköy’de 3.kademe Tepeören’de 3.kademe Tuzla’da 3.kademe Yenika ı’da I.kademe

incelenen 3 seçenek yanında diğer seçenekler için de hazırlanmış olan bölgesel seçeneklerin şimdiki zaman maliyetleri ile harcamalarının mukayesesi (1993 fiyatlarıyla) Tablo 2’de verilmiştir.

Bu değerler dikkate alınarak en uygun olarak belirlenen Seçenek 8’in seçilmesini etkileyen faktörler aşağıda verilmiştir.

i. En düşük yatırım ve işletme maliyetine sahip olup marjinal maliyet bakımından da oldukça düşüktür.

ii. Alıcı ortamlara etkisi daha azdır ve DHI’nın deniz araştırmalarındaki önerilerine de uygundur.

iii. Kademeler halinde uygulamaya olanak sağladığından yatırım maliyetinin uzun bir zamana yayılması sağlanabilmektedir.

iv. Yatırımı yapılmış mevcut altyapı tesislerinin kullanılmasına imkan vermektedir.

Tablo 2: Bölgesel Seçeneklerin Şimdiki Zaman Maliyetleri ile Harcamalarının Mukayesesi (1993 Fiyatlarıyla) 1994-2040 Harcamaları  (Milyon $)

1: Yatırım, boru yenileme maliyeti, işletme ve bakım
2: Deşarj maliyetleri ana toplama kanalı maliyetlerine dahil edilmiştir
3: Bütün seçenekler için atıksu debisi aynı alınmıştır

v.         Asya cephesinde oluşan tüm suları tek bir arıtma tesisine toplaması sosyal, çevre ve mühendislik konularındaki sorunları azaltacaktır.

vi.        Başlangıçtan itibaren seçilecek uygun kesif (compact) sistemler hem nüfus artışı nedeniyle birinci kademe arıtma tesisinin genişletilmesine imkan sağlayacak hem de nüfus artışının dengelenmesi durumunda ikinci kademenin kurulmasına imkan verecektir.

Yukarıda belirtilen hususların yanında aşağıda belirtilen iki konu da göz ardı edilmemelidir

i. Gelecekte Göksu bölgesinin dinlenme ve eğlence gayesiyle kullanılması ağırlık kazanacağından bu bölgenin kullanımının aleyhinde olan bir çok çevresel faktörler dikkate alınmalıdır.

ii. Yerleşme bölgesi olan Göksu’da yapılacak inşaatlar çeşitli sorunlar yaratacak ve bölgede oturan halkın yoğun itirazlarına sebep olacaktır.

1998 Ağustos’unda tamamlanmış olan bu çalışmaya göre her ne kadar Seçenek 8 en uygun olarak görülmüşse de aradan geçen zaman esnasında Seçenek 9’da Asya cephesinde öngörülen Kadıköy Arıtma Tesisinin ( 1. kademe) inşaatına başlanmış olup Küçüksu ve Paşabahçe l. kademe arıtma tesisleri yakın bir zamanda inşa edileceği ve Kadıköy’de yapılacak arıtma ve deniz deşarjının bittiği zaman yaratacağı tesirler yakinen inceleneceği, olumsuzluklarla karşılaşılması durumunda buradaki deşarjdan vazgeçilerek atıksu Göksu’da kurulacak (Seçenek 8’de öngörülen) arıtma tesisine götürüleceği ilgililerden öğrenilmiştir. Bu konuda yapılan tahminler Kadıköy deşarjında büyük sorunlarla karşılaşılmasının beklenmediği yönündedir. Şu anda Seçenek 9’un uygulandığı belirtilmektedir.

ARITMA TESİSLERİNİN İŞLETİLMESİNİN ÖNEMİ VE ATAKÖY ÖRNEĞİ

Son yıllarda ülkemizde kamu kuruluşları ve özel teşebbüsce inşa edilen arıtma tesislerinin büyük bir kısmının iyi işletilmediği ve bu nedenle yeterli arıtma sağlanmadığı ve hatta bunların büyük bir çoğunluğunun niteliklerini kaybettiği ve ülkemizin “bir arıtma tesisi mezarlığı” haline dönüştüğü ifade edilmektedir.

Geçmişten günümüze doğru baktığımızda bu konularda çeşitli olumsuzluklara rastlanılmaktadır. Bunlardan biriside Ataköy arıtma tesisinin durumudur. 1960’lı yıllarda Emlak Kredi Bankası kurmakta olduğu bu yeni mahallenin, atıksularını arıtabilmek ve yakından geçen derenin kirlenmesini engelleyebilmek için gerekli gördüğü arıtma tesisini Avusturyalı bir firmaya projesini yaptırmış ve inşa etmiştir. Zaman içinde bu tesisin kanalizasyon sistemine civardaki birçok endüstriyel tesisin kullanılmış sularının da bağlanması ve tesisin işletimine gereken önemin verilmemesi, bu tesisin 1970’li yıllara gelmeden devre dışı kalmasına sebep olmuş ve tesise gelen sular doğrudan doğruya dereye verilerek tesis çürümeye terk edilmiştir. Kamuda çeşitli görevler de üstlenmiş bulunan tebliğ sahibinin İmar ve İskan Bakanlığı yaptığı dönemde 1982 yılında bu tesisin canlandırılması için büyük mücadele verilmiş, tesisin işletilir hale getirilip aynı zamanda araştırma merkezi olarak değerlendirilmesi için İTÜ ve TÜBİTAK Marmara Enstitüsüne devir edilmesi düşüncesi kabul görmemesi nedeniyle bir sonuç alınamamıştır (4). En sonunda İSKİ Bilim Kurulu üyeliği döneminde yaptığı girişimler sonucunda bu tesisin işletilir hale getirilmesi için gerekli karar alınmıştır. Tebliğ sahibi ve arkadaşları tarafından 1989 yılında hazırlanan projeye göre 1991 yılında ihale edilerek yenilenmesi sağlanmıştır. 1996 yılından beri çalışmakta olan bu tesis aynı zamanda İSKİ yanında diğer belediyelerce ve kamu kuruluşlarınca ülkemizde ihtiyaç duyulacak işletme elemanlarının yetiştirilmesi için eğitim ve araştırma merkezi haline getirilmiştir. İSKİ, İTÜ’nün bilimsel desteğini de sağlayarak kendi elemanları için bugüne kadar üç kurs düzenlemiş ve bu kurslarda faydalı olacak kitap ve dokümanlar yayınlamıştır (5). Ayrıca burada İSKİ ve İTÜ tarafından bilimsel araştırmalar da yapılmaktadır.

Eleman yetiştirilmesinin önemini kavrayan ülkeler konuya yıllardan beri büyük önem vermektedirler. Almanya’da ATV (Abwasser Technischen Vereinigung) olarak tanımlanan Alman Pissu Teknik Derneği ülkelerinde ve dünyada çok değişik seviyede eğitim hizmetlerini başarıyla yürütmektedir. ATV bu kurslara üniversitelerin katkısını sağlamakta, laboratuvar uygulamaları ve tesis ziyaretleri ile tamamlanan çalışmalar kursların başarısını arttırmaktadır (6). Son yıllarda Almanya’da havza birlikleri ve İSKİ’ye benzeyen belediye kuruluşları da benzer kurslar açmakta ve yurt dışına da hizmet götürmektedirler. İSKİ’nin Berlin Sular İdare’sinden elemanlarının eğitimi için sağladığı kurslar buna bir ömek olarak gösterilebilir (7).

SONUÇ

Ülkemizin özellikle çevre ve turizm konularındaki geleceği bakımından kanalizasyon sistemlerinin, arıtma tesislerinin ve deşarj yapılarının inşa edilmesi büyük önem arz etmektedir. Bugüne kadar kurulmuş ve bundan sonra kurulacak yapıların istenilen verimleri en üst seviyede sağlayabilmeleri, bunların tekniğin gerektirdiği şekilde inşa edilmeleri, donatılmaları, iyi işletilmeleri ve bakımlarına bağlıdır. Bu nedenle tesislerin işletilmesinde çalıştırılacak mühendislerin ve bu konuyla ilgili ara elemanlarının yetiştirilmelerine ve hizmet içi eğitimlerine önem verilmelidir. Tebliğde açıklanan hususlar bu konuda insan kaynaklarının geliştirilmesinin ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.

Kurulacak sistemlerin seçiminde çeşitli seçenekleri dikkate alan kapsamlı ön çalışmaların yapılması, uygun teknolojilerin ve donatımların seçimi, ülkemiz kaynaklarının faydalı olarak kullanılmasını sağlayacaktır. Bu çalışmalarda ilk yatırım, işletme, faiz, amortisman, kredi, geri ödeme ve benzeri hususları kapsayan gibi ekonomik boyutu iyi incelenmeli, istenen koşullar ve teknik bakımdan en uygun olması sağlanmalıdır.

KAYNAKLAR

l) Samsunlu A.            “Türkiye’de Atıksu Bertarafi ve Uzaklaştırılması”; Doğa Dostu Ürünlerle Çevre Kirliliği Kontrolü Semineri; PAKSAN Yayını; İstanbul, 1998

2) Samsunlu A             “Türkiye’de Kıyı Yerleşimlerinde Atıksu Bertarafi ve Uzaklaştırılması Marmaris Örneği” I.Uludağ Çevre Mühendisliği Sempozyumu, Uludağ Üniversitesi Müh. Fak., Bursa, 1996

3)                                 “istanbul Water Supply, Sewerage and Drainage, Sewage Treatment and Disposal Master Plan Study Task Report TR 12”, İMC İstanbul Master Plan Konsorsuyumu,

4) Samsunlu A, Eroğlu V  ‘Türkiye’de Arıtma Tesisi Kurma ve işletilmesi Öncelikleri ve Ataköy Arıtma Tesisi”; Türkiye’de Çevre Kirlenmesi Öncelikleri Sempozyumu; Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Çevre Müh. Bölümu ve TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Enerji Sistemleri ve Çevre Araş. Ens., Gebze, Kocaeli, 1997

5)                                 “Atıksu Arıtma Tesisleri İşletme El Kitabı” İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSKİ Genel Müdürlüğü Yayını (Editör : D. Topacık), İstanbul, Ocak 2000

6) Dyak W, Heinemann H;     ‘Handbuch ftjr Klârfacharbeiter” Abwasser-technischen Vereinigung (ATV — Alman Pissu Teknik Derneği) yayını, Bonn, 1980

7)                                “İSKİ — Berlin Sular İdaresi Eğitim Programı” ile ilgili özel bilgiler (özel görüşme) İSKİ Genel Müdürlüğü, İstanbul, 1999

Leave a Comment.