ATIKSU ARITMA SİSTEMLERİ SEMİNER (22-23 Ekim 1999, Mersin) – ARITMA TESİSLERİNİN ÖNEMİ VE YAPILARI

Not: Resimlerin daha yüksek çözünürlüklü görmek için sağ tıklayıp “Resmi yeni sekmede aç” diyebilirsiniz.

ATIKSU ARITMA SİSTEMLERİ SEMİNERİ

(22-23 Ekim 1999)

Çevre Mühendisleri Odası – MERSİN

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü

ÖZET

Dünyada ve ülkemizdeki hızlı nüfus artışı çevre kirlenmesi sorununu ortaya çıkarmıştır. Kullanılmış suların arıtılmadan yüzeysel sulara verilmesi, bu suların içme suyu kaynağı, sulama suyu, dinlenme ve yüzme gayeleri için kullanılmasını engellemiştir. Şehirlerimizde oluşan evsel kirli suların ve endüstriyel kullanılmış suların büyük bir kısmı yüzeysel sulara akmaktadır. Bunun sonucu bu sular her geçen gün kullanılmaz hale gelmektedir.

Gelişmiş ülkelerde meydana gelen pissuların fiziksel, biyolojik ve ileri arıtma kademelerinde % 90-99’u arıtılırken bu oranın ülkemizde % 10’nun altında olduğu tahmin edilmektedir. Son yıllarda ülkemize çevre koruması konusundaki yatırımların önemli bir kısmının kanalizasyon yapımına ve kullanılmış suların arıtılmasına ayrıldığını belirtmek gerekir.

Kullanılmış suların arıtılmasının önemli olduğu günümüzde konuyla ilgilenenlerin arıtma tesislerinin ne olduğunu, hangi sistemlerle boyutlandırıldığını, ne tür yapıları içerdiğini bilmeleri ve tesislerinde hangi kademe arıtmanın uygulanmasının gerekli olduğuna karar vermeleri gerekir.

Bu tebliğde arıtma tesislerinin önemi, arıtma sistemleri ve bunların yapıları üzerinde durulacaktır.

GİRİŞ

Ülkemizde kanalizasyon tesislerinin yapımına 1970 yılından itibaren önem verilmeye başlanmış ve bugüne kadar büyük şehirler dışında 3300 belediyeden yaklaşık 160’ının kanalizasyon şebekesi bitirilmiştir. Diğer yerleşimlerimizin büyük bir kısmı fenni olmayan kanallarla sorunlarını çözmeye gayret göstermişlerdir. Özellikle nüfusu 5000’in altında olan ve sayılar 1500’ün üzerinde olan bu belediyelerde kanal şebekelerinin olmadığı ve sorunlarını genellikle fosseptiklerle çözdükleri bilinmektedir. Mevcut kanalizasyon sistemlerinin büyük bir kısmı İller Bankası Yönetmeliği’ne göre ayrık sistem olarak inşa edilmiştir.

Evsel atıksu arıtma tesislerinin bitirilmiş olduğu yerleşimlerin sayıları büyükşehirler dışında 34 civarındadır. Kurulmuş bulunan bu arıtma tesislerinde birinci kademe olarak isimlendirilen mekanik arıtma ve ikinci kademe olarak isimlendirilen biyolojik arıtma inşa edilmiştir. Biyolojik arıtmada aktif çamur, damlatmalı filtre, stabilizasyon havuzu gibi sistemler uygulama alanı bulmuştur.

Büyük şehir belediyelerine bağlı olarak kurulmuş olan su ve kanal idareleri artan bir şekilde kanalizasyon sistemlerinin ve arıtma tesislerinin yapımına önem vermektedirler. İstanbul, Ankara ve İzmir’de çok sayıda arıtma tesisi işletmeye alınmıştır. İstanbul’da 1989 yılında çeşitli kademede arıtılabilen su yüzdesi %9 iken, bu değer 1999 yılında %70’e çıkmıştır. (l)

ARITMA TESİSLERİNİN ÖNEMİ

Şehirlerin kanalizasyon sistemleri ve arıtma tesisleri inşa edilmediği taktirde bu suların deşarj edildiği yüzeysel sularda büyük kirlenmeler ortaya çıkmakta ve bu sular kullanılmaz hale dönüşmektedir. Su kirliliği sudaki canlılara zarar verecek ve suyun insanlarca çeşitli maksatlarla kullanılmasını engelleyecek şekilde bozunmalar meydana getirecek madde veya atıkların doğrudan veya dolaylı yoldan suya karışması olarak tanımlanır. Bu kirliliği yaratan kaynaklar evsel atıksular, endüstriyel atıksular, çöp depo alanları sızıntı suları ve tarım alanlarından gelen yağış sulandır. Haliç, Marmara Denizi, İzmir Körfezi, Porsuk, Gediz ve Sakarya Nehirleri kirlenmenin en ileri seviyelere ulaştığı örnekler olarak verilebilir. Ayrıca bu sistemlerin bulunmaması tifo, kolera gibi su ile geçen salgın hastalıkların yayılmasına neden olur.

1948-58 yılları arasında düzgün bir kanalizasyon ve arıtma sistemine sahip olmayan İstanbul ile Almanya’nın Hannover kentlerinde rastlanan salgın hastalık sayıları mukayese edildiğinde Şekil l’de görüldüğü gibi İstanbul’daki tifo sayısının Hannover’de rastlanılan sayının 20 misli, para-tifoda ise 12 misli olduğu tespit edilmiştir.(2)

Şekil 1: İstanbul ve Hannover’de Tifo ve Paratifo Ölüm Oranı (1948-1957)

Kirleticiler yüzeysel suya verildiğinde organik maddelerin biyolojik yollarla aerobik olarak ayrışması sonucunda hızlı bir şekilde oksijen tüketilmekte, bazı durumlarda oksijen seviyesi sıfıra düşmekte ve anaerobik ortam oluşmaktadır. Şekil 2’de çözünmüş oksijendeki bu değişim görülmektedir. Şekil 3 ‘te de görüldüğü gibi oksijen seviyesinin balıkların yaşamı için gerekli olan 5 mg/lt’nin altına inmesi, balıkların buraları terk etmesine, dolayısıyla türlerinin azalmasına neden olmaktadır. (3)

Yüzeysel sulara verilen kirli sular bünyelerinde oldukça fazla azot ve fosfor ihtiva ettiğinden aşın beslenmeye (ötröfikasyon) sebep olmaktadır. Aşın miktarda büyüyen fitoplanktonlar, balıklar ve diğer canlılar tarafından aynı hızla tüketilememekte ve önemli bir kısmı dibe çökerek anaerobik olarak aynşmaktadır. Bu ise çözünmüş oksijenin azalmasına neden olmaktadır.


Şekil 2: Organik Bir Kirletici Kaynağın Mansap Tarafında Çözünmüş Oksijen

Şekil 3: Çözünmüş Oksijen ile Balık Türleri Arasındaki İlişki

Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi’nin fitoplankton konsantrasyonlarını gösteren uydu fotoğrafı Şekil 4’te verilmiştir. Fitoplankton konsantrasyonunun en düşük olduğu yerler koyu mavi, en yüksek olduğu yerler koyu kırmızı ve ikisi arasındaki konsantrasyonlar ara renklerle gösterilmiştir. Şekilde sayısal bir değer verilmemiştir. Bu şekilden Karadeniz, Marmara ve Saroz bölgesinde yüksek konsantrasyonda, Ege kıyılarında ise düşük konsantrasyonda fitoplankton tespit edilmiştir. (4) Bu görünüm ile mevcut kirlilik arasında kolaylıkla bir bağıntı kurulabilir.

Şekil 4: Karadeniz, Marmara ve Ege Denizi Kıyıları Renklendirilmiş Uydu Fotoğrafı

Kalkınmış ülkelerde oluşan atıksuların büyük bir yüzdesi arıtılmakta ve deşarj edildikleri yüzeysel suların temiz kalması sağlanmaktadır. Tablo l ‘de çeşitli ülkelere ait kanalizasyona bağlanmış olan nüfus, arıtılma durumu ve ileri arıtmada uygulanan biyolojik fosfor gideriminin yüzdesi verilmiştir. Ülkemizle ilgili böyle bir genel değerlendirme bulunmamasına rağmen kanalizasyona bağlı nüfusun yüzdesi %50-60 olup, bunların sularının %20 ‘sinin arıtmadan geçtiği söylenebilir.

Tablo 1: Çeşitli Avrupa Ülkelerindeki Kanalizasyon ve Arıtma Durumu

ÜlkeKanalizasyona Bağlı Nüfus (%)Arıtılan (%)Biyolojik Fosfor Arıtımı (%)
Danimarka9810078
İsveç9510090
Norveç778042
Almanya889622

Temiz tutulan yüzeysel sular genellikle içme su kaynağı olarak kullanılmaktadır.

Buralara akıtılan sular arıtıldığından kullanılabilecek su miktarı artmaktadır. Şekil 5’te Almanya’da su kaynaklarından alınabilecek su miktarı, buharlaşma kayıpları ve kullanılan su miktarı verilmiştir. Buradan görüldüğü gibi her geçen gün mevcut su çok defa kullanılmaktadır. 2000 yılında su kaynaklarından alınabilecek su 60* 109 m2 iken, aynı yıl kullanılan su miktarı 145*109 m3 olarak belirlenmiştir, (5) Bu şekilden kullanılmış suların arıtılarak tekrar kullanılmasının önemi açık bir şekilde görülmektedir.

Şekil 5: Almanya’da Kaynaktan Temin Edilen ve Kullanılan Su Miktarları

İstanbul’un önemli bir su kaynağı olan ve içme suyu ihtiyacının %31 ‘ini karşılayan Ömerli Barajı yıllarca temiz (oligotrofik) iken 1985’ten itibaren bölgede gerçekleşen çarpık kentleşme ve aşırı göç nedeniyle kirlenmeye başlamış, 1991 yılında kirli (mezotrofik) hale dönüşmüştür. Aradan geçen süre içinde gölün çok kirli (ötrofik) hale dönüştüğünü kolaylıkla tahmin edilebilir. Şekil 6’da gölün besin seviyesi (trofik seviyesi) ile ilgili yapılan çalışma neticeleri verilmiştir.(6) Bu durum İSKİ yetkililerini önlem almaya yönlendirmiş, ileri arıtmayı da içeren Paşaköy Arıtma Tesisi kurulmuş ve işletmeye alınmıştır. (7)

Benzeri kirlenmeye ve trofik seviyelerin bozunmasına 60’lı yıllardan itibaren kalkınmış ülkelerde de rastlanmış ve alınan önlemlerle (P kontrolü) aşın beslenme (ötrofikasyon) engellenmiş ve göllerdeki oksijen seviyesinin tekrar yükselmesi sağlanmıştır(8).

ARITMA TESİSLERİNİN YAPILARI

Atıksuların arıtılmasında belirli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar fiziksel, biyolojik ve kimyasal esaslara dayanmaktadır.

Evsel atıksuların arıtılmasında fiziksel yöntemlerden faydalanılarak geliştirilmiş olan mekanik arıtma kademesinde ızgara, kum tutucu ve ön çökeltim havuzları bulunmaktadır. Burada suyun içinde gözle görülebilen kirlilikler ve maddeler sudan ayrılır.

Şekil 6: Göllerin Kaldırabileceği Fosfor Yükü

Biyolojik yöntemlerle suların içerisindeki çözünmüş maddeler bakteriler tarafından ayrıştırılır ve ayrışmayan son ürünlere dönüştürülür. Evsel pissuların arıtılmasında biyolojik yöntemler olarak aktif çamur, damlatmalı filtre, biyodisk ve oksidasyon (stabilizasyon) havuzları büyük kullanım sahası bulmuştur.

Kimyasal yöntemler daha çok endüstri kullanılmış sularının arıtılmasında uygulanmakta olup evsel pissularda uygulanan dezenfeksiyon işlemi kimyasal bir arıtma olarak tanımlanabilir.

Atıksuların arıtılmasında önemli olduğu kadar zor olan çamurun bertaraf edilmesidir. Çeşitli yapılarda çökeltilen çamur uygulanan işlemlerle suyundan ayrılmakta, çürütülmekte ve bertaraf edilmektedir. Ataköy Atıksu Arıtma Tesisi’nin akım şeması Şekil 7 ‘de ve Paşaköy Atıksu Arıtma Tesisi proses akım şeması Şekil 8’de ve tesis akım şeması Şekil 9’da arıtma tesislerinin yapıları hakkında bilgi edinilmesi için verilmiştir.

Atıksu arıtımında yer alan arıtma yapıları, işlemleri ve nelerin giderildiği Tablo2’de verilmiştir. Atıksu arıtma tesislerinde uygulanan işlemler ve elde edilen verimler Tablo 3 ‘te verilmiştir.

Şekil 7
Şekil 8

Tablo 2 : Atıksu Arıtımı İşlem ve Prosesleri

İşlem ve a ProsesFonksiyon
Izgaraİri maddelerin ayrılması
Kum tutucuİnorganiklerin (kum vb.) ayrımı
Ön çökeltimÇökebilen maddelerin ayrılması
Biyofilm rektörü damlatmalı filtre biyodiskÇözünmüş organiklerin giderimi
Askıda çoğalan reaktör aktif çamurÇözünmüş organiklerin giderimi
Son çökeltimArıtma proseslerinde oluşan biyolojik ve kimyasal madddelerin ayrılması
DezenfeksiyonPatojen mikroorganizma ve bakterilerin giderimi
KoagülasyonPartikül büyüklüğünü arttırmak için kimyasal madde ilavesi ve karıştırma
Tek kademede kireç stabilizasyonuBOI AKM ve fosfor giderimi
İki kademeli kireç stabilizasyonuDaha fazla kireç kullanarak BOİ, AKM ve fosfor giderimi
NitrifikasyonAmonyağın nitrite dönüştürülmesi
DenitrifikasyonNitrit ve nitratın biyolojik olarak giderimi
Amonyak sıyırmaAmonyağın havalandırılarak sudan ayrılması
Kırılma noktası klorlamasıAmonyağın klora bağlı azot bileşiklerine kloraminler dönüşrülmesi
FiltrasyonBulanıklık ve AKM giderimi
Karbon adsorbsiyonuÇözünmü organiklerin giderimi
Ters osmoz ve ultrafiltrasyonuİnorganik iyonların giderimi
Elektrodiyalizİnorganik iyonların giderimi

Tablo 3: Atıksu Arıtma İşlem ve Proseslerinin Verimleri

* N03-N giderimi %85-90

Arıtma tesislerinin yapılarından önemli olanları hakkında aşağıda kısaca bilgi verilmiştir.(10, 11, 12)

  1. KADEME (MEKANİK ARITMA) İLE İLGİLİ YAPILAR

Izgaralar

Izgaralar atıksu içerisindeki katı maddeleri (ağaç, kumaş, meyve atığı vb.) ayırarak bunların özellikle tesisteki pompaları tıkamasını önlerler. Yüzücü maddeleri ayırarak atıksuyun görüntüsünü düzeltir. Izgaralar kaba ve ince ızgara olarak inşa edilirler. Küçük tesislerde elle, büyük tesislerde mekanik olarak temizlenir. Şekil 10’da mekanik ve elle temizlenen ızgara tipleri görülmektedir.

Şekil 10: Mekanik ve Elle Temizlenen Izgaraların Görünüşleri

Kum tutucular

Kum tutucular atıksuların içerisine çeşitli yollarla girmiş bulunan kum tanelerini tutmaya yarar. Kum taneleri pompa, boru gibi donatım elemanlarının aşınmasına ve bozunmasına sebep olur. Kum tutucuların boyutlandırılmasında alınan önlemlerle organik maddelerin burada çökmesi engellenir. Kum tutucuların çeşitli tipleri vardır, (şekil 11)

1. Havalandırmalı kum tutucu

  • Boyuna geliştirilmiş kum tutucu
  • Dairesel tipli kum tutucu
  • Derinliğine geliştirilmiş kum tutucu

Havalandırmalı kum tutucularda sisteme gelen yağın ayrılması da kolaylıkla sağlandığı için büyük uygulama sahası bulmaktadır.

Ön Çökeltim Havuzları

Izgara ve kum tutucularda tutulamayan maddeler ön çökeltim havuzlarında çökeltilerek uzaklaştırılırlar. Bu maddeler ya ayrı ayrı ya da birbirleriyle birleşerek yumaklar halinde dibe çökerler. Dibe çöken bu maddeler inşa edilmiş olan sıyırıcılar vasıtasıyla çamur toplama haznelerine aktarılır ve pompalarla çamur bertaraf birimlerine iletilir. Ön çökeltim havuzları tek katlı veya çift katlı havuzlar olmak üzere ikiye ayrılırlar ve genellikle dairesel veya dikdörtgen şeklinde inşa edilirler.

İki katlı havuzlar alt kısmında çamurun birikmesine ve çürütülmesine imkan verdiğinden ve biyolojik kademenin hemen kurulmasını gerektirmediğinden küçük yerleşim yerleri ve sahil siteleri yanında ön arıtma tesislerinde çamur bertarafı için kullanılırlar (Şekil 12).

Şekil 11: Kum Tutucu Çeşitleri

Şekil 12: Sürekli Çalışan Kazıyıcı Bantlı Ön Çökeltme Havuzu

2.      İKİNCİ KADEME (BİYOLOJİK ARITMA) İLE İLGİLİ YAPILAR

Biyolojik arıtmada aerobik ve anaerobik sistemlerden faydandır Buradaki esas sistemdeki mikroorganizmalar yardımıyla mevcut organik maddelerin ayrıştırılmasıdır. Evsel ve çok kirli olmayan pis suların genellikle aerobik sistemler, endüstriyel ve çok kirli suların arıtılmasında ise anaerobik sistemler tercih edilir Evsel pis suların arıtılmasında biyolojik kademede en çok kullanılan yapılar aktif çamur havuzu, damlatmalı filtre, oksidasyon havuzu ve biyodisktir. Buraların çıkışı son çökeltinin havuzuna verilir ve burada mikroorganizmalar çökertilerek sistemden uzaklaştırılırlar. Arıtma sistemlerinde mikroorganizmalar önemli görevler üstlendiklerinden iyi tanınmalı ve her türlü bilgi bu komda çalışanlarca edinilmelidir.(13, 14)

Aktif Çamur Havuzu

Aktif çamur yönteminin uygulanarak boyutlandırılan bu havuzda, mikroorganizmalar ortama verilen havayı kullanarak suyun içerisinde bulunan organik maddeleri aşağıdaki formülde de görüldüğü şekilde tüketerek yeni mikroorganizmalar, ayrışmayan son ürünler ve diğer bileşiklere dönüştürür bakteri

Organik madde + 02  Yeni hücre elemanı C02 H20 + Son ürünler

Burada gerekli olan oksijen sisteme çeşitli şekillerde (yüzeysel, dipten havalandırma vb.) verilen hava yardımıyla sağlanır.

Şekil 13 ‘te aktif çamur havuzu ve bu sistemde yer alması gereken son çökeltinin havuzu görülmektedir. Aktif çamur havuzunda mikroorganizma miktarını (konsantrasyonunu) istenilen seviyede tutabilmek için son çökeltinin havuzu tutulan çamurun bir kısmı geri dönüş çamuru olarak sistemin başına verilir Fazlası ise atık çamur olarak çamur bertaraf tesislerine gönderilir.

Şekil 13: Aktif Çamur Yönteminin Ana Unsurları

Damlatmalı Filtreler

Damlatmalı filtreler yüzeysel sularda gelen arıtma olaylarının prensiplerine benzer şekilde çalışmaktadır. Bu havuzlarda dolgu malzemesi olarak kırma taş, plastik, vb. malzemeler kullanılmakta olup giriş supu bir dağıtıcı ile havuzun üst yüzeyine dağıtılmakta ve aşağıya doğu akmaktadır. Dolgu malzemeleri üzerinde oluşan mikroorganizmalar akan suyun içindeki organik maddeleri aerobik olarak biyolojik yollarla tüketmektedirler. Gerekli oksijen baca tesiri ile aft kısmı açık bulunan yapının içinden yukarıya doğu hareket den bu havadan sağlanmaktadır.

Biyolojik olaylar sorucunda tutulu olarak büyüyen mikroorganizmaların bir kısmı kopar ve son çökeltim havuzuna gelir. Damlatmalı filtrelerde son çökeltim havuzundan devir ihtiyacı bulunmamaktadır Çünkü sistemde yeterli mikroorganizma her zaman bulunmaktadır. Uygulana sistemlere göre hidrolik şartlan sağlamak için son çökeltim havuzu çıkış suyu damlatmalı filtrenin giriş yapısına geri getirilmektedir. (Şekil 14)

Şekil 14: Damlatmalı Filtrenin Kesit Görünüşü

Biyodiskler

Biyodiskler, damlatmalı filtrenin çalışma sistemine berzemektedirler. Biyodiskler bir şaft ve etrafina dizilmiş bulunan plastik disklerden meydana gelir- Bu plastik diskler mikroorganizmaların tutulması için bir ortam eder ve mikroorganizmalar bu plastik malzemenin üstünde gelişir- Disk önce yapının içinde akmakta olan atıksuyun içine dalar ve daha sonra aünosfere çıkar. Bu mihoorganizmalann oksijen ihtiyacı karşılanır. (Şekil 15)

Şekil 15: Biyodisk

Oksidasyon Havuzları

Biyolojik atıksu arıtmada kullanılan bu havuzlar arazinin bol olduğu yörelerde, ucuz olan maliyeti yanında inşaatları ve işletilmesi kolay olduğundan tercih edilmektedir, Bu havuzlar aerobik, anaerobik ve fakültatif olarak çalışmaktadırlar. Şekil 16’dn bir fakültatif oksidasyon havuzu kesiti verilmiştir.

Şekil 16: Bir Fakültatif Oksidasyon Havuzu

Son Çökeltim Havuzu

Son çökeltim havuzları genelde tek katlı dairesel ve dikdörtgen kesitli olarak inşa edilmektedir. Boyutlandırılmasında mikroorganizmaların (aktif çamur) dibe çökeltilmesinin sağlanması önemlidir. Son çökeltim havuzları iyi çalıştırılmadığı takdirde çamurun yüzeysel sulara karışması da engellenemez.

3.      KADEME (İLERİ ARITMA) İLE İLGİLİ YAPILAR

Yüzeysel suların korunmasına önem veren ülkeler bu sularda aşırı beslenme (ötrofikasyon) olayının meydana gelmesini arzu etmediklerinden I. ve 2.kademede çok az giderilebilen azot ve fosforun arıtılmasını önemli gördüklerinden, bu kademeyi son 20 yılda hızlı bir şekilde inşa etmeye başlamışlardır. Bu ülkelerde çıkış suyunda toplam azotun 5 mg/lt’ye, toplam fosforun I mg/lt’ye, askıda katı maddenin 20 mg/lt’ye ve B015’in (biyokimyasal oksijen ihtiyacı) 20 mg/lt’ye indirilmesi istendiğinden evsel pissular için nitrifikasyon, denitrifikasyon, fosfor giderimi ve filtrasyon gibi çeşitli ileri arıtma yöntemleri uygulama sahası bulmuştur.

DEZENFEKSİYON

Hastalık oluşturan mikroorganizmalar evsel atıksularda mevcut olup deşarj edilmeden önce su kaynaklı hastalıkların yayılmaması için uygulanacak çeşitli yöntemlerle giderilmesi gerekir. Yukarıda anlatılan arıtma kademelerinde mikroorganizma giderme verimi oldukça düşük olduğundan atıksu sistemlerinin çıkışında dezenfeksiyon işlemleri uygulanır. En çok uygulanan klorlama sistemi olup, bunun yanında sular ozonla temas ettirilerek veya ultraviyole ışıklardan geçirilerek dezenfeksiyon işlemine tabi tutulmaktadır. Klorun kullanılmasında sistemdeki organik maddelerle birleştiğinde kanserojen bir madde olan klor amin oluştuğundan kalkınmış ülkeler her geçen gün klor kullanımından vazgeçmektedirler.

ÇAMUR BERTARAFI

Atıksuların arıtılmasında önemli olduğu kadar zor ve pahalı olan işlemlerden bir tanesi de arıtma tesisinde çeşitli kademelerde oluşan çamurun bertaraf edilmesidir. Başlangıçta genellikle doğal yollarla bertaraf edilmesine rağmen nüfusun artması, gerekli arazinin bulunmaması, el emeğinin pahalı oluşu gibi nedenlerle çamur suyundan yoğunlaştırıcılarla ayırt edildikten sonra genellikle anaerobik olarak çürütülmekte, daha sonra santrifüjleme, belt filtre, fıltrepres yöntemleri ile susuzlaştırılmakta ve çıkan çamur araziye serilmekte, dolgu malzemesi olarak kullanılmakta, çöp depolama tesislerine gönderilmekte veya yeterli alan bulunamadığı durumlarda yakılmaktadır. Şekil 17 ‘de çamur yoğunlaştırıcı, Şekil 18’de çamur çürütme odası, Şekil 19’da belt filtre (ayırıcı elek), Şekil 20’de filtrepres, Şekil 21 ‘de santrifüj ayırıcı verilmiştir.

Şekil 17: Çamur Yoğunlaştırıcı                   Şekil 18: Çamur Çürütücü

Şekil 19: Belt FiltrePress                  Şekil 20: FiltrePress

Şekil 21: Santrifüj Ayırıcı

SONUÇ

Yüzeysel suların çeşitli gayeler için kullanılabilmesini sağlayabilmek için evsel, endüstriyel ve hatta yağmur suları arıtıldıktan sonra buralara verilmelidir Kalkınmışlığın göstergesi olarak çeşitli parametreler kullanılmakta olup son yıllarda kanalizasyon ve arıtma sisteminin hangi seviyelerde inşa edildiği ve ne kadar verimli işletildiği de bu ölçütler içinde yer almaya başlamıştır.

Ülkemizde büyükşehirlerde, kalkınmış yörelerde ve hassas bölgeler olarak nitelenen turizm bölgelerinde kanalizasyon ve arıtma sistemlerinin inşasına gırı daya önem verilmekte. Yatırımlar yurt içi ve yurt dışı yogam ve imkânlarla desteklenmektedir Böyle olmasına rağmen bu sistemlerin seviyesi girmek istediğimiz Avrupa Birliği’ndeki seviyelerin çok altında olup, bu ülkelerin 2″ yılma kadar biyolojik ve ileri arıtmayı ihtiva eden sistemlerini bitirmeleri beklenmekte olduğu unutulmamalıdır.

Nüfusun küçük olduğu dönemlerde ve yörelerde insanlar kullanılmış suları yüzeysel su kaynaklarına vermelerine rağmen bir sorunla karşılaşmamaları bu suların doğal arıtma kapasitelerinin mevcut olmasından kaynaklanmıştır. 20 Yüzyıl’da artan nüfus, kentleşme ve göç nüfusun belli yörelerde yığılmasını getirmiştir Bu yerleşimlerde meydana gelen atıksular arıtılmadan yüzeysel sulara verildiğinde doğal arıtma kapasitesi yeterli olamamış ve bu suların doğal dengesi ve insanlar tarafından çeşitli gayeler için kullanılmaz hale gelmiştir.

Yüzeysel suların korunmasını temin için kanalizasyon ve arıtma sistemlerine, İnşaatlarına ve işletilmelerine önem verilmeli ve yapılan ilgililerce bilinmelidir

Arıtma sistemleri I kademe (mekanik arıtma), 2 kademe (biyolojik arıtma), 3 kademe (ileri arıtma) ile çamur bertaraf ünitelerinden oluşur Her bir kademenin ve yapının boyutlandırılması ve işletilmesi özel bilgi ve becerileri gerektirir Bu nedenle komayla ilgili olanların devamlı olarak eğitilmesi gereklidir

Bu tebliğde atıksu arıtımı gibi geniş ve kapsamlı bir konu genel hatlarıyla anlatılmış olup, daha geniş bilgi edinmek isteyenlerin kaynaklar kısmındaki yayınlan incelemesi faydalı olacaktır.

KAYNAKLAR

1)…….           “İSKi Haber”, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Aylık Haber Bülteni, Sayı 62, Mart 2000, İstanbul

2) Samsunlu A,          “Çevre ve Özellikle Su Kirlenmesi”, Ege Bölgesi Çevre Kirlenmesi ve Sorunları, Ege Üni. İnşaat Fak Yayını, İzmir, 1978

3) Karpuzcu M           Çevre Kirlenmesi ve Kontrolü”, Kubbealtı Neşriyatı Yayını, İstanbul, 1991

4) …….          “Istanbul Water Supply, Seweragc and Drainage, Sewage Treatment and Disposal Master Plan Stüdy Task Report TR 12”, MC İstanbul Master Plan Konsorsuyumu, İSKİ Yayını, İstanbul, 1998

5)…….           “Abwassertechnik”, BandIV; Herausgeber ATV, Verlagfijr Architektur undd technishen Wissenschaften, Berlin, 1985

6) Kürüm Z, Kürüm F            “Ömerli Baraj Gölü Kirlilik Araştırması”, Su Toplama Havzalarını Koruma Stratejileri Uluslararası Sempozyumu, İSKİ Yayını (Editörler . Göknel İ, Orhon D), 1991

7)…….           ‘Paşaköy Atıksu Tasfiye Tesisi I.Unitesi” İSKİ Yayını, 2000

8) Imhoff K    ‘Tagchenbuch der Stadtentwâsserrung”, R.Oldenburg Verlag, München, 1993

9) Samsunlu A, Eroğlu V      İSKİ Ataköy Biyolojik Arıtma Tesisi revizyonu Projesi,Raporu, İTÜ Çevre Müh. Bölümü, İstanbul, 1991

10)Samsunlu A          “Kullanılmış Suların Arıtılması” Dokuz Eylül Üni. Müh.-Mimarlık Fak. Yayını, İzmir, 1991

11) ………     “Atıksu Arıtma Tesisleri İşletme El Kitabı” İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSKİ Genel Müdürlüğü Yayını (Editör; Topacık D), İstanbul, 2000

12) Samsunlu A         “Çevre Mühendisliği Kimyası” Sam-Çevre Teknolojileri Merkezi Yayını, İstanbul 1999

13)Tchobanoglous G, Burton L.F.    “Wastewater Engineering Treatment, Disposal and Reuse”, Metcalf and Eddy, 3’d Edition, McGraw-Hill, NewYork, 1991

14) Samsunlu A         “Çevre Mikrobiyolojisi” Dokuz Eylül Üni. Müh.-Mimarlık Fak. Yayını No: 104, İzmir, 1986

Leave a Comment.