Sarışın Belediye Başkanı

Bu başlığı okuyunca kimi kastettiğimi bilmeyebilirsiniz. Londra’da yakalana ve yüklü bir kefalet karşılığı hergün polis karakoluna gitmek şartıyla serbest bırakılan Çatalca ve Şişli eski Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk’ün içinde bulunduğu durumu, kendisi ile karşılaşmış bir kimse olarak üzülerek değerlendireceğim.

Ülkemizin en tanınmış üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesi’ni bitiren, çok genç yaşta (25) Çatalca Belediye Başkanlığına seçilen G. Aslıtürk’ü tanımıyordum. Politika sahnesinde kadınların da yer almasının gerekli olduğuna inanan bir kimse olarak onun başarısını takdirle karşılamıştım.

Kurucu Başkanı olduğum Türk Alman Dayanışma ve Eğitim Vakfı’nın (TADEV) hedefleri arasında bir teknik lise kurma olduğu için yer arayışı içinde iken, Çatalca Belediye Başkanı G. Aslıtürk’ün İstanbul’da Almanca Eğitim Verecek “Batı Üniversitesi”nin Çatalca’da yer tahsis ettiğini ve destek olduğunu duyduk. Bizim kuruluşumuza da yer temin etmesini sağlamak için vakıf yönetiminden iki arkadaşla birlikte kendisini 1993 yılında Çatalca’da ziyaret ettik. Bizi çok sıcak bir ilgi ile dinleye G. Aslıtürk, Çatalca’nın kalkınmasını burada sağlayacak eğitim tesisleri ile sağlanabileceğini belirtti ve destek olacağına söz verdi. Bizleri hemen bırakmadı ve belediye’de öğle yemeğine davet etti. Bizleri kapıya kadar gelerek yolcu eden bu genç ve güzel başkanın gelecekte ülke idaresinde önemli görevler alacağını düşündüm. 1994 seçimlerinde Şişli Belediye başkanı seçilen G. Aslıtürk’ü bizim vakfa yer temininde bir katkıda bulunamamasına rağmen başarı temennisi ile kendisini izledim. Arasıra çevre ve İstanbul ile ilgili toplantılarda kendisi ile karşılaştım. Her zaman kibar bir davranış ve tutum içinde olduğunu izledim. Bir müddet sonra benim de 1978-1979 yıllarında üyeliğini yaptığım Avrupa Konseyi Mahalli İdareler Komisyonu Başkan Yardımcılığına seçildiğini basından öğrendim. Ülkemiz ve kendisi için gurur verici bir olaydı.

Bütün bu güzel tespitler bir bir devrilmeye, yok olmaya başladı. Kronolojik olarak gelişmeleri aşağıda veriyorum.

* Evliliğine son verdi ve eşinden ayrıldı. İki çocuğunun sorumluluğunu eşine bıraktı

* Boşanmasından bir hafta sonra Eylül 1997’de yeni eşi Orhan Aslıtürk ile evlendi. Hamile olduğu açıklandı ve tartışmalara konu oldu.

* Kendi partisi yaptığı yolsuzluklar nedeniyle belediye başkanlığından düşürülmesi için gerekli işlemlere başladı.

* Bir müddet sonra yurtdışında yaşayan eşinin yanına kaçtığı basında yer aldı.

* Çocuğunu Hongkok’da doğurdu.

* İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranmaya başladı ve Londra’da tutuklandı.

* Yolsuzluk ve usülsüzlük iddialarını araştıran mülkiye baş müfettişleri hakkında “Lüzum-u muhakeme” kararı açıldı.

* Resmen ortakları arasında görünmemesine rağmen Orhan Aslıtürk’ün ilişkisi olan Barbaros Holding’in 1,5 milyon dolarlık (810 trilyon lira) naylon fatura haberi son günlerin flaş haberi.

Evet değerli okuyucularım benim gibi herkes “Sükut-u hayale” uğradı. Bilemiyorum kendisi mi bu yollara gitmeyi istedi yoksa birileri (babası, eşi vb.) kendisini bu yola itti? Neden istikbal vaateden bu genç bayan böyle devam etti.

Emin olun bu tutumlara girenleri bir türlü anlamıyorum. Sarışın belediye başkanını halk artık çamura batmış simsiyah bir kişi olarak hatırlayacak.

İstanbul, 13 Ocak 2020

Leave a Comment.