Güneydoğu Anadolu, PKK, Hizbullah

Ülkemiz zor günlerden geçiyor… Apo yakalandı, PKK olayı bitiyor derken son günlerde karşımıza insanın tüylerini diken diken eden Hizbullah terörü çıktı. Tanrının verdiği can ancak Tanrı’nın alması gerektiği, her inanan tarafından kabul edilmesi esas olduğu halde, imamlar da dahil olmak üzere bir çok insanı hiçbir canlıya reva görülmeyecek şekilde öldürenler dindar olamazlar. Bunlar dini siyasi gayelerine alet eden teröristlerdir. Adını kullandıkları Allah’ın inananların buddualarını duyduğuna inanıyorum.

PKK sorunu, Hizbullah sorunu ülkemizin en geri kalmış yöresinde ortaya çıkmıştır. Bazıları bunu Güneydoğu Anadolu sorunu, bazıları Kürt sorunu olarak tanımlasa da bana göre bu sorunların arkasında yatan ekonomik problemlerdir. Sorun ekonomiktir.

Konunun ekonomik olduğunu ortaya koyan bulgular 1998’de Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından yayınlanan bir kitapta bulmak mümkündür. “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan Terör Nedeniyle Göçeden Ailelerin Sorunları” adındaki bir araştırmada “Siz başbakan olsaydınız, bölge soruntarını çözme için ne yaparsınız ” sorusu yörede yaşayan üç bini aşkın vatandaşımıza yönelmiştir. Alınan yüzde olarak değerlendirilmesi aşağıda verilmiştir.

“Yüzde 60.2si: Yatırım yaparım.

Yüzde 7.2’si: Terörü önlerim. Yüzde 7.1 ‘i: işsizliği önlerim.

Yüzde 5.1 ‘i: Eğitime önem veririm.

Yüzde 0.6’i: Demokrasiyi tam uygularım.

Yüzde 0.5’i: Dini eğitime önem veririm.

Yüzde 5.6’sı: Kürtçe eğitim yaparım.

Yüzde 2.6’sı: Diğer.

Yüzde 11.1 ‘i: Yanıt vermiyor.

Bu yanıtlar incelendiğinde yatırım ve işsizliğin yüzde 67.3’ü oluşturduğu ve sorunun ekonomik olduğu ortaya çıkmaktadır.

O halde ne yapmalıyız sorusunu sormamız gerekir. Yıllardan beri bölgede PKK sorunu çözmek için 100 milyar doların üzerinde para harcandığı gibi, yatırımlar teşvik için büyük destek verildi. Apo’nun yakalanması ve öncelikle alınan askeri tedbirlerle PKK sorunu oldukça çözülmesine rağmen, ekonomik sorunların çözüldüğünü söyleyemeyiz.

Askerlerinde devamlı belirttikleri gibi, “artık ekonomik adımlar atılmalıdır.” Bu adımlar yalnız özel teşebbüsün teşvik edilmesi ile sağlanamadığı ortadadır. Yıllardan beri Batı’da büyük yatırımları olan kuruluşlar, buralara gitmemişler veya çok küçük yatırımlar yapmışlardır. Yerel özel teşebbüslerin güçleri bölgenin sorunlarını çözmeye yetecek güçte değildir. Bu nedenle devletin bu yörelere gitmesi, Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi oralarda fabrikalar kurması gerekmektedir. Kurulacak fabrikaların kar veya zarar etmesi önemli değildir, önemli olan bölgede istihdamın sağlanması ve ekonominin canlandırılmasıdır. Çalışan bir kimse, evine ekmek götürebilen bir baba, iş bulabilen bir genç ülkenin bütünlüğünü her şeyin önünde tutar. 300 bin askerimizi yörede tutabilmek mi, koruculara maaş ödemek için ve tek tek sayamadığım diğer hususlar için ayırdığımız kaynakların bir kısmını bölgeye yapılacak yatırımlara yönlendirdiğimiz takdirde içinde kıvrandığımız sıkıntılar azalacak ve belki de ortadan kalkacaktır.

Yukarıdaki değerlendirmeye baktığımızda halkın sadece yüzde 0.5’i dini eğitim önemini vurguluyor. Yüzde 7.2 gibi küçük bir kısmı terörü önlerim diyor. Kürtçe eğitim yaparım görüşünü ortaya koyanlar yüzde 5.6’dır. Bölge halkınca bu üç sorun düşük bir oranda önemli görülüyor: Önemli görülen yatırım ve işsizliktir,

Onuncu Yıl Marşı’nın içerdiği coşku ile buralara gitmeli ve çok geç olmadan yatırımlar yapmalıyız. İstanbul, 5 şubat 2000

NOT: ÇORUM HABER gazetesinden kendilerini yakinen tanıdığım Sayın Ayşe Ruhat Benderli, Sayın Tahir Erdem ve sayın Zekeriya Ahıskalı’nın kaybını büyük bir üzüntü ile okudum. Kendilerine Tanrı’dan rahmet, ailelerine ve dostlarna başsağlığı diliyorum.

Leave a Comment.