Bir Kıbrıslının M. Kemal Atatürk’e mektubu (2)

“Benim Kıbrıs’ım” dergisinin Mayıs 2000 sayısında yer alan, Özker Yaşın’ın Atamıza mektubunu, Kıbrıs tarihini çok güzel özetlemesi nedeniyle, sizlerin de ilginizi çekeceğine inanarak değerlendirmenize sunuyorum.

Uyanarak gaflet uykusundan

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde

Yapılan bir gizli oturumda

Önemli kararlar aldılar

Sonuç olarak ortaya

“Kıbrıs Türktür Türk Kalacaktır”

Diye bir slogan çıkardılar.

Ve böylece

Bu slogan ile “Türkiye’nin

Kıbrıs diye Bir davası olduğu” duyuruldu

Birleşmiş Milletlerle..

Gel gör ki bizimkiler Davalarını ciddiyetle savunmak yerine,       

“28 Ağustos 1955 tarihinde Lefkoşa Rumları

“Türkleri katledeceklerdi” diye Kuyruklu bir yalan uydurup Sinirleri gerdiler iyice..

Bu gerginliğin hemen ardından Yunanistan’ın Selanik kentindeki

Doğduğun evin bahçesinde Atılan bir bomba, Karıştırdı ortalığı.

O bombayı doğduğun eve kimin attığı anlaşılmadan,

Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti

Çok sert bir bildiri yayımlayarak,

Selanik’te başlatılan yangını körükledi, fena halde…

Ve bu kadar kısa

Bir süre içinde

Nasıl toplandıkları nasıl silahlandıkları nasıl birleştikleri 

Ve nasıl eyleme geçtikleri

Hiçbir zaman anlaşılmayan,

Bir sürü çapulcu,  bir sürü soysuz adam Sokaklara döküldüler… İstanbul’da İzmir’de ve her yerde,

Rum evlerini,

Rum mağazalarını,

Rum kiliselerini, Yaktılar!

Yaktılar’

Yağma ettiler’

İşte böyle başladı ve böyle gelişti

Yakın tarihimizin

Yüz karası olan

0 6T7 Eylül rezaleti’,

Ta Fatih Sunan Mehmet’in

İstanbul’u aldığı günden beri

Nice yüce padişahın mehter ezgileriyle

Çıktığı fetih seferlerinde,

Yüzyıllar boyunca büyüyüp gelişen

Ve Avrupa’nın göbeğinden Hint kıyılarına

Azerbaycan yaylalarından

Marsilya önlerine

Kırım üstlerinden

Habeş içlerine kadar uzanan

O büyük o görkemli ve muhteşem Osmanlı Devleti’nin

Uçsuz bucaksız topraklarında

Yaşayan Hindulara,

Hıristiyan,

Musevilere,

Ayrısız gayrısız bütün dinlere

Gösterdiği o soylu ve yüce adaleti

Hiç düşünemedi bu çapulcu sürüleri…

Yurdumuzun güzel mozaiğini

Bu serseriler, bu itler, Kırıp parçalayarak yok ettiler!..

Yüce Atam sen

O kadar erken ölüp

Bırakıp gitmeseydin bizleri,

Elbette yaşamazdık bu acı günler…

O büyük rezaletin ardından

İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi.

Ve şimdi yazacağıma inanmayacaksın belki         

Sıkıyönetim komutanının

Bir buyruğuna göre Kıbrıs sözcüğünü yazmak yasaklandı şairlere…

Türkiye gazetelerinde Kıbrıs’tan söz etmenin

Engellendiği günlerde

Daha önceleri sık sık yayınlanan Kıbrıs’la ilgili

Asparagas haberlerin bu kez gerçekleri

Her gün yaşanmaya

Başladığı halde

Yazık ki bunların hiçbirini

Türkiye gazeteleri

Türkiye halkına duyurmadı veya duyuramadı.

EOKA önce İngilizleri vuruyordu

Sonra Türkler’e çevirdi silahları

Onlar bizi biz onları

Vurup öldürdük!

Türk, Rum, İngiliz, Ermeni,

Birçok suçsuz insan

Boş yere ve anlamsızca

Girdiler kuru toprağa

İngilizlerin sonunda taştı sabrı,

Kıbrıslı Rumların siyasi ve ruhani lideri

Başpiskopos Makarios

Hazretleri,         

Askeri Vali Harding tarafından Şeysel Adaları’na

Zorunlu bir tatile gönderildi…

Makarios’un Şeysel adalarına Sürülüşünden kısa bir süre sonra da

Büyük Britanya karar verdi

Kıbrıs’ı bırakmaya…

Ve güne kadar “Mevcut statükonun bozulmayacağına”

Ve İngilizler’in adadan ayrılmayacağına

Kendini inandıran

Türkiye’deki hükümet

Bu gelişme karşısında şaşırdı elbet…

Şükür ki fazla uzatmadılar Bizimkiler bu şaşkınlığı! Büyük Millet Meclisi’ni toplayarak

Kapalı bir oturum yaptılar Saatlerce tartışarak Müthiş bir karar aldılar.

Geçmiş geçmişti artık Bir değişim gerekliydi

Gönüller sultanı

Mevlana’nın dediği gibi “Yeni şeyler söylemenin”

Günü gelmişti

Aynı sözü tekrar etmek

Aynı sözde direnmek

Yanlış bir iş Ve halka zülüm idi

Bundan böyle

Türkiye’nin yeni sloganı

“Ya Taksim Ya Ölüm” idi.

(SÜRECEK) Ozker YAŞIN, Kıbrıs’ım, Mayıs 2000.

(İstanbul, 12 Mayıs 2000)

Leave a Comment.