Sezuan’ın İyi (Ahlaklı) İnsanı

Son iki yazımda, ne yazık ki Türkiye’nin çürüdüğünü ve rüşvetin ülkemiz gündeminin başköşesine oturduğunu ortaya koyarak, ‘Milletin Kanını Emen Sülükler” ve “Rüşvete Batmış Ülke” başlıklarını hem de çok üzülerek seçmiştim.

Bu yazılarıma yurt dışında seyretmiş olduğum bir tiyatro parçasını konu ile yakın ilişkisi olduğu için sizlere anlatarak şimdilik son vermeyi istiyorum.

Almanların ünlü yazarı Bert Brecht tarafından kaleme alınan bu eserin ismi “Sezuan’ın iyi (ahlaklı) İnsanı” olup, Çin’de geçmektedir. Eser, gökte sıkılan tanrıların, dünyaya inip, dünyanın en iyi (ahlaklı) insanı bulmaya karar vermeleri ile başlar. Tanrılar dünyaya gelirler ve en iyi (ahlaklı) insanı aramaya başlarlar. İlk rastladıkları bir su satıcısının iyi (ahlaklı) insan olduğuna karar vermeyi düşünürlerken, tanrılardan biri onun bardağının içi ile dışının farklı olduğunu, böylelikle insanlara az su verdiğini belirtmesi üzerine vazgeçerler ve aramaya devam ederler. Dünyada karşılaştıkları her insanın bir yalanı, düzenbazlığını ve ahlaksızlığını keşfederler.  

Dünyada iyi (ahlaklı) insan kalmamış şeklinde karar verip geri dönecekleri sırada sokak da kendini satan bir kadınla karşılaşırlar. Kendisi ile uzun uzun konuşurlar ve hakkında olumlu izlenimler edinirler. Tanrılar aralarında yaptıkları değerlendirme sonunda bu sokak kadınını dünyanın en iyi (ahlaklı) insanı olarak belirlerler ve bunu kadına duyururlar.

Kadın çok sevinçlidir. Tanrılar kendisini tebrik ederler ve yavaş yavaş göğe doğru yükselmeye başlarlar. Sokak kadını tanrılara bağırarak “Siz beni dünyanın en iyi (ahlaklı) insanı ilan ettiniz, ama param olmayınca biraz sonra ben kendimi tekrar satmaya mecburum” diye seslenir. Tanrılar şaşırır ve geri dönerler, keseler dolusu altını kadına vererek tekrar yükselirler.

Temsilin birinci sahnesi böyle biter. Bu parçada olduğu gibi dünyanın en iyi (ahlaklı) insanının bile parası, pulu yoksa onun iyi (ahlakIı) kalması mümkün değildir.

Rüşvetin, çürümenin arkasında yatan ana neden bu insanların önemli bir kısmının sıkıntı içinde oluşur. İşte bu noktada gözü açıklar, kanunsuz yollarla para kazananlar sıkıntı içinde olanlara yaklaşmakta ve onları rüşvete alıştırmaktadırlar.

Rüşveti bin zenginleşme yolu olarak gören ve devletin kendilerine verdiği makamın forsunu kullanan haydutlar, bu anlattıklarımın dışında kalmaktadır.

Rüşvet batağından kurtulmamız öncelikle ülkemizin kalkınma Si, zenginleşmesi ve refahın tabana yayılması ile mümkündür. Onun için eğitim seviyemizi yükseltmemiz çalışmamız, üretmemiz ve parçalanmamız gerekir. Bunların yanında tüm değerlerimizi ve tabii ki manevi değerlerimizi korumamız çok önemli yer tutar.

(İstanbul, 15 Haziran 2000)

Leave a Comment.