Zenginleşen Sezuanlı ve asalaklar

Bir önceki yazımda Brecht’in “Sezuan’n iyi (ahlaklı) insanı” isimli tiyatro eserinin birinci kısmını anlatmıştım. Bugün devamını yani ikinci kısmını, ilginizi çekeceğini de düşünerek aktarmayı istiyorum.

Tanrılar tarafından dünyanın en iyi insanı ilan edilen kadın, kendisine tanrılar tarafından verilen keseler dolusu altınlar sayesinde çok zenginleşmiştir. O zamana kadar çok zor şartlar altında yaşayan, yalnız başına hayat mücadelesi veren kadının birdenbire sayısız akrabası ve arkadaşı ortaya çıkmıştır.

Bir bakkal dükkanı açan kadının etrafına toplanan bu insanlar, onun iyi niyetini istismar etmekte ve onun elindeki parayı hızlı bir şekilde tüketmektedirler. Kadının dükkanının etrafı bu asalak insanlarla doludur. Bütün gün çalışmadan oradan yer, içer ve yatarlar.

Bir müddet sonra işlerinin kötüye gittiğini gören kadın, ne yapması gerektiğini, bu asalaklardan nasıl kurtulabileceğini düşünür. Birdenbire bir çözüm bulur ve uygulamaya karar verir.

Etrafındakilere kendisinin uzun bir seyahate çıkacağını ve bu esnada dükkanını memleketinden gelecek yeğeninin yürüteceğini söyler. Bunu duyan asalaklar çok üzülürler ve çabuk geri gelmesini beklediklerini söylerler.

Yeğeni gelir ve bakkal dükkanını işletmeye başlar. Esasen, yeğen rolünü oynayan, yüzüne maske geçirmiş aynı kadındır. Etrafındakiler onun yeğen olduğunu düşünürler. Kadından faydalanan bu insanlar, yine dükkana girip yiyecek almayı isterler. Sert mizaçlı bir görünüm sergileyen yeğen, bunları dükkandan kovar. Kendisinden eskiden olduğu gibi para isteyenlere yüz vermez. Hatta onları elindeki kamçı ile kovalar.

Bu asalak insanlar her geçen gün dükkânın etrafından, kadının en kısa zamanda geri dönmesi temennisi ve eski günlerin geri gelmesi bekleyişi ile uzaklaşırlar. Dükkanın durumu düzelir ve işler iyi gitmeye başlar. Temsil de bu şekilde sona erer.

Brecht’in bu eserinin ikinci kısmından esinlenerek günlük yaşamımızla ilgili yorum getirmeyi istiyorum.

Dinlediğim ve izlediğim bazı olaylarda, benzer tespitleri ben de yaptım. Babası ölen ve kendisine yüklü miras ve kurulu bir iş kalan gençlerin etrafında, onun parasını yemek ve imkanlarından faydalanmak isteyen asalaklar oluşur. Onu içkiye, kumara ve kadına alıştırırlar Parası olduğu müddetçe onun etrafında dolaşırlar. İmkanları bitmeye başladığı zaman onu terk ederek yeni birisini ararlar.

Konu ile ilgili isim ve örnek vermeyi istemiyorum. Etrafınıza bakar veya büyüklere sorarsanız, bunun örneklerini öğrenebilirsiniz.

Değerli büyükler, bu yazımı evlatlarınıza özetleyerek aktarınız. Onları, ileride bu tip asalakları yanlarına yaklaştırmayacak şekilde yetiştiriniz.

Unutmayın, “Hazıra hazine dayanmaz 

İstanbul, 18 Haziran 2000

Leave a Comment.