UYGARLIKLARA SAHİP ÇIKALIM ZEUGMA’YI KURTARALIM

Birecik Kelaynak Festivali kapsamında yapılan “Çevre Paneli”nde biz çevreci eğretim üyelerinden başka iki kişi daha konuşmacı olarak yer almıştı. Notlarım İstanbul’da kaldığı için isimlerini şu anda hatırlayamadığım bu panelistlerden biri İngiltere’de kurulu bulunan Packard Humanitics Institute (Packart firması tarafından kurulmuş insanlığa hizmet veren bir enstitü) temsilcisi bir İngiliz bayan ve Kültür Bakanlığı Gaziantep Müze Müdürü beyefendi idi. Her ikisi de Birecik Barajı gölü suları altında bir kısmı kalan (A Bölgesi) ve önlem alınmadığı ve su seviyesi yükselmeye devam ettiği taktirde aynı akıbetle karşılaşacak olan Zeugma (Belkıs) antik kenti ve kurtarılması ile ilgili bilgiler verdiler. Bu konu son günlerde gündeme geniş bir şekilde yer aldığı için basındaki bilgilerden de faydalanarak aktaracağım.

Zeugma antik kenti Gaziantep’in Nizip ilçesi yakınlarında Fırat kenarında MÖ. 300’Ierde Romalılar tarafından kurulmuştur. Kurucusu Büyük İskender’in Generallerinden Slevkos Nikator olup, Roma’nın 4. lejyon garnizonu da bu bölgede kurulmuştur. Köprü anlamına gelen Zeugma, İpek Yolu üzerinde de bulunduğu için hızla gelişmiş ve şehir zenginlerine ait villalarla dolmuştur.

Birecik Barajı’nın sularının etkisinde kalmayacak (C Bölgesi) kısımda inşa edilen bu villaları, sahipleri bölgede mermer olmadığı için Fırat’ın renkli taşların dan faydalanan sanatçılara mitolojiyi konu alan görkemli mozaiklerle süslettirmişlerdir. Bu mozaiklerde “Eros ile bü-  yük aşkı Psikhe’yi”, “Fırat’ın Tanrısı Oy Euphrates’i”, “Şarap Tanrısı Dianizos’u”, ‘Deniz Tanrısı Poseidon’u” mitolojiye bağlı olarak yer aldığı görülmektedir.

Bu görkemli şehir M.S. 250 yıllarında Sasaniler’in saldırısı sonucu yakılıp yıkılmış ve unutulmuştur.

Anadolu ve Rumeli’deki uygarlıklara sahip çıkılmadığı için sayısız tarihi yapıt, eser ve değerli buluntular Osmanlılar döneminde (18 ve 19. yüzyıllarda)batıya kaçırılmıştır. Tarihi Bergama kentinin Berlin’e taşındığı gibi 1890-1900 yılları arasında Zeugma anfiK mozaikleri Halep’teki bir İtalyan konsolos aracılığı ile Avrupa’ya kaçırılmıştır. İlgisizliğimiz bununla kalmamış 1990 yılında fizi-  bilite çalışmaları ile su altında kalacak yerler belirlenerek Kültür Bakanlığı’na bildirilmesine rağmen o günden bu güne kadar istenilen seviyede Dir kurtarma işlemi yapılmadı.

Barajın su doldurulması ile birlikte yumurta kapıya dayanınca birden feryatlar yükseldi ve harekete geçildi. Pockard Humanities Institute ile Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma idaresi arasında 7 Haziran 2000 tarihinde acil kurtarma çalışmalarının yapılmasını öngören anlaşma imzalandı. Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü de bu çalışmalara destek vermektedir. Şu anda bölgede 46 İngiliz, 17 Türk, 8 Fransız arkeolog çalışmaktadır.

Zamanında önlemler alınsa idi, Mısır’daki Assuan Barajı’nda olduğu gibi tüm tarihi eserler kurtarılabilirdi. Kka bir müddet önce kurulan ve Türkiye’deki tarihi ve kültürel varlıkları korumak için harekete geçen ve ilk hedef olarak da Zeugma’yı seçen Zeugma Girişim Grubu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le görüştüler. Antik kentin kurtarılmasının Türkiye için “şeref meselesi” olduğunu ve eserleri kurtarmak için kalan 100 günlük sürenin yetmeyeceğini bildirerek su tutma işinin ertelenmesini istediler. Bu süre içinde B Bölgesindeki tarihi eserleri kurtarmak istiyorlar.

Bu arada Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santralı Müdürü ise yaptığı açıklamada “4 Ekim’de Birecik Barajında 385 kotuna gelinecek ve deneme amaçlı üretim başlayacak. Bu barajın gündeme gelmesi, planlaması, ihalesi ve inşası 32 yıl sürdü. Zeugma’da neredeyse o kadar süredir biliniyordu” dedi ve “enerji üretiminin geç yapılmasının bedeli ayda 30 milyon dolara mal olacak” şeklinde vurgulama yaptı.

Değerli okuyucularım, yukarıda anlattıklarımla sizlerin dikkatinizi eski eserlerin ve kültürlerin korunmasının önemine çekmeyi istedim. Tunus’un başşehri olan Tunus’taki müzede Kartaca Dönemine ait mozaikleri saatlerce izledim ve geçmişten kalan bu eserleri gün ışığına çıkaran ve koruyan Fransız Müstemleke idaresini çok takdir ettim. Bizler de ülkemizde bulunan tüm devirlere ve medeniyetlere ait eserleri korumalıyız ve buralardan çıkarılan eserleri müzelerde ziyaretçilerin değerlendirmesine sunmalıyız.

Bu arada Alacahöyük, Boğazkale, Ortaköy gibi yerlerde bulunan tarihi kentleri gözümüz gibi korumalıyız. Yıllardan beri bitmeyen Çorum Müze Binasını bir an önce açmılıyız. Şehrimizin hu dutları içinde bulunan tüm medeniyetlere ait bulgulara ulaşmalıyız ve onları korumalıyız.

Ayrıca Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarından kalan yapıları da korumalıyız. Bunları yıkıp yok edip yerine beton binalar dikersek, ileride birileri bize “buralarda size ait hiçbir eser olmadığına göre buralar size ait değildir” der…

Zeugma’yı da koruyalım. Çorum Kalesini de koruyalım.

Bodrum, 30. Temmuz.2000

Doğan Hızlan, “Zeugma desteği büyüyor” Hürriyet, 27.7.2000

Doğan Heper, ‘Zeugma için güç ve gönül birliği” Milliyet, 26.7.2000

“Zeugma’yı İtalyanlar talan etti”, Hürriyet, 29.7.2000