17 AĞUSTOS DEPREMİNİN YILDONUMÜ

Bugün, Marmara’yı vuran 17 Ağustos depreminin birinci yıldönümünü idrak ediyoruz. 20 bine yakın vatandaşımızın öldüğü, binlerce konutun ve işyerinin yok olduğu bu günü unutmamız mümkün değil.

Halkımızın gösterdiği maddi ve manevi destek çok büyük olmuştur. Hükümetimiz, ordumuz ve mahalli idareler depremin yarasını sarmak için önemli hizmetler verdiler ve vermeye devam ediyorlar. Bunların yanında yurt dışından gösterilen yakın ilgi ve desteği de unutamayız.

 Depremzedelerin hemen he men hepsi geçici prefabrik konutlara yerleştiği gibi, esas konutların inşasına da başlandı. Evet devletin bu hizmetleri yerine getirmesinde bazı aksaklıklar oldu. Devleti tenkit ederken, acaba kendimizi de tenkit etmemiz gerekmez mi?

Depremde yıkılan evlerin bir çoğunun konum ve nizamlara uymadan yapılan kaçak ve kalitesiz yapılar olduğunu herkes biliyor. Oy uğruna belediyeleri devamlı olarak daha çok kat inşasına müsaade etmesi için zorlayanlar kimlerdi? İnşaatlarını tekniğin gerektirdiği şartlarda yapmayan, mühendislere zemin etüdü ve demir hesabı yaptırmayan halkımız değil mi idi? Evet, halkımızı yönlendirecek, onlara doğruyu göstereceklerde suçlular. Hükümetler ve belediyeler oy alabilmek için Halka doğruyu söylemediler ve onları uyarmadılar. Ayrıca bina inşaatlarının kontrolü de dâhil hemen hemen hiçbir görevlerini doğru yapmadılar.

İçinde bulunduğumuz durumu anlayabilmek için İstanbul Valisi Erol Çakır’ın şu açıklamasını okuyalım;

“İstanbul’da bir milyon iki yüz bini aşkın yapı var. Bu yapıların yarısı kaçak, ya da illegal yapı. Sorun nereden kaynaklanıyor. Sorun nereden kaynaklanıyor derseniz; İstanbul’da kaçak yapılara izin veren,  imar planlarını yapan, inşaatları denetleyen, sonra da inşaat bittikten sonra ‘vatandaşım bunu kullan’ diye iskân ruhsatı veren kuruluş açısından bir sorun var demektir.”

Düşünebiliyor musunuz altı yüz bin kaçak yapıyı kim yaptı? Tabii ki halkımız! Söylendiği gibi 7 Richter şiddetinin üzerindeki bir depremde İstanbul’daki yapıların yüzde 70’i yıkıldığı takdirde bunun sorumlusu yalnız belediye mi, devlet mi? Halkımızın suçu yok mu? Kaçak ev yap, plansız ve projesiz ev yap, sonucunu düşünme! Herhangi bir nedenle yıkılınca “Yetiş devlet” diye bağır!

Gelin böyle bir günde şapkamızı önümüze koyarak Türkiye’nin her yerinde her an deprem olabileceğini göz ardı etmeden birlikte düşünelim ve ne yapacağımıza karar verelim.

Yer seçimini doğru yapalım, mimar ve mühendislik hizmetlerini alalım, yapı denetimi ve sorumluluk yasasına uyalım. Bunları yaptığımız takdirde eminim ki yeni 17 Ağustosları daha az üzüntü verin bir şekilde yaşarız. 

Böyle bir yıldönümünü büyük bir üzüntü ile yaşıyor, ölmüşlerimize rahmet, depremin ve etkilerini atamamış halkımıza sabır diliyorum.

İnşallah devletimiz tüm kuruluşları ile bu felaketten gereken dersi almıştır. Halkımız ne düşünüyor?

İstanbul, 16.Ağustos.2000

Leave a Comment.