AİLE SIRKETLERININ KURUMSALLAŞMASI

Çorum Hitit Festivali’ kapsamında Kobi’lerle ilgili toplantıda yapılân konuşmada Türkiye’de firmaların en fazla iki göbek yaklaşık 35 yıl yaşadığı ve uzun ömürlü olmadığı ifade edilmişti.

Bende şehrimizde birkaç istisna dışında firmaların uzun ömürlü olmadığına dikkat çekmiş ve tedbir alınmasını önermiştim

Bugün ülkemizin en büyük kuruluşlarından (Holding) Tekfen firmasının sahiplerinden Feyyaz Berker ile yapılan bir röportajı okuyunca bu konuyu tekrar ele almaya karar verdim.

Aile şirketlerinin yüzde 70’i ikinci kuşağa geçemiyor. İkinci kuşağa geçenlerin yüzde 50’si üçüncü kuşağa aktarılamıyor. Bazı aile şirketleri uzun ömürlü olamazken, bazıları varlıklarını başarılı bir şekilde sürdürüyor. Geleceği önceden gören ve ileride olabilecek olaylar gerçekleşmeden, gerekli önlemleri alan, izleyeceği strateji planlayan ve kurumsal yapıyı oluşturan firmalar nesiller boyu varlığını sürdürebiliyor.

Yılbaşında Tekfen Holding’in kurucu ortakları Necati Akçağlılar ve Nihat Gökyiğit’le birlikte sessiz bir şekilde aktif yönetimden çekilen Sayın Berker’in anlatımlarından önemli gördüğüm hususları aşağıda özetliyorum.

*             “Kızlarımızın, damatlarımızın ya da yakın akrabalarımızın günlük fiili icraatta olmalarını istemedik. Şirketlerin akrabalar değil, profesyoneller tarafından yönetilmesi lazım” diyen ortaklar, ailelerinden kimseye aktif görev vermediler ve holdingin başına Erhan Öner’i getirerek yönetim kadrosunu profesyonel yöneticilerle oluşturdular.

*             Master (yüksek lisans) eğitimini Tekfen bursuyla yapan Öner tüm meslek hayatını Tekfen geçirmiş ve son olarak da holdingin bünyesinde yer alan Toros Gübre Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. 80 yaşına merdiven doayayan ortaklar böyle bir kararı almakta geç kaldık(arını düşünmelerine rağmen yıllarca birlikte çalıştıkları ve güvenlerini kazanan Öner’in ve arkadaşlarının başarılı olacaklarına inanıyorlar.

*             “Aileden gelenler, kendini öncelikle hissedar olarak görmeli ve yönetim kurulunda görev almalı, günlük icraatı profesyonellere bırakmalı. Geçmişte küçük çaplı örneklerini yaşadık Çok becerikli olsalar bile belli bir noktada çevreden kaynaklanan bir dokunulmazlık oluyor. Sorunlar yaşanmaya başlıyor. Şirket içinde bilgili, dürüst, ahlaklı kadrolar yetiştirmek gerek” diyen Berker, çocuklarının şirketle ilgilerinin olmadığını, iki kızının mimarlık dekorasyon üzerine çalıştığını ifade ediyor

  “inşaat mühendisliğinde okuyan oğullarınız olsaydı durum değişir miydi?” sorusuna, “Mühendislik başka, yönetim başka, mesleki gelişim sağlamak için şantiyelerde işe başlar, finans, hukuk becerisi kazanmak için değişik bölümlerde çalışabilirdi. Denetleyici olarak yönetim Kuruluna da girebilirlerdi. Ancak aktif olarak yönetici olamazlardı” şeklinde karşılık veriyor. Ayrıca aile şirketlerinin en büyük sıkıntısının aile yakınlarının işe girmesi olduğunu kendilerine yaşayarak öğrendiklerini vurguluyor.

  “Aile şirketlerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?” sorusuna;  ‘Dünyadaki aile şirketlerinde de aynı şeyler yaşanıyor. Zaman içinde tüm şirketler bu noktaya gelecek. Sabancı ve Koç Grubunda yapılan operasyonlar bunun göstergesi” şeklinde açıklama getiriyor.

Benim görüşüme göre de, bu gibi bir kurumsallaşmaya gidemeyen firmaların büyümesi ve başarılarını devam ettirmesi oldukça zor.

Bu konuda, Almanya’da beraber okuduğum Alman bir arkadaşımın babasının 500 kişi çalıştıran bir inşaat firması vardı. Oğluna inşaat mühendisliği tahsili yanında beton ustalığı belgesi aldıran bankacılık stajı yaptıran ve mezuniyetten sonra beş yıl başka firmalarda çalıştıran baba firmayı kurumsallaştırmadığı için ölümünden sonra firmanın başına geçen arkadaşımın ruhsal sorunlarının da etkisi ile firma uzun ömürlü olamadı ve iflas etti. Bu örneği hep hatırlarım. İstenilirse daha çok örnek anlatılabilir.

Siz şirketinizi kurumsallaştırma konusunda ne düşünüyorsunuz?

İstanbul, 17.Ağustos.2000

Rabia Akbulut Akrabalar değil,

‘profesyoneller yönetir.”

Leave a Comment.