Dünya Kadınlar Günü

Marmara Grubu Vakfı İnsan Hakları Platformu tarafından 9 Mart 2000 günü kutlanan Dunya Kadınlar Günü’ne katıldım. Oturum Başkanlığını İTÜ Makina Mühendisliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nilüfer Eğrican’ın yaptığı panele Doç. Dr. Oya Akgönenç (FP Milletvekili), Dr. Meral Akşener (DYP Milletvekili), Ayşe Gürocak (DSP Milletvekili) Dr. Nesrin Nas (ANAP Milletvekili) Yaşar Seyman (CHP Genel Başkan Yardımcısı) Zülal Kılıç (Ka-Der Başkanı) Nazan Moroğlu (İstanbul Barosu Kadın Komisyonu Başkanı) Nurdan Torun (Sanatçı) katıldılar. Davetli olmalarına rağmen MHP’den bir temsilcinin katılmamasının nedenini öğrenemedim, ilk önce Kadınlar Günü’nün neden her yıl 8 Mart’ta kutlandığını açıklamayı istiyorum. 1857 yılının 8 Mart günü New York’ta 40 bin kadın, ‘Sekiz saatlik çalışma süresi ve eşit işe eşit ücret” sloganıyla yürümüş, olay sırasında çıkan yangında 100’den fazla kadın işçi yaşamını yitirmiş… İşte o tarihi olayı hatırlatmak, kadınların haklarına kavuşmalarına destek olmak için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor.

Konuşmacıların anlattıklarının hepsini bu köşemde sizlere aktarmamım mümkün olamayacağını düşünüyorum. Kısaca önemli gördüğüm hususları ve rakamları sizlere aktaracağım.

Dünya nüfusunun yüzde 52’si kadın olmasına rağmen iş dünyasındaki kadının oranı yüzde 16. Sanayileşmiş ülkelerde kadınların yüzde 40’ı çalışmakta olup bunların yüzde 60’ı etkin görevler üstlenmişlerdir. Ülkemizde ise çalışan kadınlar 6.6 milyon olup, tam miktar yüzde 18.6’ya tekabül etmektedir. Bu kadınların yüzde 72’si tarımda, yüzde 9,5’i endüstride, yüzde 15’i çeşitli hizmetlerde ve yüzde 3’ü de müteşebbis olarak çalışmaktadır. Bunların çok küçük bir yüzde 2-10’u etkin görevler yürütmektedir. Sigortalı kadın sayısı toplam sigortalıların yüzde 15,8’ini oluşturmaktadır (O.A).

Kadın teröristlerin sayısını ortaya koyan istatistiki bir bilgi bulunmamaktadır. İrticacı terör örgütlerine katılan kadınlar genellikle ev kadını olup kimlik sorunu yaşayan, gelir durumları iyi olmayan kimselerdir ve yardım, yataklık ve propaganda faaliyetlerine katılmaktadırlar. Tetik çekmiyorlar ve silah kullanmıyorlar.

Bölücü terör ve Marksist örgütlere katılan ciddi bir eğitim görmüş kişiler olup silah eğitimi alıyorlar ve komutanlığa kadar yükseliyorlar. Burada kadını kandırmak zor ama inanınca da bir daha kopmuyorlar. Bu örgütlerde yer alma bilhassa etnik kimlikleri nedeniyle kutsal bir görev kabul ediliyor ve bunun için çarpışılıyor.

Anne ve babaların evlatlarının gündelik hayatları, okulları ve diğer konuları ile ilgilenerek bu örgütlere girmesini engellemelilerdir (M.A.)

Atatürk 1926’da Medeni Kanunu çıkararak kadına her hakkı tanıdı. 1927 ‘de kadını karma okullara taşıdı. 1935 seçiminde 18 kadın Meclis’e girmiştir. 1950’den sonra bu sayı 3’e düşmüştür. Şu anda TBMM’de 22 kadın milletvekili bulunmaktadır. Bunun yarısından fazlası DSP’den seçilmiştir.

Kadınlar yerel yönetimlerde yüzde 1’lik bir oranla temsil edilmektedir. Bu oran Danimarka’da yüzde 41’dir. Kadınlarımız aile, çocuk vb. nedenlerle siyasetten kendilerini geri tutmaktadır.

Ev hizmetleri de dâhil toplam işlerin 2/3’ünü kadınlar yapmasına rağmen gelirin yüzde 10’unu alıyor.

Dünyada okuma ve yazma bilmeyen kadınlar yüzde 70, yoksulluk sınırı altında yaşayan kadın yüzde 65 Türkiye’de okuma-yazma bilmeyen’ kadın yüzde 23, erkek yüzde 6. Kadının mülkiyetteki yeri dünyada yüzde 1, Türkiye’de yüzde 8

Eğitim sunmadan okur-yazar yapmadan kadın ve erkek uzun bir süre birlikte yürüyemezler. Kadının eşit olarak temsili demokrasinin olmazsa olmazıdır. (N.N.)

KA-DER olarak bütün partilere eşit yakınlıktayız.

Seçilme bakımından Türkiye 117 ülke arasında 97. sırada. Kadınlara en az yüzde 33 kota verilmelidir. Fransa’da bu oran yüzde 50’dir.

Kadını partiler desteklemelidir, kadına devlet daha fazla destek olmalıdır. Kadın politikacılara özel fonlar ayrılmalıdır.

Cumhurbaşkanının bir bayan danışmanı olmalıdır.

TBMM’de bir “Kadın Komisyonu” kurulmalıdır. (Z.K.)

1926 yılında çıkarılan Medeni Kanun İsviçre’den alınmış olup, 1920’Ii anlayış hâkimdir. İkinci Dünya Harbi sonunda çok şey değişti, insan hakları öne geçti. Kadın-erkek eşitliği olmalıdır. Evliliğin kurumları ve bölüşümünde önemli sorunlar var. Boşanma halinde evlilikte edinilen mallar 1/2 oranında bölünmelidir. (N.M.)

Tarım sektöründe 100 kadından 9’u sigortalıdır. İşe en son alınan kadın en erken çıkarılan kadındır.

Kadının en az 4 vardiyası vardır. 1 vardiya iş, 3 vardiya ev. Eğer siyasete girerse vardiya 5’e çıkar.

Kadınlar kayıtlı üye olmaktan kurtarılmalı, aksiyon ve hareket gösteren kişiler olmalıdır. Kadının olduğu yerde sevgi vardır. Onun için toplumsal mücadelede kadının yer alması sağlanmalıdır.

Leave a Comment.