YAŞADIĞINIZ DEPREMLER VE DEĞERLENDİRMELERİM

Çorum Valiliği Çevre Koruma Vakfı yetkililerince yayınlanan bu dergiye bir yaz göndermem istendiği zaman bu konuda “Çorum Haber” gazetesinde çok sayıda yazı yazdığımı hatırladım. İsterseniz bunlara sırasıyla birlikte göz atalım ve önemli hususları birlikte tespit edelim;

****

Depremin Arkasından (1.7.1998)

Ülkemizin yüzde 90’ı deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Bu kuşağı oluşturan bir çok fay hattı bulunmaktadır. Adana ve Ceyhan’da meydana gelen depreme Karataş Fay hattının hareketi neden olmuştur.

6,3 şiddetindeki bu depremde 127 vatandaşımız öldü, 115’i de yaralandı. Şu andaki bilgilere göre 400 bina tamamen yıkıldı, 1111 bina da hasar gördü.

Her depremin arkasından göz yaşı dinmez ve sıkıntılar kolay kolay bitmez…

İki veya üç yılda bir ülkemizde deprem meydana gelmesine rağmen bizler gereken dersi alıyor muyuz? Almıyoruz… Bakın neler yapıyoruz;

  • Herkesin bina yapabileceğine inanıyoruz. Hastalanınca doktora gidiyoruz. Bina yaptırırken mühendise mimara gitmiyoruz.
  • Bina yaptırmadan zemin etüdü yaptırmıyoruz.
  • Binaların statik ve betonarme hesaplarını yaparken deprem tesirlerini dikkate almıyoruz. Hatta daha az demir daha az çimento koymayı marifet sayıyoruz.
  • Binalarımızın mühendislik hesapları belediyelerce kontrol edilmiyor ve ya ettirilmiyor.
  • İnşaat aşamasında binalar kontrol edilmiyor, dökülen betonun kalitesine bakılmıyor. Tüm inşaat işleri genellikle konunun teknik boyutunu bilmeyenler tarafından yürütülüyor.

Bunları daha da genişletmek mümkün. Bu şartlarda inşa edilen binalarda işin vahametini bilmeden oturuyoruz ve her depremden sonra da ortaya çıkan acı durum karşısında şaşırıyoruz.

Sonuç olarak inşallah bu depremi de kısa sürede unutmayız ve gereken tedbirleri alırız. İnşaat sigortası mecburiyet haline getirilmeli, müteahhitlik müessesi düzene konulmalı, belediyeler teknik sorumluluklarına sahip çıkmalı ve bunun bilincinde olmalı, kaçak ve düzensiz yapılaşmaya göz yumulmamalıdır.

Gümrüğü Ver, Ruhsatı Al (4.7.1998)

Bugünkü gazetelerde Ceyhan’da yıkılan binaları yapan müteahhitlerle, inşaatların fenni sorumluluğunu yüklenen teknik yetkililerden sekiz kişinin göz altına alındığını, bunlardan iki müteahhitle, iki mimarın tutuklandığı yer aldı.

Bu konunun değerlendirmesini kendim yapmayacağım. 33 yıllık mimar, MESA AŞ.’nin kurucularından, ODTÜ’de öğretim görevliliği yapan Aykut Mutlu’nun Hürriyet gazetesinde yer alan 8 Ekim 1995 tarihli “Gümrüğü Ver, Ruhsatı Al” başlıklı yazısını özetleyerek vereceğim.

  • Depremlerde iki türlü yapının yıkıldığına eminim. Çok ciddi paralar harcanarak yapılmış devlet yapılarının büyük kısmı ile ruhsatsız, projesine özen gösterilmemiş, düzensiz kat çıkılmış çok katlı yapılar.
  • Devlet yapılarının projesi yanlış değildir, kontrol düzeni olmamıştır. Yıkılmış bir binada iki kolonu kırsınlar mutlaka demirinin etriyelerinin eksik ya da mesafesinin tutmadığını görecekler. Kötü müteahhit ile düzgün olmayan kontrol mühendisi birleştiği zaman devletin binasının yaşama şartı pek olmuyor.
  • Önce projenin ve uygulamanın doğru, kullanılan malzemenin kaliteli olması şart. Sağlamlık, binanın temeliyle başlıyor ama salt temel değil, bütün hesaba dayanıyor betonarme sistemi. Ancak betonarme teknik bir kültürü gerektirir. Demiri bağlamayı bilmeyen insanlar yapıyor binaları.
  • İhale sistemimizde yüksek fiyat kırmaları vardır. Hiç fiyat kırmasanız da fiyat kırdığınız zaman o fiyata o işi bitirmenize imkan yoktur.
  • Yapılan bir yanlış var, meyilli sert zeminler orman alanı yapılıyor. Oysa düz araziden kaçınmamız lazım. Yumuşak toprakta bina inşa etmek kesinkes daha tehlikeli.
  • Meslek odaları proje denetim kuruluşları değildir. Dünya’nın hiç bir yerinde meslek odaları zaptiye, polis gibi denetleme yapmaz.
  • Devletin kesinkes icraatten elini eteğini çekmesi, doğru danışman mühendislik şirketlerine denetleme işini vermesi ve hesabı onlardan sorması lazımdır. Belediyelerin de benzer şekilde denetim için bu tür danışmanlık şirketlerine yaptırması şart.
  • Bir belediye başkanı davranışınız yasal olsun ve ya olmasın “Gümrüğünü” vermezseniz ruhsatınızı vermezdi. İş yaptığım tüm devlet dairelerinde karşılaştım bu durumla.

Bu yazımda yukarıda anlatılanları ülkemizde herkes bilmesine rağmen hiçbir önlem alınmamaktadır ve belki de alınamamaktadır. Bu durumlar düzeltilmediği böyle devam ettiği taktirde bizler daha çok Erzincanlar, Diharlar, Ceyhanlar yaşarız.

***

Evet çok uzun sürmedi… 17 Ağustos 1999’da “Marmara Depremini” yaşadık. Bu felaket 1939 Erzincan depreminden beri yaşadığımız en büyük felakettir. Yazılarıma göz atmaya devam edelim.

***

Ülkemiz Büyük Bir Felaket İçinde (21.8.1999)

Ülkemiz tekrar bir deprem felaketi ile karşı karşıya… Bu defa sabaha karşı gelen deprem, vatandaşları uykuda yakaladı… Depreme karşı yeterli donatı (demir, beton vb.) ihtiva etmeyen binalar iskambil kâğıdı gibi yıkılarak onlara mezar oldu…

Yeter artık, yetkililer görevlerini yapsınlar… Yapı sektörü bir düzene sokulsun. Yapılan projeler belediyelerce ciddi bir şekilde kontrol edilsin, otomatik yapı ruhsatı verilmesin, projelerin deprem yönetmeliğine uygunluğuna muhakkak hassasiyetle bakılsın.

İçimiz yanıyor, üzüntüden bütün millet ağlıyor.

Deprem ve Çocuklar (28.8.1999)

Yalova’da Yüksel Sitesi’nde, Ceylan Sitesi’ndei Veli Göçer Sitesi’ne ve isimlerini tek tek sayamadığım bir çok sitede tatillerini geçiren çocuklarımızdan bir çoğu demirden, kumdan, çimentodan çalarak servetlerine servet katan müteahhitlerin kurbanı oldu. Bu insanlar, bu çocukların boş boş bakan gözlerini, yüreklerinde taşıdıkları korkuyu para hırsızlarını bir tarafa bırakarak görüp, hissedebiliyorlar mı? Hiç zannetmiyorum. Onlar için önemli olan kendi çıkarları ve menfaatleri…

Deprem ve Çorum (9.9.1999)

Birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yer alan ve artçı şoklarla sallanan Çorum’da meydana gelebilecek böyle bir depreme ne kadar hazırlıklıyız? Depremin meydana geldiği Kocaeli, Adapazarı’ndan farklı bir hazırlığımız olduğunu tahmin etmiyorum. Onların başına gelen acı durum Çorum’un da başına gelebilir.

Belediyeler 1 Ocak 1998 yürürlüğe giren yeni afet yönetmeliğini dikkate alıyorlar mı? Kendilerine sunulan projeleri dikkatlice inceleyip, deprem hesaplarını yapıyorlar mı? İnşaatların kontrolünün iyi yapılıp yapılmadığını izliyorlar mı? Demirin yeterli konup, konmadığına, dökülen betonun standartlara uygun olup olmadığına bakıyorlar mı? Bundan çok şüpheliyim. Çorum Merkez Belediyesinde İmar İşyeri Müdürlüğündeki bir inşaat mühendisi tüm bu görevlerin üstesinden gelebilir mi? İlçe ve belde belediyelerinde teknik eleman bulunmadığına göre bunların durumu herhalde daha iyi değildir.

Çorum’da kamuya ait binaların durumu nedir? İlgili devlet kuruluşları belediyelerden beklediğimiz hassasiyeti gösteriyorlar mı? Her şey güzel de her şeyi devletten beklemediklerini tahmin ettiğim Çorumlu hemşehrilerim sizler depreme ne kadar hazırlıklısınız? Elinizi vicdanınızın üzerine koyarak gerekli olan her şeyi yaptığınızı söyleyebilir misiniz? Yaptığınız binanın zeminini etüt ettirdiniz mi? Depreme dayanıklı olması için binanızın statik ve betonarme hesaplarını bir mühendise yaptırdınız mı? Demir ve beton istenilen standart ve kalitede kullandınız mı? Daha çok şey sorulabilir. Hepiniz bu felaketi bir defa daha gözlerinizin önünden geçiriniz. Kendinizin, çocuklarınızın, dostlarınızın ve dindaşlarınızın böyle bir durumla karşılaşmaması için üzerinize düşeni yaptınız mı?

***

Evet yazılarımı birlikte gözden geçirdik. 1998 yılında yaptığım öneriler dikkate alınmış olsa idi. Marmara Depremi ve Düzce Depremi bu kadar can almaz ve hasar yaratmazdı.

Bu depremlerle aynı şiddette depremi yaşayan Şili’de ve Tayvan’da ölenlerin sayısı 100’ü bulmamıştır. Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde binlerce kişinin ölümüne sebep olan depremler, çıkarılan “Yapıların kontrolü ve güçlendirilmesi” yasası sayesinde bugün çok az can kaybı ile atlatılabilmektedir.

Yazıma son verirken, bir köşe yazarımızın söylediği “Bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz” tespitine katıldığımı ve yeni acılar yaşamamız için yukarıda anlatılan ve bilinen sorunların çözümüne bir an önce önce başlamamız ve el birliği ile katkıda bulunmamızın gerekliliğine inandığımı belirtmeyi istiyorum.

Leave a Comment.