SİDNEY OLİMPİYAT OYUNLARI AÇILIŞI (III)

XXVII Olimpiyat Oyunları unutulmayacak görkemli bir törenle açıldı. Teknolojinin tüm imkânlarının kullanıldığı “Milenyum Olimpiyatı olarak da tanımlayabileceğimiz oyunların bu rüya gibi açılışında müzik, dans, gösteri yer aldığı gibi Avustralya’nın tarihsel gelişimi ve yerel yapısı gözler önüne serildi.

110 bin kişilik Olimpiyat Stadı’nı hıncahınç dolduran kalabalık sabırsızlık içinde açılışı beklerken 23000 m2’lik kumaşla Avustralya’nın geniş bir kısmını kaplayan çölün ve ormanların renklerine boyanarak kaplanmış sahasına 120 atlı girdi. Stadı bir baştan diğer başa kadar kateden bu atlılar ellerinde Avustralya ve Olimpiyat bayraklarını taşıdılar ve Avustralyalı çiftçiler adına seyircileri selamladılar. Ayrılırken şapkalarını seyircilere doğru fırlattılar ve büyük alkış aldılar.

  Sanki çok katlı düğün pastasını andıran ve çok güzel bir süslenmiş bir yapının her tarafına yerleştirilmiş bulunan Sidney Senfoni ve Sidney Filarmoni Orkestraları ile Korolar yanında Sidney Üniversite korosu birlikte güzel eserler icra ederek Avustralya Milli Marşın81 çaldılar ve tüm açılışa kamanlar coşku içinde birlikte söylediler.

Organizasyon Komitesi Başkanı Michael Knight ve IOC Başkanı Samaranch (İspanyol) birer konuşma yaptılar ve Avustralya Genel Valisi Sir Willi am Deane oyunları resmen başlattı.

1900 yılında kabul edilen anayasaya göre Avustralya, İngiliz Milletler Topluluğuna (Commenwealth) üye federal bir devlet olup, Genel Vali İngiliz tahtını temsil eder. Temsilciler Meclisi ve Senato’dan meydana gelen Federal Parlemento karşısında sorumlu olan bir başbakan ülkeyi yönetmektedir Kısmen çöllerle kaplı, olağanüstü zenginliklerle donanmış düşük nüfuslu (19 milyon) bu ülke 6 eyalete bölünmüştür. Dünyanın en büyük altıncı ülkesidir. (Yaklaşık 8 milyon km2)

Beni çok etkileyen ve nerede ise nefes almadan izlediğim 12500 kişinin görev yaptığı ve 253 trilyon harcanan bu gösteri, çok güzel ve Avustralya’da çok tanınmış olan 13 yaşlarındaki beyaz ırkı temsil eden genç kızın (Webstel Micki) güneşlenirken uyuması ve gördüğü rüya üzerine kurulmuştur.

Avustralya’yı çevreleyen okyanusun canlandırıldığı, ‘Denizi Özlemek” ismi verilen bu bölümde balıklar, deniz anaları ve yüzen kız, insanı rüya alemine götürmekte ve denizin derinliklerine indirmektedir.

“Uyanış” bölümü ismi verilen ikinci bölümde genç kızın Avustralya’nın yerlisi olan bir Aborjinle (Jacobine Munyarın) birlikte görülürler. Burada Avustralya’nın gerçek sahipleri olarak siyah ve beyaz ırk birlikte canlandırılmaktadır.

Tüm gösteriyi uzun uzun anlatmaya köşem yetmeyeceği için kısaca özetlersem; “Yakarış” bölümünde tütsüler içinde mistik bir yaşam, “Ateş” bölümünde ateş üfleyen insanlar eski geleneği canlandırıyor. “Doğa” bölümünde Avustralya’yı temsil eden doğa canlandırılıyor, her taraf yeşeriyor renk cümbüşüne dönüyor. Kangurular dahil hayvan türleri görülüyor. Müthiş bir güzellik. Rüya devam ediyor, yerli arkadaşı ise onu arıyor. Diğer bölümlerde Avrupa’nın burayı keşfedişi, ilk gelen göçmenler, kurulan yerleşimler ve fabrikalar canlandırılıyor ve günümüze geliniyor. Final diyebileceğimiz son perdede kıtalar, bugünkü Avustralya ve Olimpiyat Oyunları canlandırılıyor ve olimpiyat halkaları ortaya çıkıyor. Ayrıca Sidney’in simgesi olan köprü ışıkla canlandırılıyor ve “sonsuzluk” kelimesi ışıklandırılıyor. Havai fişek gösterileri ile son buluyor.

“Siyah” olarak anılan ve Aborjinler ismi ‘ile tanına Avustralya yerlilerinin nüfusu bugün 300.000 civarındadır. Özellikle İngiltere ve İrlanda’dan gelen göçlerle topraklarının büyük bir kısmı kayıp eden ve nüfusu 7000’e düşen yerlilerin bugün yüksek doğurganlık oranları ile nüfusu artmaktadır. Yukarı da anlattığım gösteride yerlilere büyük yer verilmesi bugün Avustralya hükümetinin geçmişte yapılan kötülükler için özür dilemesi olarak yorumlanmıştır.

20 ülkeden 2000 müzisyenin 2 yıl çalışarak ve açılıştan 9 gün önce biraraya gelerek oluşturduğu Sidney 2000 Olimpiyat Orkestrasının icra ettiği parçalarla 199 ülkenin tören geçişi yapıldı. Aborjin kökenli bir Atlanta Olimpiyat ikincisi bir atlet 16 gün yanacak Olimpiyat Ateşi’ni yaktı ve böylece olimpiyat başladı.

Bu rüya gibi açılışı görünce tahmin etmememe rağmen inşallah 2008 olimpiyat oyunları bize verilir ve biz de daha görkemlisini yaparız diye düşündüm.

İstanbul, 15.Eylül.2000

Leave a Comment.