Komet ve Sanatı

Komet’le ilgili ilk yazımda da belirttiğim gibi onun sanatsal kişiliğini ve eserlerini değerIendirecek yapıda kendimi görmüyorum. Bu nedenle “KOMET GEÇERKEN” isimli kitapta yer alan değerIendirmeleri aynı başlıklarla sizlere kişisel bir katkıda bulunmadan, önemli gördüğüm kısımları özetleyerek sunacağım.

Komet’in Sanatına Bakış (Önay Sözer)

Komet, 1975’e değin yaptığı resimlerde “modernist” eğilimlerin egemen olduğunu, bu yıldan sonra “modalara karşı” asıl kendi resmini yapmaya başladığını söylüyor

Gerçekten de bu yıla değin yaptığı resimlerde kimi fauvist, kimi figürleri iki boyutlu bir uzaya (fr.espace) dağıtmakla yetinen yarı soyut, kimi gerçek-ustücü, kimi de kavramcı etkilerin ortaya çıktığını, sonraki resimlerin ise figürle uzayın karşılıklı ilişkisini (veya daha çok ilişkisizliğini) ön plana çıkardığını görüyoruz.

Bu geçiş onun sanatında bir kopukluk oluşturmuyor.

Komet’in bütün resimleri aşkın bir zamandan (masalsı, romansı, destansı bir zamandan), yani kısaca bütün zamanları kapsayan dünyanın zamandan yapılmış kesitler, enstantaneler gibidir. Dünyanın öyküsü hiçbir zaman sona ermediği için onlar da bu sona ermemişlik içinde yarı yarıya anlaşılmaz olmuşlar, kahve falları gibi gizlere bürünerek uzaya yayılmışlardır.

Komet için yazılan bir tanıtma yazısında onun tek rakibinin zaman olduğu söyleniyor. Çok genel olan bu övgüyü özelleştirmek gerekir. Komet’in tek rakibi kendisinin de derinliklerinden geldiği uzaydır. Komet’in resminin derinlikleri, uzayın bilmediğimiz derinlikleri ile yarışıyor.

Komet’in Gizleri (Sezer Tansuğ)

Komet lin seyirci muhayyelesini kışkırtan ve zihinsel etkinliği yorum girdaplarına sürükleyecek kadar şaşırtıcı düş imgeleriyle yüklü görünen resimleri, kendi içlerinde de olağanüstü bir hayal atmosferinin tehlikeli sükunetini kuşanmışlardır.

Kendi şiirini kendisi üretmiş yapıtlar olarak, Komet’in resimlerini evrensel edebiyatın içerik kompartımanlarına mahkum bir gezdinden öte bir gezgin, kısaca Çorum kökenli yerel bir kaynakta, önce Kızılırmak kavsini, ardından Paris’in tüm sokaklarını dolanmış bir diaspora paradosi ile, evrensel diaspora masallarını alaya alan bir Hitit gezgini olarak düşünmeyi yeğlerim.

Komet kompozisyonlarının önümüze çıkardığı yorum badireleri, her şeyden önce bu resimlerin mitolojik, ruhbilimsel ve benzeri söylemlerin spekülatif zorlanmalarından ötede bir görsel mekanizmanın özgün ürünleri olarak algılanması ile aşılabilir.

Komet, resimlerinde özgün bir kültür ortamının verileri ve değerlerine bağlılığın incelikli güçlerini çarpıcı bir sentez gücü ile karşımıza getirdiği kadar, 60 111 yıllardan bu yana yaşadığımız toplumsal sorunlarla hesaplaşmayı da bu vazgeçilmez sürecin kaçınılmaz bir gereği olarak ortaya koyabilmiştir.

Topor’un Komet Yorumu (Roland Topor)

Komet vahşice yetenekli bir ressamdır, göz kamaştırıcı bir tekniği vardır, şiirsel evreninin tüm sanatseverliğini çekmesi ve cezbetmesi gereklidir diye bir cümle daha etkili olur, ama yine de yetersiz kalır

Komet’in eserlerinin tüm yaratısında neresinin bu kadar kayda değer, bu kadar orijinal, bu kadar özgün ve bu kadar hayranlık uyandırması gerektiğini katiyen anlamıyor.

Bazıları, dizelerle resim yapar, bazıları düz yazıyla, Komet’in resimleriyse düz yazıyla yazılmış şiirlere benziyor…

Komet’in Resmi (Veronique Petit)

Bana kalırsa, Charlie Chaplin, Anadolu’da, Çorum’da doğsaydı (ve tabii ki ressam olsaydı) şüphesiz Komet gibi resim yapardı.

Komet’in evreni, saçma, gerçekdışı, karanlık ve aynı zamanda da “humour” dolu; komik, olağanüstü insancıl, ama bir o kadar da melankolik, tıpkı kendisi gibi. Puslu fırçaların arkasındaki kaçamak gülümsemeler, suskunluklar, esriklikler, görüp dönüşümler, sfenks adamlar ve beyaz tenli küçük şizofren kızlar da aslında Kometten başkası değil.

Komet’in resimlerini ilk kez 70’li yıllarda Pariste gördüm.

1992de İstanbul’a gittiğimde hiç yabancılık çekmedim, çünkü onun tuvallerinde gezindiğim izlenimini taşıyordum; yani tıpkı maske takar gibi istenildiği zaman içine girilip çıkılan tablolarda. Bu resimlerle, başka hiçbir yerde olmadığı kadar ölümle uzlaşmalı bir yaşam surdürüldüğü hissine kapıldığım İstanbul şehri arasında bir yakınlık vardı

Değerli okuyucularım, başlangıçta da belirttiğim gibi Kometlin sanatsal kişiliğini değerIendirmem imkansız. Sergisini gezdikten, kendisi ile ilgili yayınları inceledikten ve Komet’le yaptığım sohbetten sonra çok büyük bir ressam olduğu ve dünya çapında bir yeri olduğu kanaatine vardım.

Çorumlular olarak ona sahip çıkalım. Eserlerinden bir kısmının Çorum’a mal edilmesini sağlayalım ve sergileyelim. Çorum’u Komet’in şehri ve eserlerinin sergilendiği yer olarak yürt içinde ve dışında tanıtalım.

Komet le başarılar diliyorum. Kendisi ile Çorumlu olarak gurur duyduğumuzu belirliyorum.

İstanbul, 2 Ekim 2000 (Komet, Teşvikiye Sanat Galerisi Yayınları, 2000, İstanbul)

Leave a Comment.