Öğretmenler Günü

Dün, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Taşkışla kampüsünde bana yaklaşan bir öğrencim, “Gününüz kutlu olsun” temennisi. İle beni tebrik etti ve beyaz bir zarfı bana uzattı. Kendisi ile bir süre sohbet ettim ve teşekkür ettim. Verdiği zarfı açınca; “Bu memleket için yapılabilecek en büyük hizmeti yapan ÖGRETMENİM Gününüz Kutlu Olsun” ifadelerinin yer aldığı güzel gül figürleri ile süslenmiş kadını buldum. Bana da öğretmenim diye hitap edilmesinden ve ebeni sevdiğini ortaya koyan öğrencimin bu içten tutumundan memnun oldum. Genelde öğretmen denince akla ilkokul, ortaokul ve liselerde görev üstlenmiş olanlar gelmektedir. Benim gibi üniversite ve yükseköğretim kuruluşlarında yer alanlar öğretim üyesi veya öğretim görevlisi diye tanınmaktadırlar. Bu nedenle öğrencimin bu tebriki ile gençlere bir şeyler öğretenlerin tümünü onların gözünde öğretmen olarak algılandığını hissettint Öğretmenler Günü ülkemizde 1981 yılından beri her 24 Kasım’da kutlanmaktadır. 0 tarihte Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Sağlam öğretmenler onuruna böyle bir günün kutlanması için gerekli adımları atmıştır. O dönemde ülkenin her bir köşesinde “Öğretmen Evleri” ve eğitime büyük katkı sağlayan “Milli Eğitim Vakfı” kurulmuştur. Hasan Sağlam’ın ve dönemin hükümetinin bu konulardaki önemli katkısı öğretmen camiasının ve halkımızın büyük bir çoğunluğu tarafından bilinmekte ve takdir edilmektedir. 1982 yılında Hasan Sağlam ile birlikte bugün çok önemli hizmetler veren ‘Çorum Öğretmen Evi’nin ve ‘Anadolu Lisesi’nin temelini birlikte atmıştık. Çağdaş Türkiye’nin kurulmasına katkıda bulunmuş ve bulunacak öğretmenler kendilerine ait bir ortamda, kendi evlerinde mutlu olacaklar, içinde bulundukları sıkıntıları bir parça da olsa unutma imkanı bulacaklarını düşünüyorum. Eşi de emekli öğretmen olan Cumhurbaşkanım? Ahmet Necdet Sezer, öğretmenlerin ekonomik sıkıntılının giderilmesinin eğitimin kalitesini de olumlu etkileneceğini belirterek yayınladığı mesajda, öğretmenliğin Türk toplumundaki “En saygın ve en kutsal görevlerden biri” olduğunu kaydetti ve; “Türkiye’nin geleceğini biçimlendirecek, çocuklarımızın ve gençlerimizin yetişkin bireyle olmalarını sağlayacak öğretmenlerimize hak ettikleri destek verilmelidir. Görevlerini yerine getirirken hiçbir özveriden kaçınmayan öğrencilerimin akçalı durumlarında yaşadıkları sorunların giderilmesi, tartışmasız eğitimin kalitesini de olumlu yönde etkileyecektir” sözleri ile konuya verdiği önemi vurguladı. Atatürk döneminde kendilerine büyük görevler verilen öğretmenler, o zaman toplumun en saygın insanları olduğu kadar ekonomik bakımdan da rahat insanlar idiler. ‘ilkokula başladığım yıllarda şehrin en güzel evlerinden önemli bir kısmının sahibi Osman Özkan, Nazım Uğur, Şevket Soyocak, Mahir Tümer ve soyadlarını şu anda hatırlayamadığım Eyüp ve Ziya beyler gibi öğretmenlerdi. Bugün öğretmenlerin gazetelerde ve televizyonda boy gösteren soyguncular gibi yalıları ve yatları yok ama kendilerini’ seven, her zaman kendilerini hatırlayan öğrencileri ve sevenleri var. Sizlere sevgi, saygı ve teşekkürler… Istanbul, 25.Kasım.2000 İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Taşkışla tesislerinde kendilerine tahsis edilen hacimlerde oluşturdukları Deneme Bilim Merkezi’ni bugüne kadar çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu 240 bin ziyaretçi gezmiştir.

Bu çivi çakma töreni de vakıf, Yılda Teknik Üniversitesi’nin Davutpaşa Kampüsünde kendilerine ayrılan 60000 m2 lik alanda 18000 m2 kapalı inşaat alanı içinde oluşturacağı İstanbul bilim Merkezi ile günde 4000 ye bilimsel hizmet vermeyi amaçlamaktadır. Vakfın Başkanı Dr. Ersin Anoğlu ülkemizde 84 bilim merkezine gereksinim olduğunu da vurgulamıştır. Çorum da şimdiden Çorum Bilim Merkezi’ni kurmayı hedeflemeli ve adımlar atmalıdır. Bu güzel atılım yapan bilim dostu İnsanların oluşturduğu vakfı takdir ediyor ve destekliyorum. Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in “Bilim için, çağdaş Türkiye için, gelecek için, değişim için’ çaktığı çiviyi bilim sever insanların bağış yaparak çekmeye devam edeceklerine inanıyorum. Ben de Sayın Başkan Anoğlu’ne çivi çakacağımı vaat ettim, Paris’in 1987, Helsinki’nin 1987 ve Amsterdam’ın 1997 yıllarında Bilim Merkezlerini faaliyete geçirdiklerini dikkate aldığımızda İstanbul Bilim Merkezi” projesinin zamanında başlatılmış bir atılım olduğunu düşünüyorum, Hizmeti geçenlere, maddi ve manevi destek sayanlara teşekkür ediyorum.

2000’li yıllarda kalkınmış ülkeler arasında yer alabilmemiz bilim ve teknolojiye vereceğimiz öneme bağlıdır. Atatürk’ün 1932’de söylediği “İlim Tercüme ile olmaz, tetkikle olur sözü” ile yazıma son vermeyi istiyorum.

İstanbul, 21,Kasım,2000

(Bu yazı Dr. Ersin Anoğlu’nun açış konuşması ve vaktin basın bülteninden faydalanılarak hazırlanmıştır)

Leave a Comment.