AİDS HASTALIĞI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Yaklaşık üç seneden beri “AİDS Hastalığı” hakkında yazmayı istiyordum Bir yurtdışı gezisi dönüşünde Yeşlköy Havaalanında bizi çıkış terminaline taşıyan otobüste işadamı olduklarını tahmin ettiğim iki genç arasında geçen konuşmaya ister istemez kulak misafiri olmuştum.

-Nerelerden dönüyorsun?

-Amerika ve Almanya’da işlerimi takip ettim.

-Anlat bakalım! Neler yaşadın?

-Hovardalıktan ne haber?

-Korkudan hiçbir şey yapamadım. Başımıza bir AİDS çıktı. Ne olur olmaz diye hovardalık yapmaktan korktum.

İşte bu konuşma beni AİDS konuşunda inceleme yapmaya ve doküman toplamaya yönlendirdi.

Bugün “Dünya AİDS Günü” olduğundan edindiğim bilgileri size aktarmayı ve konuya dikkatinizi çekmeyi istiyorum.

İngilizce “Acquired İmmune Defiency Syndrome”un baş harflerinden oluşan ve edinsel (koşullu) bağışıklık yetersizliği sendromu şeklinde Türk- • çe’ye tercüme edilebilecek hastalığın baş harflerinden oluşan kısaltılmış şekli olup AİDS olarak tanınan ve XX. YY’a damgasını vuran önemli olaylardan biridir.

1970’li yılların başında ABD’de önce genç eşcinsellerde, damardan uyuşturucu kullananlarda ve kan nakli yapılanlarda görülen, yoğun olarak cinsel ilişki ile bulaşan, sonra herkeste olabileceği anlaşılan ve o tarihten bu yana bütün dünya salgın biçimde yayılan ağır bir virus hastalığıdır. HİV olarak tanınan bu virus vücudun bağışıklık sisteminin temel hücreleri olan T4 lenfositleri ile anormal hücreleri yok etmek görevli olan makrofajlara saldırarak bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır.

Dünyada bugüne kadar AİDS’ten ölen 26 milyon kişinin 24 milyonu Afrikalıdır. AİDS yüzünden kara kıtada yaşam süresi 60’tan 45’e düşmüştür. AİDS bu ülkeleri hızla yok oluşun eşiğine sürüklemektedir. Afrika’da

AİDS’e yakalananların neden Sahra’nın güneyini kasıp kavurduğu tartışılmaktadır. Benim şahsi görüşüm Sahra’nın kuzeyinde Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas gibi Müslüman ülkelerin yer alması ve bu dinini mensuplarının dini inançları nedeniyle AİDS hastalığının bulaşmasına vesile olacak tutumlara girmemeleridir. Afrika’da AİDS hastalığı sonucu 1 1 milyon çocuk öksüz veya yetim kalmıştır. Yetişmiş insan gücü azalmış; tarım çökmüş ve toplum düzeni tehlikeye girmiş bulunmaktadır.

Şu anda dünyada 36 milyon kişi AİDS hastalığından mustarip bulunmaktadır. Bunun 26 milyonu Afrika’da, 6 milyonu Güney Asya ve Taflandadır. Tayland seks diyarı olarak bilinmektedir. Seks turizmi için bu ülkeye gelen turistleri’, büyük bir çoğunluğu AİDS kaparak ülkelerine dönmektedirler. Ülkemizde ilk defa 1985’te görülen AİDS’ten şu anda 340 hasta ve 727 taşıyıcı bulunmaktadır. (304 kadın 763 erkek) Sayılar düşük olmasına rağmen konuya gereken önem verilmeli ve mücadele sürdürülmelidir.

Türkiye’de 1996 yılında Şanlıurfa’nın Siverek kazasında doğan Rukiye’ye Kızılay’dan alınarak verilen kan, onun AİDS olmasına neden olmuştur. Dört yaşında ölen bu yavru kontrol edilmeyen kanın kurbanı olmuştur. (Aynı nedenle 38 kişi de hastalanmıştır). Antalya’da HIV virüsü taşıdığını saklayarak bir kadınla evlenen Ümit U. hakkında ‘isteyerek öldürmeye teşebbüs ’ten ömür boyu hapis istemiyle dava açıldığını hatırladığınızı düşünüyorum. Anlatılacak ibret verici birçok öykü bulunmaktadır.

Dakikada 1 1 kişinin öldüğü AİDS hastalığına karşı herkesin ve bilhassa ebeveynin dikkatli olması gerekir. Gençlerin büyük bir çoğunluğu AİDS tehlikesi ile karşı karşıyadır. “Atın ölümü arpadan olsun” diyenler vardır. Sağlık ve cinsellik konusunda gençlerin yeterli bilgiye sahip olmadığı bilinmektedir. Araştırmalara göre dünya üzerinde her 4 gençten birinin çevresinde AİDS yada cinsel yolla bulaşan hastalığa yakalanmış biri vardır. Ülkemiz dede Doğu Blokundan gelen kadınların bu hastalığı taşıdıkları bilinmektedir. En iyisi insanların kendisini maceraya atmamasıdır. Eğer bunu başaramıyorsa korunma tedbirlerini (prezervatif kullanma, cinsel davranışın değiştirilmesi, kan naklini sıkı bir şekilde denetlemesi, uyuşturucu kullanılmaması gibi) alması gerekir.

Türkiye’de, AİDS’e yakalanma endişesine karşın, halkın yüzde 55’inin cinsel davranışlarında değişiklik olmadığının onaya çıkması düşündürücüdür.

İstanbul, 1 Aralık 2000

Leave a Comment.