İran Silahlanıyor, Biz Ne Yapıyoruz?

Değerli hemşerimiz Hava Kuvvetleri eski Komutanı Ahmet Çörekçi’nin, ‘Ulusal Strateji” dergisinde yayınlanan “Füze Meraklısı Komşu” başlıklı yazısını aynen yayınladığı Çorum Haber Gazetesi’nden ilgi ile okudum

Bu makalenin önemli gördüğüm hususlarını aşağıda vererek, konuya girmeyi istiyorum.

*İran, Ortadoğu’da bölgesel bir güç olmayı hedefliyor,

*İran, uzmanların tahminine göre 8-10 yıl içinde nükleer silah temin edecek,

*İran, 1300 km menzilli Shahab-3 füzesini Rusya Federasyonu, Çin ve Kuzey Kore’den teknoloji transferi ve yardımları ile 1998 yılında almıştır, bu füzelerle Türkiye dahil komşularını vurabilecektir. Ayrıca nükleer, biyolojik ve kimyasal kitle imha silahlarını atma kabiliyetine kavuşacaktır.

*İran’ın yaklaşık 10 yıl içinde uzun menzilli (kıtalararası) füze üretecek,

*İran’ın nükleer programı doğrultuşunda, Rusya Federasyonu halen Bushehr bölgesinde sivil enerji amaçlı reaktörün inşaatına yardım etmektedir. Tahran ve İsfahan’da çeşitli güçte araştırma reaktörleri mevcuttur.

Evet, bu başlıklar az dikkate alınan bu gelişmenin ülkemiz açısından değerlendirilmesini gerektirmektedir. Sayın Çörekçi makalesinin sonuç kısmında; 

 “Halihazırda ülkemize karşı yakın bir risk olmamakla birlikte” şeklinde bir tespit yaptıktan sonra;

“İran’ın gerek NBC silahlarına sahip olma programları, gerekse çok uzak mesafelere kadar uçak, gemi ve karadan balistik füzeler ile atma kabiliyeti Ortadoğu’da bizi ülkeler için tehdit oluşturduğu kadar, ülkemiz yönünden de potansiyel bir tehdittir” değerlendirmesi ile yazısına son vermektedir.

Hava Kuvvetlerimiz mevcut uçakları ile düşmana karşı önemli hizmetleri yapabilecek güce sahip olmasına rağmen, komşu ülkelerden atılabilecek füzelere karşı herhangi bir füze tespit, teşhis ve füzesavar veya anti-balistik bir sisteme sahip değildir. İran’ın bu durumu nedeniyle karşı önlemler alabilmek için girişimler devam etmektedir.

Değerli okuyucularım, etrafımızda bu hızlı gelişmeler yaşanırken biz ülkemizde guncel olaylarla (banka soygunları, af, orman arazilerinin gaspı gibi) uğraşıyoruz. Daha oncekj yazılarımda belirttiğim en az bir enerji amaçlı reaktörün (nükleer santralın) kurulmasını belirsiz bir tarihe ertelemiş bulunuyoruz. Kurulmasını istediğim bu santral, ülkemizde mevcut araştırma kuruluşlarının bilgi birikimleri ile birlikte “Nükleer Teknoloji”nin geliştirilmesini sağlayabilecektir. Ayrıca, yabancı ülkelerin bu santrali kurarak önemli bilgileri getirec6ği de bilinmekte iken belirli grupların karşı koyması ve hükümeti oluşturan büyük partilerin de bu görüşlere yakınlığı kadar ekonomik sorunlar ertelenmede önemli rol oynamıştır.

Füze teknolojisi ile ilgili olarak ülkemizde önemli bir çalışma olduğunu tahmin etmiyorum. Türkiye’nin U.S A. İsrail müşterek Arrow füzeleri programına katılmak için ilgi gösterdiği basında yer almıştır.

Türkiye’nin, dünyanın en gelişmiş ilk 10 ülkesi arasında yer almak istemesi yalnız ekonomik konularla sınırlı kalamaz. Gelişmiş ülke olabilmek için her bakımdan ve bilhassa askeri bakımdan da gelişmiş olmak gerekir. Türkiye, NATO ve gelecekte AB içinde müşterek programlarla gerekli önlemleri alacaktır. Ama, vakit geç olmadan ulusal programları geliştirmeli. “Nükleer teknoloji” ve “Füze teknolojisi” alanlarında önemli atılımlar atılmalıdır.

Değerli Çörekçi’nin yazısından önemli bilgiler edindim ve esinlenerek bu değerlendirmeyi yaptım. Bir defa daha ilk adım olarak ülkemizde en az bir nükleer santral kurulmalı diyorum.

İstanbul, 6.Aralık.2000

Ahmet Çörekçi, “Füze meraklısı komşu”, Çorum Haber, 29.11.2000

Leave a Comment.