PİRİ REİS’İN ROTASINDA (II)

Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından tertiplenen ‘Piri Reis’in Rotasında 25. Yıl Sempozyumu’nda Türkiye’nin denizlerle ilgili sorunları üzerinde Prof. Dr. Kemal Kafalı, Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Prof. Dr. Erol İzdar ile Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Orhan Uslu tarafından önemli konuşmalar yapıldı. Bu konuşmalardan faydalanarak kendi dağarcığımda olanları da katarak önemli hususları değerlendirmenize sunuyorum;

•             Türkiye’de denizciliğe gereken önem verilmiyor. Söze gelince ülkemiz üç tarafının denizlerle çevrili ve yaklaşık 8400 km kıyısı olduğunu ifade etmemize rağmen yük taşımacılığının yüzde 5’i denizyolu (yüzde 87 ‘si karayolu, yüzde 5’i demiryolu) ile yapılmaktadır. Bu oran dünya yük taşımacılığında yüzde 85’den fazladır.

Yolcu taşımacılığının yüzde 0.03’ü denizyolu ile yapılmaktadır. (Yüzde 95’i karayolu, yüzde 3’ü demiryolu). Ülkemizde deniz yolculuğu yapmak mümkün değildir. Şu anda haftada bir İstanbul-İzmir gemi seferi yapılmaktadır. Bir zamanlar Akdeniz’de isim yapmış Ankara, Samsun gibi gemiler kızağa çekilmiş olup bunların birçoğu satışa çıkarılmıştır. Yolcu gemimiz kalmadığı gibi zengin turistlerin tercih ettiği kruez seferleri (bir limandan diğerine giden televizyonlarda seyrettiğimiz Aşk Gemisi gibi) yapacak gemimiz de yoktur.

•             Denizi sevdirmek için tekne sayımızın çok olması gerekir. İsveç’te her aileye bir tekne düşmektedir.

•             Tersaneler kapanıyor, tankerimiz yok denecek kadar az. Kasım 1998 sonu itibariyle ülkemiz mevcut siparişlere göre yüzde 0,4’Iük pay ile 15. sırada bulunmaktadır. (Toplam 418389 DWT’luk 40 gemi) Japonya 40 milyon DWT’Iuk 605 gemi ile birinci, Güney Kore 35 milyon DWT’luk 348 gemi siparişi ile ikinci sırada yer almaktadır. Siparişlerin büyük bir kısmını alabilen ülkelerin hemen hemen tümünde düzenli, kapsamlı ve sürekli bir devlet desteğinin bulunduğu bir gerçektir.

Türk Deniz Ticaret Filosu’nun yaş ortalaması 20 yılı aşmış bulunmaktadır. Avrupa Birliği tarafından konulan ağır kurallara bu gemilerimiz uymayacağından Avrupa limanlarına giremeyecektir.

*             Unutulmamalıdır ki, en ucuz ve en güvenli taşımacılığın deniz yolu taşımacılığı olduğudur. Bir kıyaslama yapıldığında birim yükü belirli mesafede taşımada, denizyoluyla taşıma ile kıyaslandığında, demiryolu yaklaşık 2 kat, karayolu ise 10 kat fazla enerji sarfiyatı gerektirmektedir. Ülkemiz ithalat bedeli 4 milyar doları bulan enerji sarfiyatının yüzde 25’ini ulaşıma harca maktadır.

*             Denizlerimize, akarsu ve göllerimize sırtımızı dönüp, onları çöplük veya kanalizasyon boşaltma yerleri gibi kullanmaktan vazgeçmeliyiz. Deniz kirlenmesi nedeniyle su ürünleri istihsali azalmaktadır. Hükümet tutulabilecek balık boylarını 1 1 cm’den 9 cm’ye indirerek büyük hata yapmıştır.

Deniz, karayolundan daha ziyade incelenmesi gereken bir zenginliktir. Deniz Bilimleri ile uğraşanlar önemli bir boşluğu doldurmaktadırlar. Ülkemizde bu konu ile ilgilenen 4 enstitü ve 20 fakülte bulunması gelecek için ümit vericidir. Deniz Bilimleri araştırmalarının ve eğitiminin “kıta sahanlığı” ve karasularının sınırlarının tartışılmasında önemli katkıları vardır ve olacaktır.

*             Avrupa ülkelerinin araştırma gemileri çalışmalarının yüzde 5fini kendi karasularında yaparken, yüzde 95’ini dünya karasularında çalışmaktadırlar. Kendi gıda sanayilerine ham madde temini konusunda Hint Denizi, Basra Körfezi ve Akdeniz ilgilerini çekmektedir. Biz ise karasularımızın nadiren dışına çıkmaktayız.

*             Deniz kaptanlığı vb. konularındaki eğitim yalnız İTÜ’de yapılmaktadır. Sefer dışı Akdeniz gemisi ile bu olmaz. Bir değil, birden fazla okul gemisi olmalı.

*             Hukukta insancıl boyutlar hakim oluyor. Kim kullanıyor? Kim oturuyor? gibi sorular ağırlık kazanıyor. Kardak örneğinde olduğu gibi eğir bizim diyorsak, neden bugüne kadar oraya bir temel atılmamıştır?

Her fırsatta tekrarladığımız üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin jeopolitik durumu ve denizciliğin buradaki stratejik özelliğini unutmamalıyız ve denizciliğe büyük önem vermeliyiz.

İstanbul, 1.Aralık.2000

Bu yazı hazırlanırken İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve

Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali İhsan Aldoğan’ın “Gemi İnşa Sanayiine Genel Bakış” isimli raporundan faydalanılmıştır.

Leave a Comment.