DENİZ BAYKAL’I DİNLERKEN (1)

Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın 2001 yılında dün akşam yapılan ilk aylık geleneksel toplantısının konuşmacı misafiri Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal’dı.

CHP’nin son seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girememesi ile gelişen olaylar, Baykal’ın Genel Başkanlıktan ayrılması, Altan Öymen bu göreve seçilmesi ve Olağanüstü Genel Kurul’da Baykal’ın yeniden göreve gelmesi basının ve televizyonların bu toplantıya büyük ilgi göstermesine neden olduğu gibi yüksek sayıda dinleyicinin salonu doldurmasını sağladı.

Deniz Baykal yaptığı uzun konuşmada partisi ile ilgili iç sorunlara ve özel konlara girmeden ülkemizin içinde bulunuğu durumu aşağıda kısaca özetlediğim şekilde açıkladı;

“Muhalefet Partisi lideri olmama rağmen ülke olarak sağladığımız önemli kazanımlara ve olumlu gelişmelere dikkatinizi çekmeyi istiyorum.

Ülkemiz 3 temel sorunu (sıkıntıyı) aşmaya çalışıyor. Bunlardan ilk 2’sinde önemli mesafeler aldık. 3’üncüsünde ise sıkıntıyı aşamadık.

  1. Sorun: Siyasal yapımızı sarsan etnik meydan okuma ile karşılaşması

İmparatorluktan Ulus devlete geçiş döneminde Cumhuriyeti kuranlar ırk’a ve etnisite’ye dayalı bir yapılanma düşünmemişler, yurttaşlığa ağırlık vermişler ve bakmışlardır.

1950’lilerden itibaren ve bilhassa son 15 yılda yurt dışı ilişkiler nedeniyle bu durumun imtihan edildiği bir dönem olmuştur. Silahlı hareket ve karşı koyma ile ortaya çıkan sarsıntıyı (depremi) aşmayı başardık. Bunu çözerken Türkiye’nin ulusal yapısını, barışını bozan ciddi hasarlar ortaya çıkaracak durum göğüslenmiştir. Etnik gruplar arasında kalıcı bir hasar olmamıştır. Değişik coğrafyalarda insanlar bir arada yaşamayı tercih etmişlerdir.

Bu bizim ulusal modelimizin kanıtlandığını göstermiştir. Bu Türkiye’nin geleceğe güvenini sağlamıştır.

  1. Sorun: Türkiye siyasetinde laik rejim konusu

Köktendincilik ve benzeri siyaset arayışı tehlikesinin ortaya çıkmasında şaşırtacak bir durum yoktur. Coğrafi konumumuz bu tehlikeyi getirmektedir. Çevremizdeki duruma baktığımızda laik rejimin demokrasi için ne kadar vazgeçilmez olduğunu görürüz.

Beş yıl önce yaşanan dini hareketlerin bugün geldiğimiz noktada demokrasinin temellerini sarsmadan nasıl çözdüğünü ve aşmış olduğunu görüyoruz. Sandıktan hiçbir zaman demokrasiyi tehdit eden bir sonuç çıkmayacağı görülmüştür.

Laiklik önemli bir sınava tabi tutulmuştur. Laik rejim bunu aşmıştır. Geride bıraktık.

  1. Sorun: Ekonomik durum

Ekonomik sıkıntıyı (travma), enflasyonu aşamadık. Muhakkak aşmalıyız. Dünyada 20 yıl enflasyonla yaşamış bir toplum var mıdır?

Enflasyon yalnız ekonomide değil, toplumun tüm alanında kendisini bir tahribat olarak göstermiştir. Yapılan bir anket çalışmasında kentlerde yaşayan 40 milyon insanın, 17 milyonunun aile geliri 150 milyon TL’nin altında, 13 milyonunun ise aile geliri 150 ile 300 milyon TL arasındadır. Bu tablo kaygı verici bir tablodur.

Bu durumun bir sosyal patlamaya sebep olmaması Türkiye’de toplumsal yapının ne kadar etkili olduğu ile açıklanabilir. Son zamanlarda bu tablo ile ilgili üzücü durumlar ortaya çıktı. Kentlerde meydana gelen üzücü olaylar artmaktadır. (Taksim’de otel taşlanması, Milas’ta iki kadının öldürülmesi gibi) Af’tan çıkanların haraç talep ederek alamayınca öldürmeleri bireysel sapkınlık olarak değil toplumsal uyarılar olarak değerlendirilmelidir.

20 yıllık enflasyonu ama başarı ile sonuçlandırdığımızı söyleyemeyiz. Bir an önce bu konu çözüme kavuşturulmalı ve neticelendirilmelidir.”

Sayın Baykal’ın diğer değerlendirmelerini ve sorulara verdiği cevapları yakınki yazımda sizlere sunacağım.

İstanbul