ÇANKAYA’DA FIRTINA

Dün Çankaya’da Milli Güvenlik Kurulu toplantısında yaşananlar ülkemizi çok olumsuz etkilediği gibi biz vatandaşları da çok, hem de çok üzdü…

Devleti idare edenlerin birbirleri ile sürtüşmeye, kavga etmeye ve hele hele bunu açık ve seçik bir şekilde halka ilan etmeye hakları yoktur. Devlet idaresine soyunanlar, tüm sorunları ve varsa kişisel sorunların hoşgörü sınırları içinde kalmak kaydıyla konuşarak ve tartışarak neticelendirmek durumundadırlar. Allah bize konuşabilmemiz için tüm yetenekleri vermiş…

1950’den beri ülkemizin siyasi yaşamını yakinen takip ediyorum. Bu çapta bir çatışmayı ilk defa izledim. Evren ile Özal, Özal ile Yılmaz, Özal ile Demirel ve Demirel ile Çiller arasında da olaylar meydana geldi ise de böylesini fırtına yaratan bir durumu son 50 yılda yaşamadık.

Dün yaşanan olaylar ve yapılan açıklamalar ülkemizin yurtdışında ve yurtiçinde büyük kayıplara neden olmuştur. IMF’den destek ve dolar beklerken, 5,1 milyar dolar Merkez Bankası’ndan çekilmiş, gecelik faiz yüzde 760’a fırlamış ve borsa yüzde 14.6 ile hızlı bir düşüş yaşamıştır. Bugün ise 8,5 milyar dolarlık Hazine borcunu ödeyebilmek için yapılacak 5 milyar dolarlık Devlet Kağıtları İhalesi’ne katılımın düşük ve faiz oranlarının çok yüksek olması beklenmekte ve bu nedenlerle Devletin 700 trilyon lira zarara uğrayacağı öngörülmektedir. (Şu anda televizyondan bu ihaleden vazgeçildiği ve yalnız döviz bazında bir aylık borçlanmaya gidileceği duyuruldu.)

İstanbul’da yapılan G-20’ler toplantısı yapılırken ve IMF 2. Başkanı Fischer’in hem bu toplantıya katılmak hem de Başbakanla görüşmek üzere ülkemizde bulunduğu esnada böyle sebepsiz ve gereksiz bir krizin yaratılması yurtdışı ilişkilerimiz açısından felaket bir durumu ortaya çıkarmıştır. Bu gibi olaylar Türkiye’de belirsizliğin hakim olduğunu, her an bir krizin olabileceğini yabancılara düşündürmekte ve onlarda güvensizlik yaratmaktadır. Avrupa ülkeleri arasında en az yabancı sermayenin Türkiye’ye girmesine hayret etmememiz gerekir.

Ülke idaresine soyunan siyasetçilerden en büyük beklentimiz bundan böyle birbirleri ile kavga etmemeleri, olayları hoşgörü ile çözmeleri ve kriz yaratmadan ülkeyi yönetmeleridir.

Huzur içinde idare edilmeyi, yolsuzlukların ortaya çıkarılmasını beklemek ve iyi yönetilmeyi istemek bizim hakkımız.

Türk milletinin kaderi hep kriz olmamalıdır. Bundan ülkemiz ve demokrasimiz zarar görür.

İstanbul, 20 Şubat 2001