DENİZ BAYKAL’I DİNLERKEN (2)

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, konuşmasını aşağıdaki şekilde sürdürdü:

“Türkiye’nin 1987’den beri girdiği borç politikasının bedelini toplum olarak şimdi ödemek durumundayız. Bu tercih ile sahte cennet yaşadık. Şimdi ise onun neticesini yaşıyoruz. Ekonomide sahte cennetlere yer yok. O zaman yaşanan rahatlığın faturasını şimdi ödüyoruz.

Türkiye son yıllarda ekonomiyi bir yatırım, ihracat olarak değil faiz, repo olarak gördü. Türkiye bir borçlar yumağına sarıldı.

Türkiye son beş yılda (1996-2000) iç borç faizi olarak 106 milyar dolar ödemiştir. İç borç stoku 53 milyar dolar olup, sadece 2000 yılında 35 milyar dolar faiz ödenmiştir. Buna can dayanmaz.

Bir iş adamının (ANAP’a yakın) bana aktardığına göre son 15 yılda devlete, bankacılık sistemi, otoyollar, enerji ihaleleri, özelleştirme kayıpları ve buralardaki yolsuzlukların kredi maliyetlerine getirdiği pahalı borçlanma gibi nedenlerle 110 milyar dolar kazık atılmıştır. Bu ise şu andaki dış borca eşittir. Bu yolsuzluklar olmasa idi, şu anda dış borcumuz sıfır olurdu…

110 milyar dolar yolsuzluk ve son 5 yılda iç borç faizi olarak ödenen 106 milyar dolar toplandığı zaman Türkiye’nin 200 milyarlık dolarlık ulusal geliri kadar bir rakam ortaya çıkmaktadır. Bununla Türkiye neler yapmazdı!

Yolsuzluklar ortadan kaldırılmadan ekonominin ve devletin kurtarılması mümkün değildir. Siyasi irade varsa, bilinç varsa, gözüpeklik varsa Türkiye bunu çözebilir. Önemli olan iradedir. Türkiye bu iradeyi üretmelidir. Aksi takdirde herşey tehlike altındadır. Türkiye bu sorunları çözebilecek kapasitededir ve çözelidir. Bunu siyaset yapacaktır.”

Ülkemizin sorunlarının uluslararası boyutu olduğu ve NATO, AB, IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşların dikkatinin üzerimizde olduğunu vurgulayan CHP lideri, konunun önemini aşağıdaki şekilde açıkladı;

“Türkiye’nin yolsuzluklar ülkesi, kara para cenneti olarak kalması mümkün değildir. Buna göz yumulmayacaktır. Son sıralarda çıkarılmış olan iki yasa (Bankacılık Denetleme ve Düzenleme ile Çetelerle Mücadele Yasası) IMF’nin (Dünya Para Fonu) baskısı ile çıkarılmıştır. (Hükümet partilerinin programlarında olmamasına rağmen) (CHP programında 1997’den beri yer alıyor).

Uluslararası ilişkileri geliştirmek ancak yolsuzlukların yok edilmesi ile mümkündür. Ya Türkiye “Batı dünyası”nda çağdaş yerini alacak, veya gerekli adımları atmadığı için Latin Amerika veya Uzakdoğu ülkesi olarak yerini alacaktır. Unutulmamalıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten beri çağdaş yerini almayı seçmiştir.”

Konuşmasının kapanışında açıklanan siyaset sorunlarını bugünkü siyasetle aşılamayacağını ve yeniden yapılandırılmasını öncelikleri belirleyip gündem maddesi haline getirilmesini, seçim ve partiler kanunun yeniden ele alınmasını, devlet kurumları arasında düşünce paylaşımının sağlanması ve sürtüşmenin kaldırılmasını isteyerek,

“Siyasetçi ben devletten ne alırım diye değil, ben devlete ve topluma ne veririm diye düşünmelidir” şeklinde önemli bir açıklama yaptı.

Baykal’a sorulan sorular arasında olan “Anadolu Solu” ile ilgili konudaki açıklamasını aşağıda veriyorum;

“Anadolu Solu ile evrensel sola koşuyoruz. Çağdaş sol’un tanımını bilmeliyiz, yeniden oluşuyor ve şekilleniyor. ‘Sosyalist İnternational’e göre sol,

1-İnsan odaklı (devlet, sınıf ve ideolojik odaklı değil)

2-Bilgi odaklı

3-Dayanışma, barış ve sevgi odaklıdır.

Bunlar Avrupa’nın bize öğrettiklerinden ziyade Anadolu düşünürlerinin (Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli, Şeyh Edebali, Ahmet Yesevi gibi) 13. yüzyılda ortaya koydukları ile tam çakışmaktadır. Batı karanlık içinde iken, bunlar Anadolu’da konuşulmuştur. Bunu onlara anlatacağız.

“Bin defa tövbeni bozmuş olsan da yine gel.”

“Yaradanın yarattığını sev.”

Bu dizileri duyunca ben heyecanlanmayacağım. Heyecanlanırsam sağa kaymış olacağım…”

İki saate yakın süren konuşmasında diğer bir çok konuya da temas eden Baykal, sağcı politikaların yolsuzlukları beslediğini, CHP’nin (sosyal demokratların) buna engel olacağını açık bir şekilde vurguladı.

İstanbul