KIZILIRMAK DELTASI VE KARA LAHANA

Cuma ve Cumartesi günü Kızılırmak Deltası’nın kirlilik durumu ile bilgi, belge toplamak ve numuneler alarak veri sağlamak için baba memleketim Samsun’da bulundum.

Sivas’ın Kızıl Dağı’ndan doğan Kızılırmak Orta Anadolu’da geniş bir yay çizerek, ilimizden de geçerek Bafra’dan denize dökülmektedir. Ülkemizde barajlar kurulmaya başlamadan önce Kızılırmağın taşıdığı mümbit topraklar Bafra ovasını oluşturmuştur. Sayısız menderesler şeklinde yayılan ve denize ulaşan Kızılırmak dünyanın en önemli “Sulakalan”larından bir olan deltayı oluşturmuştur. Burada bulunan göller, Bafra ovasının ortasından geçen Kızılırmağın her iki yakasındaki çukurların dolması ile oluşmuştur. Bu göllerin başlıcaları Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Çernek Gölü ve Liman Gölüdür. Bu göllerin çoğu su ürünleri bakımından zengin olup ekonomik öneme sahiptir. Bu bölge sazlıklarla kaplı olup kuş varlığı açısından da ülkesel önem taşımaktadır.

Dünyanın en güzel yörelerinden biri olan Kızılırmak deltası Altınkaya ve Derbent barajlarının ve sulama kanallarının inşa edilmesi yanında Kızılırmak nehrinin etrafı duvarlarla örülü bir mecra içine alınması, bu deltanın doğa yapısını bozmuş, sazlıklar çayırlar kaybolmuştur. Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin verdiği mücadeleye rağmen yetkililer tarım alanları kazanmayı tercih etmişlerdir.

Kazanılan bu alanlar da dahil olmak üzere Bafra ovasında tarım önemli faaliyetlerin başında gelmekte ve en önemli geçim kaynağı olarak dikkati çekmektedir.

Bafra köprüsünden Kızılırmağın Karadeniz’e ulaştığı noktaya kadar numune alabilmek için bana yardımcı olan arkadaşlarımdan başta 19 Mayıs Belediye ve Yörükler Belediye Başkanı bana refakat ettiler. Kızılırmağın kenarında 25 kilometrelik bir mesafeyi dört saate yakın bir zamanda katettik. Belediye başkanları ile bizi gören çiftçiler yanımıza geldiler. Kendileri ile sohbet ettik. Çiftçilerin durumu hiç iyi değildi. Tarlalarına ekmiş oldukları lahanayı, soğanı, pırasayı ve diğerlerini satamadıklarından tarlalarında bırakmışlardı. Bir kısmı ise tarlaları sürerek bunları toprağın içine katıyordu. Kızılırmak düzenli bir akıma geçtiği için ve Karadeniz’in su ürünleri verimi düştüğü için balıkçılık kapısı da kendilerine kapanmıştı. Bankalara olan borçlarını ödeyemiyorlardı…

Konuştuğumuz çiftçiler kilosunun 40 bin liraya satamadıkları kara lahanadan bize bir torba doldurup verdiler. Bunların bir kısmını ben İstanbul’a getirdim ve arkadaşlarıma çiftçilerin durumunu anlatarak hediye ettim.

Bu kara lahanaları üniversite hocalarına hediye etmek ve sorunlarını anlatmak birşey ifade etmiyor.. Esas bu tarlaları Ankara’daki siyasilere göstermek ve kendilerine kara lahana hediye etmek gerekir diye düşünüyorum…

İstanbul