AHISKA VE AHISKA TÜRKLERİ

Samsun seyahatim ve köklerimle ilgili yazılarıma bugün Ahıska ve Ahıska Türkleri hakkında sizlere bilgi aktararak son vermeyi istiyorum.

Ahıska, bugünkü Doğu hududumuz yakınında Ardahan iline bağlı Posof kasabasının kuzeydoğusunda Eminbey sınırkapısına 21 km uzaklıkta Kura nehrinin kollarından birinin kıyısında yer alan ve bugün Gürcistan sınırları iinde kalan bir kent olup Gürcü dilinde Ahaisihe olarak tanınmaktadır. Bakanlığım sırasında Eminbey sınır kapısına kadar giderek özlem içinde köklerimin geldiği Ahıska topraklarını seyr etmiştim.

Ahıska, Gürcistan topraklarında yer alan bir Gürcü kalesi iken XVI. yy’da Osmanlılar burasını alarak Çıldır eyaletine merkez yaptılar. XVI-XVII. yüzyıla ait Osmanlı belgelerinde Ahıska adının “Eyalet-i Çıldır / Nam-ı diğer Ahıska” olarak geçmektedir.

Gürcistan’ın fethinden sonra bu bölgeye Konya, Tokat, Yozgat ve diğer yerlerden Türkler yerleştirildi. Bölgede bulunan eski Oğuz Türkleri ile yeni yerleşenler birbirleri ile kaynaşmışlar ve 250 yıllık birliktelik (1578-1828) Rusların bölgeyi işgali son bulmuştur. Ahıska Türkleri, büyük bir zulme uğradı onbinlerce insan Anadolu’ya göç etmek zorunda bırakıldı.

Bu bölge zaman zaman tekrar Osmanlının hakimiyetine geçti ise de 1877’de aynı dram tekrarlandı. 93 harbi olarak adlandırılan Osmanlı Rus savaşının sona ermesiyle ahıska, Ahalkelek ve Batum’dan çok sayıda Türk Anadolu’ya tehcir edildi (göç etmesine neden olma). Gelenlerin büyük bir bölümü bugün Çorum, Alaca, İnegöl, Bursa gibi kentlerde oturmaktadırlar.

Bölge tekrar Türklerin eline geçmesine ve Osmanlı ordusunun Bakü’ye girmesine rağmen ne yazık ki I. Cihan Harbi sonunda yapılan antlaşmalarda Ahıska hudutlarımız dışında kaldı. Kafkasların Kızılordu tarafından işgal edilmesinden sonra Rusya’ya bağlı Sovyet Cumhuriyetleri kuruldu. Gürcistan Sovyet Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Abhaz, Acar ve Osetler için Özerk Cumhuriyet kurulurken Ahıska Türklerine bu imkan tanınmadı.

O tarihten itibaren hudutlar kapatıldığı için Türkiye ile her türlü iişkisi kesildi. Aydın ve din adamı olan Ahıska Türkü Gürcüler tarafından katliama tabi tutuldu ve binlercesi hapishanelere atıldı. Ayrıca soy isimleri Gürcüceye çevrildi.

Ahıska Türklerine uygulanan en ağır zulüm Stalin’in iktidarında yaşandı. II. Cihan Harbinde Rusya içlerine doğru ilerleyen Almanlarla işbirliği yapabilecekleri iddiası ile 14 Kasım 1944 tarihinde hayvan ve yük vagonlarına doldurulan AhıskaTürkleri Orta Asya bozkırlarına sürüldü.

Onların acı hikayelerini Fergana Vadisinde kendilerinden dinleyen Rusya 1960’lı yıllarda da Türk Ateşemilterliği yapan Kastamonu eski milletvekili Hasan Tosyalı’nın 1986 yılında bana anlatırken nasıl ağladığı halen gözlerimin önünde. Yaşadıkları acı olaylar eski bir subayı ne kadar etkilemişti…

Ahıska Türklerinin 1944 yılından 1956 yılına kadar bir ilçeden başka ilçeye gitmeleri, yüksek tahsil yapmaları yasaklandı.

1956 yılında Kruşev Orta Asya ülkelerine sürgün edilen Karaçay, Balkar, Çeçen, İnguş ve Kalmuklara yurtlarına dönüş izni vermesine rağmen Ahıska Türkleri ve Kırım Tatarlarına bu izni vermedi. Kırım Tatarları daha sonraki yıllarda bu haklarına kısmen kavuşmalarına rağmen Ahıska Türkleri bu haklarını hiçbir zaman elde edemedi. Gürcüler daha ileri giderek Ahıska Türklerinden dillerini Gürcüceye ve dinlerini hıristiyanlığa çevirmelerini istediler. Bu noktada 1944 yılında ahıska Türklerinin boşalttığı yerlere Ermenilerin yerleşmiş olduğunu ve bu durumun göçe imkan vermediğini de ifade ettikleri söylenmektedir.

Binbir zorluk içinde yaşayan Ahıska Türkleri 1989 yılında Orta Asya’da büyük bir provakasyon (kışkırtma) ile karşı karşıya kaldılar. özbek Türkleri ile Ahıska Türkleri birbirine kırdırıldı. Ruslar olaylara seyirci kaldılar. 100-120 bin Ahıska Türkü Özbekistan’dan ayrılmak zorunda bırakıldı. Göç onların kaderi olmuştu. Birçoğu Azerbaycan’a göç ettiler.

Bazı araştırmacıların Ahıska Türklerine kasdi olarak “Mesket”, “Mishet”, “Meshet” adını vermekte olduğunu bilgilerinize sunmayı isterim. Gerçekte “Meskhet” adı Güney Gürcistan’da yer alan bölgeye verilen Gürcüce coğrafi bir isimden sonra başka bir şey değildir. Ahıska Türklerini kimse başka bir isimle tanımlayamaz. Onlar öz be öz Türk soyundan gelmektedirler. Sovyet Rusya’da kimliklerinde “Türk” yazılı olan tek topluluğun Ahıska Türkleri olduğu bilinmelidir.

Sayıları yarım milyona yaklaşan Ahıska Türkü eski Rusya hudutları içinde darmadağınık bir konumdadırlar. Yerlerinden yurtlarından sürülen, bir asırdan fazla zamandan beri eziyet çeken Ahıska Türklerine yardım edilmelidir. 1992 yılında Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden gelen 150 aileye göç izni verilmesini şükranla karşılıyorum. Ama bu yeterli değildir. Türkiye Cumhuriyeti konuya sahip çıkmalıdır.

Gürcistan hükümetinin onları eski vatanlarına dönmelerini sağlamak için yoğun girişimlerde bulunmalıdır. Ahıska Türklerinin mağduriyetleri giderilmeli ve yüzleri güldürülmelidir.

İstanbul, 3 Nisan 2001

Not: Çeşitli kitap, ansiklopedi ve yazılardan faydalanılmıştır.