AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ

Samsun gezimle ilgili yazılarım ve yoğun eğitim faaliyetlerim nedeniyle sizlere uzun bir süreden beri, güncel olaylarla ilgili konularda değerlendirmelerimi sunamadım.

Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından 26 Mart günü İstanbul’da “Avrupa Birliği İçin Kadın Girişimi” konusunda yapılan toplantıya katıldım. Çok faydalı ve başarılı olduğuna inandığım bu sempozyuma Avrupa Birliği Komisyonu’nun ülkemizdeki Büyükelçi Karen Fogg ile birlikte 5 milletvekili, 4 bilim adamı, 4 oda temsilcisi, 1 bürokrat, 2 medya mensubu ve 1 emekli orgeneral konuşmacı veya yönetici olarak katıldı. Toplantıda dile getirilenler ve tartışılanlar batılıların deyimi ile tam bir “beyin fırtınası” yarattı.

Böyle bir toplantının ertesi günü okumakta olduğum Milliyet gazetesinde yapılan değerlendirmeleri okuduğumda çok şaşırdım ve üzüldüm. Şöyle ki, toplantıya konuşmacı olarak katılan Hava Kuvvetleri eski komutanı emekli Orgeneral İlhan Kılıç’ın kızı Ebru Kılıç’ın öğle yemeği esnasında Dedeman Oteli’nde kapkaççılar tarafından çantasının çalındığı haberi 1. sahifede oldukça büyük bir yer kaplarken, bu önemli toplantıya yorum köşesinde Sami Kohen “Ulusal Program Seferberliği…” başlıklı yazısında birkaç satırla değiniyordu… Medya görevini her konuda halkı bilgilendirmek olduğuna inanıyorum. ne yazık ki gazetelerin birçoğu magazinleşti…

Herşeye rağmen bu sempozyumda ortaya konulan önemli hususları aşağıda değerlendirmenize sunuyorum:

* Avrupa Birliği, Ulusal Programı destekliyor.

* Üyelik yolunun açılması için aday olan tüm ülkelerin uymak zorunda olduğu Kopenhag Kriterlerinde istenenlerde dahi bazı koşulların yerine getirilmesi anımsatılıyor.

* Türkiye ile 2004 yılında tam üyelik temaslarının başlayabilmesi için 2003 yılında hazırlanacak AB Komisyon raporunda insan hakları ve demokrasi ile ilgili olumlu kararlar olmalıdır. Bunun sağlanabilmesi için Türkiye Ulusal Programın öngördüğü reformları bir an önce uygulamaya koyması gerekiyor.

* AB konusunu ve Ulusal Programı gündemde tutmak gerekir. Bu görev sadece hükümetin değil tüm ulusundur.

* Sivil toplum örgütleri (kadın kuruluşları dahil), çeşitli mesleki kuruluşlar Ulusal Programın uygulanması sürecini hızlandıracak katkıda bulunmalıdır.

* AB’nin “Kadın Eşitliği” ile ilgili direktifine uyulmalı, normal ve yüksek öğretime kızların üst düzeyde katılımı sağlanmalıdır. Ayrıca çalışan kadın yüzdesi yükseltilmeli ve daha fazla kadının kaliteli işlerde çalışması için adımlar atılmalıdır.

Toplantının sonunda konuşan Karen Fogg’un dikkati çektiği bir hususu size aktarmayı istiyorum:

“Bakanlarınız Avrupa Birliği sürecinde kendi üstlerine düşen görevleri tanımlasın ve bunları kamuoyuna duyursun. Sivil toplum örgütleri de bu bakanların izleyicsi olsun.”

Değerli hemşehrilerim 1978 yılında Yunanistan’la birlikte tam üyeliğe davet edildik ne yazık ki tarihi bu fırsatı o zamanki siyasetçiler değerlendiremediler…

Yunanistan’ın 1981’de 2830 dolar olan kişi başına milli geliri bugün 13000 dolara yükseldi. Biz ise 3000 dolardan neredeyse 2000 dolara düştük. Avrupa Birliği içinde yer alan Yunanistan Türkiye ile olan sorunların çözümünde Avrupa devletlerini yanına aldı.

İnşallah bu defa hükümetler 1978’deki duruma düşmezler ve görevlerini yaparlar…

İstanbul