DERVİŞ PROGRAMI (2)

Devlet Bakanı Derviş programında krizden çıkılmak için getirilen çözüm yollarını ve bu hususta öngörülenleri özet halinde bu günkü yazımda sizlere sunmayı istiyorum.

Yeni programın temel amacı kur rejiminin terkedilmesi nedeniyle ortaya çıkan güven bunalımı ve istikrarsızlığı süratle ortadan kaldırmak ve eşanlı olarak bu duruma bir daha geri dönülmeyecek şekilde kamu yönetiminin ve ekonominin yeniden yapılandırılmasına yönelik altyapıyı oluşturmaktır.

Yeni program,

* Dalgalı kur sistemi içinde eflasyonla mücadeleyi kesintisiz ve kararlı bir biçimde sürdürmeyi,

* Bankacılık sektöründe kamu TMSF bünyesindeki bankalar başta olmak üzere hızlı ve kapsamlı bir yeniden yapılandırmayı, böylece bankacılık kesimi ile reel sektör arasında sağlıklı bir ilişki kurmayı,

* Kamu finansman dengesini bir daha bozulmayacak bir biçimde güçlendirmeyi,

* Toplumsal uzlaşmaya dayalı, fedakarlığın tüm kesimlerce adil bir biçimde paylaşılmasını öngören ve enflasyon hedefleri ile uyumlu bir gelirler politikası sürdürmeyi,

hedefler olarak seçmiştir.

Program çerçevesinde aşağıda sıralanan dört ana alanda 15 yasal düzenleme yapılmaktadır:

1- Mali Sektörün Yeniden Yapılandırılması.

2- Devlette Şeffaflığın Artırılması ve Kamu Finansmanının Güçlendirilmesi.

3- Ekonomide Rekabetin ve Etkinliğin Artırılması.

4- Sosyal Dayanışmanın Güçlendirilmesi.

Programın Makroekonomik Hedefleri:

* Yaşanan krizler nedeniyle Türk lirasının değer kaybıyla birlikte enflasyonda da bir sıçrama görülmüştür.

* Yılın (2001) tamamında GSMH’nın yüzde 3 dolayında gerilemesi beklenmektedir. Ancak büyüme hızı ikinci yarıda pozitif olacaktır.

* Yıl sonunda (2001) TEFE’deki (Toptan Eşya Fiyat Endeksi) artışın yüzde 57.6, TÜFE’deki (Tüketici Eşya Fiyat Endeksi) artışın ise yüzde 52.5 olması beklenmektedir. Yılın ikinci yarısında fiyat artışları yeniden yavaşlama eğilimine girecektir.

* Büyüme hızındaki düşüş ve iç talebin daralması sonucunda ihtilatın gerilemesi, rekabet gücünde sağlanan iyileşmenin ise ihracat ve turizm gelirlerini olumlu etkilemesi beklenmektedir.

* Kamu borç stokunda artışın kontrol altında tutulabilmesi için faiz dışı harcamalarda azami tasarrufun ve disiplinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Herşeyden önce devlet tasarruf edecektir.

* Finansman ihtiyacının tamamiyle iç piyasalarda karşılanması mevcut makroekonomik durumda mümkün değildir. Bu nedenle ek dış finansman sağlanması gerekmektedir.

* Hedeflenen enflasyonla uyumlu gelirler politikası uygulaması esastır. Memur maaşları enflasyonla uyumlu artırılacaktır.

* Düşük gelirli çiftçilerin doğrudan gelir desteği sistemi ile güçlendirilmesi temel ilkedir. Kısa dönemde, devletin destekleme alım fiyatlarının kuruluşların finansman imkanları dikkate alınarak ve hedeflenen enflasyonu aşmayacak şekilde artırılması öngörülmektedir.

* Türkiye yapısal reformlar gerçekleştirecek enflasyonu tek haneli rakamlara kalıcı olarak indirecek, kamu açıklarını sürdürülebilir düzeyde tutacak ve ilgili diğer kriterleri sağlayarak hem Avrupa Birliği’ne hem de Avrupa Para Birliği’ne üyelik için gereken yükümlülükleri yerine getirecektir.

Programın son kısmında yer alan son cümleleri aşağıda altını çizerek ortaya koymak ana görüşü belirttiği için vermeyi istiyorum:

  1. yüzyılda güçlü ve saygın bir devlet olabilmek için üretken ve güçlü bir özel sektörün, sağlıklı bir piyasa ekonomisi için de sosyal destek ve yasal denetleme görevini yapan bir devletin önemi çok iyi anlaşılmıştır. Güçlü ekonomiyi güven içinde çalışan bir özel sektör, etkin bir devlet ve geniş bir toplumsal dayanışma yaratacaktır. Özlemimiz, hedefimiz ve Türkiye’nin hak ettiği de budur.

İstanbul