İNSAN SAĞLIĞI VE ARITMA

Bugünlerde “Sağlık Haftası”nı kutluyoruz. İnsanlar sağlıklı oldukları sürece sağlığın ne kadar önemli olduğunu pek fark etmiyorlar. Ufak bir üşütme bile, bana bu hafta sonunda bir defa daha sağlığa ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini hatırlattı.

Bazı hastalıklar ise farkında olmadan insanları etkilemektedir. Bu etkenlerin başında son 50 yılda çevre kökenli olanları daha fazla dikkati çekmektedir. Su ile geçen hastalıklar en önde gelmektedir. Son yazımda açıkladığım gibi yüzeysel suların ve yeraltı sularının sanayi atıkları ile kirlenmesi de hızla artmaktadır ve bu konuda etkili olmaktadır.

Unutulmamalıdır ki, dünyada kullanılabilir su kaynakları çok kısıtlıdır. Yılda 40000 m3 tatlısu okyanuslardan kıtalara transfer olmakta, bu suyun çok büyük bir kısmı taşkınlarla ve diğer nedenlerle kaybolmaktadır. Yıllık kullanılabilir su potansiyeli 9000 km3 kalmaktadır. Buna karşılık dünya nüfusunun minimum yıllık su gereksinimi kişi başına 350 m3 civarındadır. Bunun 30 m3’ü evsel, 20 m3’ü endüstriyel ve 300 m3’ü tarımsal su gereksinimidir.

Bu tahminlere göre dünyamızın mevcut su potansiyeli yaklaşık 25 milyar nüfusun gereksinimlerini karşılar gözükmektedir. ancak bu tahminlerde kantite (miktar) gözönüne alınmış, kalite (temizlik) gözardı edilmiştir. Oysa kirlenme nedeniyle kişi başına her yıl bir 350 m3 su kallanılmaz hale gelmektedir. Bu durumda toplam gereksinim kişi başına yılda 700 m2 değerine ulaşmakta ve dünya mevcut suyun 13 milyar insana yeteceği görülmektedir. 2050 yıllarında dünya nüfusunun 12 milyar olacağı düşünülürse, insanlığın ne denli önemli ve ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Şu anda dünyada 2 milyar kişi sağlıklı suya sahip bulunmamaktadır. Tifo, kolera, dizanteri gibi su kıtlığından ölenlerin sayısı çok fazladır.

Kalkınmış ülkeler su kaynakları korumakta ve kirlenmemesi için her türlü tedbiri almaktadırlar. Bu nedenle yüzeysel sularını ve yeraltı sularını koruması konusunda büyük hassasiyet göstermektedirler. Bugün Almanya’da kullanılan suyun yüzde 70’i yüzeysel sulardan (ırmak, dere vb.) yüzde 30’u yeraltı sularından sağlanmaktadır. Türkiye’de yüzeysel sular hızla kirletildiğinden (Çorum çayı, Yeşilırmak, Kızılırmak, Porsuk, Sakarya gibi) kullanılan suların yüzde 30’u bu sulardan, geri kalan yüzde 70’i yeraltı sularından temin edilmektedir.

Yeraltı sularının aşırı tüketimi tarımda verimi düşürmekte, toprağın özelliklerini değiştirmekte ve çok değişik sorunlar yaratmaktadır. Bu nedenle özellikle yeraltı suları korunmalı ve hızla tüketilmemelidir.

Yerleşim yerlerinden kaynaklanan atıksular ile çevredeki etkileri çok daha belirgin olan ve doğa tarafından kolayca özümsenemeyen (temizlenemeyen) endüstriyel atıklar muhakkak arıtılmalıdır. Kanalizasyon ve arıtma sistemine zarar verebilecek endüstri suları deşarjdan önce ilgili fabrikada ön arıtmaya tabi tutulmalıdır.

Çorum’da yaşayan insanların sağlığının korunması, yüzeysel ve yeraltı sularının kirletilmemesi için planlama çalışmaları 1982 yılında başlatılan ve kısa süre önce işletmeye alınan Çorum Belediyesi Arıtma Tesisi tekniğin gerektirdiği gibi çalıştırılmalıdır. Buraya kullanılmış sularını verecek olan Çorum Organize Sanayi Bölgesi tesisleri ve diğer endüstriyel kanalizasyon ve arıtma sistemini koruyacak önlemleri almalı ve gerekli ise ön arıtma yapmalıdırlar.

İstanbul