YEREL YÖNETİMLER

Katıldığım Yerel Yönetimlerle ilgili iki toplantı nedeniyle sizlerle bu konuyu değerlendirmeyi istiyorum.

Yerel Yönetimler üzerinde ülkemizde son yıllarda önemli tartışmalar yapılmakta ve Yerel Yönetimler Kanunu değiştirilmek istenmektedir. Yerel yönetimler denildiği zaman ilk akla gelen belediyeler olmaktadır. Şu anda ülkemizde 16 büyükşehir belediyesi ve 3248 belediye bulunmaktadır. Ankara’da toplanan merkezi yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi tartışılan konular arasında önemli bir yer almaktadır.

Bu noktada yerel yönetimlerin yalnız belediyeler değil, valilerin başkanlığında çalışan İl Genel Meclislerinin de yerel yönetimler olarak belediyelerle birlikte anlaşılması gerektiğini düşünüyorum.

Bakanlığım döneminde de yerel yönetimlerin (Valiler, Belediye Başkanları, Kaymakamlar) birçok sorunu yerinde daha kolay, hızlı ve başarılı bir şekilde çözdüklerini tesbit ettim. Bu nedenle merkezi yetkilerin önemli bir kısmının yerel yönetimlere verilmesinin çok faydalı olacağına inanıyorum.

Devredilecek görevlerin özelliklerine göre gruplandırılması Valiliklere ve belediyelere dağıtılması yerinde olacaktır. Ülkenin birlik ve beraberliğini temin edebilme yanında hizmette verimli olabilme ve hükümetle olan ilişkileri sağlıklı yürütebilme için 81 ilimizin valisine oldukça geniş yetki ve görevler verilmelidir. 3248 Belediye Başkanının görev alanları da bu kapsamda genişletilmelidir. Bu görev devredilmesi Yugoslavya’da olduğu gibi parçalanmaya da neden olmamalıdır.

22-23 Şubat 2001 tarihinde istanbul’da, Yıldız Teknik Üniversitesi, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği ve Alman Kültür Enstitüsü’nün birlikte tertiplediği “Çevreye Duyarlı Yerel Yönetimler” sempozyumuna katıldım. Almanya’dan ve ülkemizden çok değerli konuşmacıların katıldığı bu toplantıya bünyesinde her partiden 300’ün üzerinde belediyenin toplandığı Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği’nin gayretine rağmen katılan belediye başkanlarının sayısının bir elin parmaklarından az oluşuna çok üzüldüm.

Dün ise Belediye Başkanımız Prof. Dr. Arif Ersoy’un faks göndererek davet ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 5-8 Nisan tarihleri arasında tarihi Feshane binasında tertiplenen “Yerel Yönetimler Haftası”na katıldım. Yukarıda anlattığım toplantının aksine çok sayıda belediye başkanı katılımcılar arasında yer aldığı gibi açtıkları standlarda (sergi yeri) belediyelerini tanıtmaya çalışıyorlardı.

Sayın Ersoy ve arkadaşları bana ve birlikte gittiğimiz Çekva Yönetim Kurulu 2. Başkanı Sabit Velidedeoğlu ile değerli eşi Nedret hanıma büyük ilgi gösterdiler. Çorum Belediyesi sergi kısmının tarihi bir Çorum evi gibi hazırlanmış ve tüm standlar arasında en ilgi çekenlerden birisi olduğunu iftiharla söyleyebilirim. Çorum’da üretilen tüm ürünlerin sergilenmesi şehrimizin tanınması bakımından çok faydalı olacaktır. Gelenlere ikram edilen “Çorum leblebisi” Çorum’un bilinen ününü daha da artıracaktır. İstanbul’da yaşayan ve yıllardan beri şehrimizin özlemini çeken hemşehrilerimizin Belediye Başkanını nasıl bir özlemle kucakladıklarını görmeliydiniz…

Gezdiğimiz diğer bir stand ise Bağcılar Belediyesi’nin sergi yeri oldu. Belediye Başkanı hemşehrimiz Feyzullah Kıyıklık bizleri büyük coşku ile karşıladı, kucakları ve baş köşeye oturttu. Orada bulunanlara ve sonradan gelenlere hemşehrim diyerek bizi iftiharla tanıttı. Üç dönemden beri başarı ile görevini yürüten sayın Kıyıklık Çorum Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kurucusu olduğu gibi tüm hizmetlerini de coşkuyla desteklemektedir.

Başarılı geleceğine inandığım “Yerel Yönetimler Haftası”nı yalnız Fazilet Partili belediyelerin katılmasını anlayamadım. Bu tip haftalara, farklı partilerin idaresinde bulunan belediyeler de katıldığı zaman daha çok etkinlik ve başarı sağlanacağını düşünüyorum. Her parti ayrı ayrı böyle haftalar düzenlerse birlik ve beraberliğimiz ne olur diye de sormadan yazıma son vermeyi istemiyorum.

İstanbul