BELİRSİZ GELECEK VE GÖÇ

Son kriz nedeniyle yaklaşık 1 milyon insanın işsiz kaldığını ve diğer taraftan 1 milyon 700 bin Türk’ün ABD’de oturma ve çalışma hakkı sağlayan “Green Card” (yeşil kart) almak için başvuruda bulunduğunu bir önceki yazımda sizlere geniş bir şekilde açıklamıştım.

İşsizliğin yarattığı sorunları bir öğretim üyesi olarak yakinen izlemekteyim. Türkiye’nin en önde gelen İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Çevre Mühendisliği Bölümünden mezun olan gençlerimizin iş bulamayışları ve yaşadıkları psikolojik çöküntüyü görmek ve herhangi bir şey yapamamak beni kahrediyor… Mezun olmasına rağmen halen ailesinden harçlık almak genci üzüyor… Bu sıkıntılı durum aileyi karamsarlığa itiyor… Neticede tüm bu sıkıntılar birleşince umutsuzluk ülkeyi sarıyor…

İşsizliğe çare bulmak içi yatırım yapılması şart… Bu yılın Ocak-Mayıs döneminde teşvikli 3,5 katrilyonluk yatırım toplam 58 bin 31 kişiye iş yaratacak. Yatırım rakamlarının, yılın geri kalan bölümünde de aynı şekilde seyretmesi halinde, yıl içinde yaratılacak istihdam 130 bin civarında olacak. Bu rakamlara göre her bir kişilik isktihdam yaratabilmek için ortalama yatırım tutarının 60,7 milyar olması gerekiyor. Ülkemizde artık herşey dolarla ifade edildiğine göre 54 bin dolar yatırıldığında bir kişiye iş sağlanıyor.

Bu rakamı esas alarak son krizde işsiz kalan 1 milyon vatandaşımıza iş sağlayabilmek için 54 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. İçinde bulunduğumuz şartlarda 10-15 milyar dolar alabilmek için Dünya Bankası’nın ve IMF’in bütün şartlarını kabul etmeye zorlandığımız bir ortamda işsizlik sorununun çözümü kolay değil…

İşte bu ümitsiz durum ve belirsiz gelecek insanlarımızı yurt dışında iş bulmaya ve ABD gibi ülkelere göçe zorluyor. Bu konuda Prof. Dr. Tülin İçli, “Türkiye’nin iş, kariyer, sosyal ve ekonomik anlamda bir gelecek vaat etmemesi, kaçışın en önemli nedenlerinden biri” derken, Prof. Dr. Nur Vergin ise “Türkiye’den göç furyası yeni değil. Yeni olan göç edenlerin özellikleri. Tahsilli, dil bilen insanlar. Türkiye’de gelecek belirsiz” diyor ve “Türkiye’nin yetişmiş insanlarını sosyal sermayesini kaçırması olağan. Sosyal sermayesini yitirecek bir ülkenin kaybı savaştaki kayıpları kadar vahim olacaktır” diyerek önemli bir konuya dikkat çekmektedir.

Çocuklarının yurtdışında yaşadıklarını söyleyen Prof. Dr. Yahya Tezel, “Onlara dönün diyemedim. İkisi de parlak öğrencilerdi ama burada onları bekleyen manzara çok da iyi değildi” diyor ve “Yazık ki, ülkemiz içinde yaşanacka bir ülke gibi görünmüyor. Bunun nedeni hırsızlıklar, yolsuzluklar ve kamusal alandaki kokuşmuşluk” şeklinde çok üzücü ve ibret verici bir açıklamada bulunuyor.

Çözüm bulması gereken siyasetçilerden birisi ise, “Giden Türklerin gelirlerini Türkiye’ye aktarması kaynak yaratır. Yani sonuçta Türkiye’ye faydalı olurlar” şeklinde popülist bir açıklama getiriyor ve “önemli olan beyin göçü vermemek. İşte o zaman üzülürüm” diyerek yine de konunun önemini görmemezlik yapamıyor.

Yaşadığımız kriz ülkemizin ekonomik durumunu çok olumsuz etkilediği yadsınamaz. Krizin “sosyal boyutu” ve “sosyal etkisi” yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

İstanbul

Bu yazı 26.6.2001 tarihli Milliyet Gazetesi’nden faydalanılarak hazırlanmıştır.