BULGARİSTAN’LI IVAN

Geçen hafta Bulgaristan’ın Karadeniz kıyısında bulunan Varna kentinde “Dünya Su Birliği” ile “Bulgaristan Su Temsilciliği” tarafından tertiplenen “3. Kıyı Kentlerinin ve Karadeniz’in Su Sorunları” isimli beynelmilel bir toplantıya katıldım.

Üç yılda bir Varna’da tertiplenen bu toplantıların ikincisine de 1998 yılında tebliğ vermiştim. 1993 yılında Sofya’da düzenlenen “Alman-Bulgar Kullanılmış Su Arıtımı” konulu sempozyuma da iştirak etmiştim. Bu toplantıdan önce kardeşim Mehmet Samsunlu ile birlikte Bulgaristan’ın Gabrova kentinde birkaç gün geçirmiştim. Bu seyahatlerimin büyük bir kısmını otobüslerle yaptığım için Bulgarlarla, Bulgaristan’da yaşayan Türklerle ve Türkiye’ye göç etmiş Türklerle temas etmek ve Türk-Bulgar ilişkileri hakkında konuşmak fırsatı buldum. Ayrıca sempozyum, seminer ve toplantılarda Bulgaristan’ın eğitim görmüş ve üst seviyelerde yer olan insanları ile dostluk kurdum ve sohbet ettim.

Bulgarlar, Balkanları ve Bulgaristan’ı yaklaşık 500 yıl idaresinde bulunduran Osmanlıların torunu olarak bizlere karşı mesafeli ve bir kısmının belirli ön yargısı olmasına rağmen komünist rejim zamanında kendi köklerinden gelen idarecilerin uyguladıkları baskı ve istibdat ile mukayese edince biz Türklere daha ılımlı yaklaştıklarını ifade etmekten de çekinmiyorlar. Bilhassa Türklerle bir arada yaşayanlar ve Türkiye’ye gelenler oldukça Türk dostular. Ben de bu yazımda size Bulgar kökenli bir dostumu tanıtmayı istiyorum.

1960’lı yıllarda Hollanda’nın Delft Üniversitesine yüksek lisans yapmaya giden genç mühendis Ivan Sekonlov eşi Marial ile birlikte ülkesine dönmeyip, Almanya’nın Stuttgart Üniversitesinde asistanlığa başlaması üzerine Bulgar vatandaşlığından atılır. 1973 yılında Stuttgart Üniversitesinde öğrenim üyesi olarakçalışan arkadaşım Prof. Oktay Tobosaran’ı ziyaretimde doktorasını bitirmiş olan Ivan ile tanışma fırsatı buldum. 1975 yılında İzmir’de tertiplemiş bulunduğumuz “Türk-Alman Çevre Sempozyumu”na katılanlar arasında Ivan da bulunuyordu. Varna’da Türklerle birlikte geçirdiği günleri ve o günlere ait hatıralarını bizlere anlattı. Eğlence akşamımızda Türkçe ve Bulgarca şarkılar söyledi. “Bastırma, Bastırma” diyerek müziğe uyarak göbek attı. O tarihten itibaren iki yılda bir münavebe (dönüşüm) ile Stuttgart ve İzmir’de yürüttüğümüz bu toplantılarda dostluğumuz gelişerek devam etti. Ülkesine gidemeyen Ivan Türkiye’de Marmaris yakınlarında ülkemizin cennet köşelerinden biri olan Hisarönü’nde arsa aldı ve güzel bir ev yaptı. Vatan hasretini eşiyle beraber Türkiye’de giderdi. Şu anda Hamburg-Harburg Teknik Üniversitesi’nde profesör olarak çalışan ve Alman vatandaşı olan Ivan, eşi Maria ve kızı tam bir Türk dostudurlar.

Bulgaristan’la ilgili yazılarıma devam edeceğim.

İstanbul, 11 Haziran 2001