DELİORMANLI AHMET

Bulgaristan’a yaptığım gezilerden birinde, 1993 yılında onu Varna otobüsünde tanımıştım. Osmanlı döneminde hudutlarımız içinde bulunan Deliorman tarihimizde önemli bir yer tuttuğu gibi çıkardığı sayısız güreşçisi ile de tanınmaktadır.

Soydaşlarımıza uygulanan dayanılmaz baskılar sonucunda Deliorman’daki evini barkını ve herşeyini terkederek 1989 yılında Türkiye’ye sığındığını anlatan Ahmet o günlerini hatırlayıp gözleri yaşarıyordu… O zaman hududu geçer geçmez “Vatan Toprağını” öptüğünü ve korkusuz dakikalarının ilk anlarını yaşadığını vurguluyordu…

Zor günlerinde Bursa’daki akrabalarının yanına giden Ahmet devletinin, Bursa halkının ve akrabalarının gösterdikleri yakın ilgi ve yardımını şükranla ifade ediyordu… Kısa bir müddet sonra iş bulan Ahmet, daha sonra devletin kendileri için yaptırdığı göçmen evlerine yerleşince tam huzura ve güvenceye kavuştuğunu coşku içinde açıklıyordu…

1990 yılında komünist rejimin çökmesinden sonra Bulgaristan’da büyük değişiklikler meydana geldiğini ve kendilerinin geride bıraktıkları evlerine dönmelerine müsaade edildiğini ve rejim tarafından ellerinden alınan bağ, bahçe ve tarlalarının geri verildiğini büyük sevinçle anlatıyordu…

Sekiz saate yaklaşan otobüs yolculuğunda Ahmet’le uzun uzun sohbet ettik. Beni Deliorman’ın Şumnu kasabası yakınındaki köyüne davet etti. İnşallan birgün kendisini ziyaret etme imkanı bulurum.

Bu seyahatimde ise sayısız göçmen Türk ile konuşma fırsatım oldu. Bulgaristan’ın Avrupa Birliğine girme sürecinin hızlanması ve ayrıca başta Almanya olmak üzere sekiz ülkenin (Schengen antlaşmasına bağlı olarak) Bulgar vatandaları için vizeyi kaldırma kararı, göç etmiş Türkleri iki pasaportlu olmaya yönlendirmiş. Hepsi de Bulgaristan’ın kendilerine sağladığı bu imkanı sonuna kadar kullanmak düşüncesindeler.

Bulgaristan’ın içinde bulunduğu ekonomik zorluklar, Türklerin büyük bir çoğunluğunun işsiz oluşu, geçim zorluğu ve emekli maaşının 50 levra (1 Leva=1 Mark) oluşu gibi nedenlerle hepsi Türkiye’de çalışmayı ve kazanmayı istiyorlar. Kazandıkları para ile orada yaşayanlara yardım ediyorlar ve yatırım yapıyorlar.

Bulgaristan’dan gelen Türkler için Türkiye geliri bol bir cennet olarak değerlendiriliyor. Çok çalışkan olan bu vatandaşlarımız Türkiye’de kısa sürede başarılı olmuşlar ve zenginleşmişler.

Otobüste bulunan genç bir göçmen ailesi ile ankara’da kurduğu işletmede 40 kişi çalıştırdıklarını ve yatak, yorgan ile her türlü örtüyü imal ettiklerini ve Bulgaristan’a ihraç ettiklerini ve kendilerinin Bulgaristan’da bir dağıtım teşkilatları olduğunu büyük bir sevinçle anlatıyordu.

Bütün yaşadıklarım ve duyduklarım beni gururlandırdı ve sevindirdi… Çalışınca neler yapılabiliyor…

İstanbul, 21 Haziran 2001